Bugün Sosyaldemokrat İşçi Partisi Başkanı Stefan Löfven, Margot Wallström ve partililer Katarina Kilisesi mezarlığındaki kabrini ziyaret ederek kırmızı gül bıraktılar. Stefan Löfven mezarı başında, “Anna hem günlük yaşama hem de politikaya bağlıydı. Bu da onu çok değerli kılıyordu” dedi.
Anna Lindh dışişleri bakanlığını yürütürken öldürülmüştü. Eğer öldürülmeseydi. Belki de bugün Sosyaldemokrat partinin başkanlığını yürütüyor olacaktı. Anna Lindh geleceğin İsveç Başbakanı olarak değerlendiriliyordu.
Stefan Löfven duygularını ziyaret sonrası şöyle dile getirdi; “Biz her yıl mezarını ziyaret ediyoruz. Bu çok güzel ve anlamlı. Aynı zamanda acıklı bir durum. Biz, gerçekten Anna’nın yokluğunu duyuyoruz. Günlük yaşamımızda, toplantılarımızda onun sözlerinden alıntılar yapıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Anna Lindh yürütüğü Dışişleri Bakanlığı döneminde uluslararası arenada da takdirle karşılanan bir kişiliğe sahipti. İsveç’in dışarıya açılan yüzünün görüşleriyle en önemli aynasıydı. Anna Lindh’din öldürülmesi hem İsveç siyasi yaşamı hem de dünya siyaseti açısından önemli bir kayıp oldu.
Anna Lindh’e Tanrıdan rahmet diliyoruz.
İsveç Postası
