İSLAM’DA TERÖR YOKTUR

Son günlerde Paris katliamıyla bir kez daha gündeme giren “İslam ve Terör” kavramı üzerine Stockholm Din Hizmetleri Müşaviri Sayın Fatih Mehmet Karaca’yla konuştuk.

İSLAM’DA TERÖR YOKTUR
İSLAM’DA TERÖR YOKTUR
Bu içerik 1882 kez okundu.

Kısaca özgeçmişinizi anlatır mısınız?


İsveç’te yaşayan bütün vatandaşlarımızı Allah’ın selamıyla selamlıyor, bana bu fırsatı verdiğiniz için şahsım ve kurumum adına sizlere teşekkür ediyorum. Ankara’da dünyaya geldim. Aslen Yozgatlı olmakla birlikte ömrümün büyük bir kısmını İstanbul’da geçirdim. Hafızlığımı bitirdikten sonra sırasıyla İstanbul İmam-Hatip Lisesi ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldum. Diyanet İşleri Başkanlığı İstanbul Haseki Eğitim Merkezini bitirdim. Halen Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Doktora eğitimime devam etmekteyim. Evli ve 2 çocuk babasıyım. İyi derecede Arapça ve İngilizce bilmekteyim.
 

Batı dünyasının İslam’a bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz? Eğer olumsuz bir değerlendirmeye sahipseniz, nedenleri ne olabilir?


Batı dünyası genel itibarıyla İslam’a doğu gözüyle, yani “oryantalizm” gözüyle bakmaktadır. Bu bakış Edward  Said’in tanımıyla daha iyi anlaşılabilir. “…oryantalizm modern tarihin başlangıcından günümüze kadar geçen süre içinde, yabancı bir dünyayı ele alan bir düşünce sistemi olarak, farklılıklar üzerine kurulmuş bütün diğer bilim dalları gibi maalesef  insan düşüncesini “doğu” ve “batı” olmak üzere iki bölüm içinde kanalize etmiştir. Söz konusu eğilim oryantalizmin özü, teorisi ve pratiğidir.”
 

“İslam ve Şiddet” ya da “İslam ve Cihad” terminolojisi içerisinde günümüz koşullarında İslam’ı değerlendirmek doğru mudur?


“İslam ve Şiddet” kelimeleri ile “İslam ve Şiddet/Terör” kelimesini ifade ettiğiniz düşüncesiyle bu pencereden bakarak sorunuzu cevaplamak istiyorum. Önce şunu ifade etmem gerekiyor: “İslam’da terör yok” cümlesi doğrudur, ama “şiddet yok” cümlesi hiçbir din ve seküler sistem için doğru değildir. Başta, gerekli olduğunda savaş olmak üzere cezalarda ve suçu önleme, meşru savunma hallerinde kanun ve kurallarla belirlenen ölçüde şiddet kullanılmaktadır.


Terör, meşru olmayan, hak edeni etmeyenden ayırmayan bir şiddettir ve elbette İslam’da yeri yoktur, bir insanlık suçudur, onunla, ayrım yapmadan, birini hoş görüp veya ona ses çıkarmayıp diğerini karşımıza alma çelişkisine düşmeden top yekûn mücadele etmemiz gerekmektedir.


İnsanlığın iki önemli ihtiyacı “özgürlük ile bir arada barış ve huzur içinde yaşama” hedefi, ikisi arasında denge kurulmadığı, birine diğerinin aleyhine ağırlık verildiği takdirde çatışmakta, bundan da pek çok problem doğmaktadır.
 

İslam adına kişi kendinde şiddete başvurma hakkını görebilir mi?


Hiçbir şahıs, muttali olduğu bir yanlışı ortadan kaldırma veya düzeltme adına bile olsa din, dindarlar veya kamu adına hareket edip şiddete başvurma hakkına sahip değildir.

Halkının çoğunluğu ya da devleti İslami kurallara göre yönetilen ülkeler, bir araya gelip neden İslam adına başvurulan şiddete karşı sert önlemler almıyorlar da sadece kınamayla yetiniyorlar?


Keşke bu soruda yer alan ülkeler böyle bir konunun problem olarak varlığından haberdar olsa. Bu bile çözüm adına yeterli olacaktır aslında.
 

İslam adına şiddeti ortadan kaldırmak olanaklı mıdır? Değilse, neden?


Sözde, İslam adına hareket ettiğini iddia ederek terörist eylemlerde bulunanların, İslam’ı tam olarak bilmediklerini, İslam’ın gerçek bakışını özümseyemediklerini düşünüyorum. Müslüman olduğunu ifade eden herkes, dini, birbirinden ve Müslümanların günlük pratiklerinden değil, doğru kaynaklardan öğrenmelidir. Bu gerçekleştirilirse İslam adına, sözde Müslümanlar tarafından uygulanan yanlış uygulamalar ortadan kalkacaktır.
 

13 Ocak günü Stockholm’da düzenlenen Paris katliamını protesto mitinginde Müslüman örgütlerini göremedim. Sizce neden?


Müslümanların daha özgüvenli olmaları ve başkalarıyla iletişim kurma konusunda daha fazla gayret göstermeleri gerektiğini düşünüyorum.
 

Basın ve düşünce özgürlüğünü nasıl değerlendiriyorsunuz?


İnsanı, diğer canlılardan ayıran en önemli özellikler akıl, din, ahlak, hukuk ve san’attır. İnsanı insan yapan bu özelliklerin önüne zorunlu olmayan sınırlar konmamalı, engellemeler yapılmamalıdır.
 

Düşünce özgürlüğü şiddeti teşvik etmediği ve başkalarının hak ve özgürlüklerine zarar vermediği sürece -ve bu sınıra kadar- serbest olmalıdır. Sınırı aşınca, ya “çatışma, huzursuzluk, kavga, mukabele, iç barışın bozulması” gibi kötü sonuçlarından şikâyet edilmeyecek, yani barış ve huzur aşırı özgürlüğe feda edilecek veya bu ikincisini de var edebilmek için düşünce özgürlüğünün zorunlu sınırları olacaktır.
 

İnsanların temel duygularını değiştirmek mümkün değildir. Kutsallara sahip çıkmak da bunların başında gelir.
 

Buna karşı özgürlükleri savunanların inanç ve düşüncelerini sonuna kadar ifade edebilmelerine imkân tanımak da gereklidir; ancak bu özgürlük, şiddeti tahrik ve hakaret sınırına geldiğinde ona dur demek düşünce özgürlüğünü ortadan kaldırmaz.
 

Kötü niyetli şahıslar ve çevreler, her değerliyi istismar ettikleri gibi bunları da kötü emelleri için kullanarak dünyada ve toplumda kaos oluşturmak, sonra da bulanık suda balık tutmak isteyebilmektedir. Bunu engellemenin yolu da akıllı, hikmetli, danışmalı ve dayanışmalı hareket etmektir.
 

Arı kovanına değnek sokarak kendini sokturmak, sonra da “yetişin, ben arıların zulmüne uğradım” diye bağırmak ne anlama gelir? Bunu da etraflıca düşünmek gerekmektedir.


Teşekkür ederiz


Mustafa Sönmez/İsveç Postası

stockholm din hizmetleri müşaviri fatih mehmet karaca islam terör şiddet
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN