14 Eylül genel seçimlerinden sonra Sosyaldemokrat lider Stefan Löfven tarafından kurulan azınlık hükümeti deklarasyonu’nda Filistin’i tanıyacaklarını açıklamışlardı. Bunun ne zaman gerçekleşeceği konusunda fazla bir bilgi verilmemişti. Basın toplantısından sonra erken değil mi gibi sorularla karşılaşan bakan Wallström, “geç bile kaldık. Daha önce yapılmalydı” ifadesini kullandı.
Basına dağıtılan açıklamada; “İsveç, bu kararla barış görüşelerini kolaylaştımak ve eşit koşullarda yürümeyen çalışmalara ılımlı güçlerinin yanında yer alarak, barış görüşmelerinin kesildiği dönemlerde geleceğe yönelik güven duygusu yaratmak için destek vermek istiyor.
Bu kararla amacımız, İsrail ve Filistin halklarının gelecekteki yaşamlarının yan yana barış ve güven içerisinde birlikte devamlerini sağlamaktır. Biz, her iki halkın geleceğe umutla ve güvenle bakmalarını, gelecek kuşakların, gençlerin korkusuz ve herhangi bir risk altına girmeden yaşamalarını devam ettirmelerinden yanayız. Bugünkü olumsuz koşullara seçenekler ortaya koymaya ve barışa hizmet etmek istiyoruz.
Hükümetimiz aynı zamanda beş yıllık ekonoımik yardım kararı da aldı. Bununla Filistin’in yeniden yapılanmasına insancıl açıdan yardımcı olmak istiyoruz.
İsveç’in yardımlarının amacı, sosyal alandaki gelişmeleri, kadınların sosyal yaşamlarını ve topluma katılımlarını, insanların yerleşim bölgelerinde kalmalarını ve çevre ve iklim değişikliklerine katkı koyabilecek güçleri harekete geçirmektir. Bu yardımlarla, ılımlı ve şiddet yanlısı olmayan demokrasi, insan hakları ve eşitlik yanlısı güçlere yardımcı olmaktır” denildi.
Sağcı muhalefet partileri bu kararı hem aceleci hem dengelerin gözetilmemiş olduğu ve ahmakça alınmış bir karar olarak değerlendiriyor. İsrail’in bu karara sert tepki göstereceği ise, bilinen bir durum olarak değerlendiriliyor.
İsveç Postası
