LÜBNANLAŞMA

Tarihçi yazar, İletişim ve Strateji uzmanı Dr. Naim Babüroğlu 08 Ağustos 2026 tarihli yazısını kendi oluru üzerine internet gazetemizde yayınlıyoruz.

LÜBNANLAŞMA
LÜBNANLAŞMA Admin
Bu içerik 45 kez okundu.

İSVEÇ POSTASI

Lübnanlaşma

Naim Babüroğlu

Bir ülke nasıl çöker?

Savaşla mı?..

Ekonomik krizle mi?..

Tarih, büyük devletlerin çöküşünde başka bir gerçeği gösterir.

Roma’dan Osmanlı’ya...

Yugoslavya’dan Lübnan’a...

Devletler, önce sınırlarını değil, ortak kimliklerini kaybetmeye başlar.

Çünkü bir milleti ayakta tutan yalnızca ordusu değildir.

Ortak hafızasıdır, ortak dili, ortak kaderidir.

İşte, siyaset biliminin “Lübnanlaşma” dediği süreç, tam da burada başlar.

★★★

Bir zamanlar...

Lübnan, “Orta Doğu’nun Fransa’sı” diye anılırdı.

Başkent Beyrut, “Doğu’nun Paris’i” idi.

Akdeniz’in en önemli finans merkeziydi.

Bankalarıyla ünlüydü.

Turizmin göz bebeğiydi.

1960’lı yıllarda Beyrut’a gitmek, Paris’e gitmek demekti.

Bugün ise...

Aynı şehir, dünyanın en istikrarsız başkentlerden biri....

Peki...

Ne oldu?..

★★★

1967 ve 1973 Arap-İsrail savaşları sonrasında, yüz binlerce Filistinli göçmen Lübnan’a geldi.

Ve Lübnan, çöküşe doğru yol almaya başladı.

1975’te iç savaş başladı.

15 yıl sürdü.

Yaklaşık, 150 bin kişi hayatını kaybetti.

Yüz binlerce insan ülkesini terk etti.

Milyarlarca dolarlık servet yok oldu.

Ve Beyrut, bir daha eski Beyrut olamadı.

★★★

Bugün, Lübnan’da Cumhurbaşkanı Maruni Hristiyan...

Başbakan Sünni Müslüman...

Meclis Başkanı ise Şii Müslüman...

Parlamentodaki sandalyeler de mezhepler arasında paylaşılır.

Bürokrasinin önemli makamlarında da benzer dengeler gözetilir.

Bu sistem, vatandaşlık bilincini yok etti, mezhep kimliklerini güçlendirdi.

Devlet küçüldü.

Cemaat büyüdü.

Cemaatlere bağlılık esas oldu.

Liyakat sistemi çöktü.

★★★

Her grubun dışarıda bir koruyucusu oluştu.

Maruniler için Fransa...

Şiiler için İran...

Sünniler için uzun yıllar Suudi Arabistan...

Böylece Lübnan’ın iç siyaseti, Lübnanlıların sorunu olmaktan çıktı.

Ülke, dış güçlerin çatışma alanına dönüştü.

★★★

İşte “Lübnanlaşma” denilen süreç budur.

Devletin yerini cemaatlerin...

Vatandaşın yerini mezhebin...

Liyakatin yerini, cemaatlere bağlılık ve kotanın...

Millî egemenliğin yerini, dış müdahalelerin aldığı bir coğrafyadır...

★★★

Ve Irak...

ABD işgalinden sonra hazırlanan 2005 Anayasası’yla...

Cumhurbaşkanlığı Kürtlere...

Başbakanlık Şiilere...

Meclis Başkanlığı Sünnilere bırakıldı.

Kürtler, ulusal kimlik temelinde tanımlanırken...

Araplar mezheplere ayrıldı.

Böylece, ortak vatandaşlık bilinci yok edildi.

Ve Irak güvenliğini sağlayamayan bir ülke konumuna geldi.

★★★

İşte Atatürk’ün stratejik öngörüsü...

Atatürk, neden “ümmet” yerine “millet” dedi?

Neden laikliği, milliyetçiliği ve millî egemenliği Cumhuriyet’in temel direkleri hâline getirdi?

Çünkü Cumhuriyet’in kurucu kadrosu, yalnızca Osmanlı’nın yıkılışını değil...

Balkanlar’ın parçalanışını...

Orta Doğu’nun, emperyalist devletler tarafından cetvelle çizilen sınırlarını da görmüştü.

Ve şu gerçeği biliyordu:

Bir devlet, vatandaşlarını etnik, dinî ve mezhepsel kimliklere göre ayırmaya başladığı gün, çözülme de başlar.

Makalenin devamını okumak için linki tıklayınız:

Lübnanlaşma - Naim Babüroğlu - Sözcü

#Lübnan #Lübnanlaşma #Roma #Osmanlı #Yugoslavya #Orta Doğu
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN