İKTİDAR MUGALATASINDA MUTLAK BUTLANIN YERİ
Türker Ertürk

İKTİDAR MUGALATASINDA MUTLAK BUTLANIN YERİ

Bu içerik 77 kez okundu.

Mugalata, Arapça kökenli bir kelime olup; “yanıltıcı akıl yürütme” anlamına gelir. Kelimeye felsefi olarak baktığımızda ise; doğru gibi görünen, gerçekte ise hatalı olan bir akıl yürütme veya tartışma yöntemi olarak tanımlanır. Amacı bazen karşı tarafı ikna etmek, bazen de tartışmayı kazanmak için gerçeği bilerek çarpıtmaktır.

Aynı anlamda Türkçemizde kullanılan diğer bir kelime de safsatadır. Safsata kelimesi; görünüşte mantıki olan, gerçekte ise temelsiz ve yanıltıcı olan argümanları ifade eder. Kökeni Eski Yunancaya dayanır ama Arapça üzerinden dilimize geçmiştir.

Bayrak İnmez, Ezan Susmaz, Vatan Bölünmez!

“Ekonomiyi neden eleştiriyorsun? Önce geçmiş hükümetlere bak!” argümanı; tipik bir mugalata örneğidir. Burada asıl konu olan ekonomi yerine, tartışmayı başka bir konuya çekmek amaçlanmıştır. Bu iktidar döneminde yaygın olarak kullanılan mugalata örneklerinden biri de iktidara yolsuzlukların, ihalelerdeki usulsüzlüklerin, hırsızlıkların, kafasında tüy bitmemiş yetimin ve öksüzün hakkını yiyenlerin hesabını somut delillere dayanarak sorduğunuzda size verilen “Bayrak inmez, ezan susmaz, vatan bölünmez!” yanıtıdır.

Kısacası mugalata; safsata demektir. Ancak her safsata bilinçli yapılmaz; bazen bilgi eksikliğinden, bazen de kasıtlı olarak karşı tarafı yanıltmak amacıyla ortaya çıkabilir. Bunlar; ilk bakışta mantıklı ve ikna edici gibi görünse de özünde hatalı veya geçersiz akıl yürütmeye dayanan düşünce veya argümanlardır.

İdari ve Yargısal Cinayetlerin Azmettiricisi

Bugün Türkiye’de muhalefet; iktidarın uzun dönemdir devlet aygıtını da kullanarak, sistematik olarak uyguladığı mugalataya maruzdur. Devlet ricalinin dilindeki sistematik mugalata; idari ve yargısal cinayetlerin azmettiricisi durumuna gelmiştir. İktidar eliyle bir yapıyı sürekli gayrimeşru ilan ederseniz; adliyedeki bir memur veya hâkim de o yapının iradesini yok sayma cüretini kendinde bulur.

İktidarın CHP başta olmak üzere muhalefete yönelik uyguladığı söylemsel linç, kurumsal işgalin rıza zeminini oluşturma hamlesidir. “Mutlak Butlan” ise; hukuk maskeli bir mugalatadır. Ana muhalefetin kurultay süreçlerine yönelik “Mutlak Butlan” gibi teknik iddialar ve zorlamalar, hukuki birer zorunluluk değil; iktidarın söylemsel mugalatasını somutlaştıran birer hukuki bulandırma aracıdır. İktidarın siyasi hedefi; CHP'yi felç etmek, kendi içine kilitleyip kavga ettiren ve topluma “Bunlar daha kendi kongrelerini bile yönetemiyor!” algısını yaratmaya, yani sahte çıkarım pompalamaya çalışmaktır. “Mutlak Butlan” kararı; adaleti tecelli ettirmek için değil, meydanlardaki “CHP işlevsizdir'’ mugalatasına “yargı ambalajı” sarmak için üretilmiştir. Amaç; ana muhalefetin enerjisini hukuki labirentlerde tüketmek ve topluma sahte bir haklılık duygusu pazarlamaktır.

Gündelik Siyaset Diliyle Konuşmamalı

Esas sorun; mugalatanın iktidarın elinde öldürücü bir araç olduğunun, “Mutlak Butlan” olayı ve benzerlerinin üst düzey devlet görevlilerinin ağızlarından sistemli bir biçimde CHP’nin aşağılanmasın sonucu olduğunun halka anlatılmasıdır.  Ne yazık ki muhalefet; uzun dönemli ve sistemli bu mugalatanın ne kadar büyük bir tehdit olduğunun farkındalığını geliştiremedi ve tepkisiz kaldı.

Yapılması gereken; entelektüel düzeyi yüksek, analiz kabiliyeti olan fakat mevcut siyasi sarmal içinde kanıksama ve bilişsel felç yaşayan kitleye bu durumu anlatırken “gündelik siyaset diliyle” konuşmamaktır. Bu konu hayati önem taşır. Olay, bu kitleye bir “mağduriyet” hikayesi olarak değil; klasik çatışmaların ötesine geçen, bir devletin veya örgütün rakibini bilgi, algı, kurumlar ve karar alma mekanizmaları üzerinden zayıflatmayı amaçlayan bir mücadele olarak anlatılmalıdır.

Kamusal ve Bürokratik Rıza Zemini İnşa Etmek

Söz; eylemin koçbaşıdır. Yani üst düzey devlet görevlilerinin ağzından çıkan sistematik aşağılama ve mugalata sadece basit bir retorik veya seçim propagandası değildir. Bu dil, gelecekte atılacak hukuk dışı adımların kamusal ve bürokratik rıza zeminini inşa eder. İktidarın yetkili ağızlarından muhalefete yönelik sürdürülen üst düzey aşağılama; devlet bürokrasisinde ve yargıda “Bu partiye yapılacak her türlü müdahale cezasız kalır ve takdir görür” algısını yaratmak içindir. Normal şartlarda, ceza hukuku veya idare hukuku açısından imkânsız olan operasyonların cesaretle tetiklenmesidir.

Muhalefetin uzun dönemde bu duruma sessiz kalması, mugalatanın en tehlikeli doğası olan “bilişsel felci” kanıtlar. Sürekli mugalata bombardımanına uğrayan muhalefet, defansif bir psikolojiyle iktidarın çizdiği sınırların içine hapsolmuştur. Kesintisiz aşağılama ve suçlama, muhalefette “Aman provokasyona gelmeyelim!” veya “Hukuki süreci bekleyelim” sığınmacılığına, kurumsal savunma reflekslerinin tamamen çökmesine ve iktidarın da hamle dozajını daha da artırmasına neden olmaktadır. Muhalefetin farkındalık geliştirememesi ve dolayısıyla tepkisizliği; tıp dilindeki yavaş salınımlı zehirlenmeye benzer. Sistematik mugalata karşısındaki her sessiz kalış; bir sonraki gün başınıza gelecek daha büyük bir hukuksuzluğun meşruiyet sınırını genişletir. Bugün “Mutlak Butlan” kararına siyasi ve kitlesel bir kas hafızasıyla direnemeyen refleks, yarın partinin kapısına kilit vurulduğunda konuşacak rasyonel argüman bulamaz.'

Mugalata Fabrikasının Hukuki Çatısı

Bugün karşımızda hukuki bir ihtilaf veya sıradan bir laf cambazlığı yok. Üst düzey bürokrasinin diliyle örülen, sözel ve eylemsel anlamda sistematik bir mugalata var ve bu mugalata; kurumların genetiğini bozan ölümcül bir silahtır. “Mutlak Butlan” olayı; yıllardır meydanlarda üretilen o devasa mugalata fabrikasının hukuki çıktısıdır.

İktidarın kullandığı bu dil; ana muhalefeti yok etmeyi sıradan bir idari işleme dönüştürmüştür. Muhalefetteki kurmayların ve milletvekillerinin bu kurumsal tasfiyeye karşı teknik savunmalar arkasına sığınarak tepkisiz kalması ise zehrin bünyeyi tamamen teslim aldığının kanıtıdır. Unutmayın; “Mugalata” önce gerçeği, sonra hukuku, en nihayetinde ise devleti öldürür. Bugün Türkiye Cumhuriyeti öldürülmektedir.

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN