Mustafa Sönmez/Stockholm
Her işin zor yanları vardır. Doğa fotoğrafçılığı kolay mesleklerden ya da işlerden değildir. Çok emek ve çaba isteyen bir iştir. Herşeyden önce fotoğrafçılığı ve doğayı sevmek ve hele hele sabırlı olmayı bilmek demektir. Fotoğrafçının farklı ve özle bir yanı vardır. Olaylara ve doğaya kameranın vizöründen çok yönlü ve farklı bakabilmektir. Onların çok farklı bakış açılarından yarattıkları bir dünyaları vardır. Serkan Güneş ortaya koyduğu çabalarıyla bugün hem İsveç'te hem de Avrupa'da tanınan bir sanatçıdır. Doğa fotoğrafçılığında basamakları hızla tırmanmaktadır. Bugün tanınmış ünlü sanatçılar arasında 24'ncü sırada bulunmaktadır.
Serkan Güneş 20 m2 lik alanda sergilediği fotoğraflarıyla fuarda dikkatleri üzerinde toplayan bir sanatçı olma özelliğini ve şansını çok iyi kullanıyor. Fotoğraf meraklılarına bıkmadan usanmadan hem fotoğrafçılık hem de fotoğrafları hakkında bilgiler veriyor. Kendisini fuarda ziyaret ederek bir söyleşi yapıyorum. Aşağıda bu söyleşiyi okuyacaksınız.
Bize kendinizi nasıl tanıtırsınız?
- Ben Serkan Güneş. İstanbul doğumluyum ve buraya sonradan geldim. Doğa fotoğrafçısıyım. Genellikle manzara fotoğrafçılığı üzerine çalışmalar yapıyorum. 2002 yılından bu yana fotoğrafçılığın içerisindeyim. 2004 yılından beri profesyonel olarak çalışıyorum. Başlangıç olarak aile, düğün, menü ve çeşitli hayvan fotoğrafları derken, manzara fotoğrafçılığınında karar kıldım.
Neden manzara fotoğrafçılığı?
- Manzara fotoğrafçılığı biraz da zor bir alan. Ressamların tüm gönüllerini vererek her detayını düşünerek yaptıkları boyama işinin zor bir alan olduğunu düşünüyorum. Bu zorluk da beni fazlasıyla çekiyor. Ben de emek harcayarak, sabırla ışığı bekleyerek, gözleyerek, kompozisyonu düşünerek ve yer değiştirerek onların yaptığını makinemle yapmak için uğraşıyorum.
Buraya gelmezden önce fotoğrafçılıkla ilgileniyor muydunuz?
- Hayır, ama sanata karşı bir ilgim vardı. 12 yaşımdan beri gitar çalıyorum. Buraya gelince arzu ettiğim ortamı tam olarak bulamadım ve burada çok iyi müzisyenler var. Fotoğraf makinesiyle tanıştıktan sonra bu alana kaydım. Fotoğrafçılık da bir sanattır ve duygularımı gitar yerine bununla ortaya koyuyorum. Bir başka söyleyişle kendimi bir anda fotoğrafın içinde buldum.
Sizi biraz da profesyonel fotoğrafçılığa özendiren ya da yönlendirenler oldu mu?
- Bu işin temelini öğrenmek için Ömer Yazıcıoğlu adlı çok kıymetli bir fotoğrafçı ağabeyim yol gösterdi. Bu yüzden kendisine minnettarım. Geri kalan kısmını hem okuyarak hem de deneyerek öğrendim, kendimi geliştirdim.
Fotoğrafçılık alanında ilk planda hangi zorluklarla karşılaştınız?
- Fotoğrafçılığın teknik yönünü kavramam, geliştirmem biraz zor oldu. Hangi fotoğraf makinesini seçeyim, hangisi bu alana daha uygun, filtreydi, objektivti derken bayağı zorlandım. Fakat adınızı duyurmak, bir kariyer yapmak hiç de kolay olmadı. Çünkü herşeyden önce gurbettesiniz, bir yabancı olarak burada bulunuyorsunuz ve aynı zamanda çok iyi fotoğrafçılar var. İşte bunların arasında bir Türk olarak ad yapmak neredeyse olanaksız gibi birşeydi ama bunları aşarak bugünkü konumuma geldim. Fakat bir iki yarışmada birincilik kazandım. 2010 yılında İsveç Doğal Hayatı Koruma Vakfı beni yılın “Doğa” fotoğrafçısı seçti. Bu olayda benim doğru yolda olduğumu gösterdi. Elbette bir Türk olarak gurur duydum. Beni kamçıladı.
Doğa fotoğrafçılığı biraz da pahalı bir alan. Sponsorluk bulmakta zorlanıyor musunuz?
- Başlangıçta oldukça zordu. Bazen ben şuraya gideceğim ve şunları yapacağım bana yardımcı olur musunuz, diyordum, “Sen kimsin, biz neden sana sponsor olacağız” türünden yanıtlar alıyordum. Fakat sonradan adınızın duyulmasına bağlı olarak kolaylaşıyor. Afrika’ya gitmek istedim ve anında sponsor buldum. Çünkü tanınmış fotoğrafçı mutlaka iyi, güzel fotağraflarla dönecek ve dolaysıyla biz onları farklı biçimlerde kullanabileceğiz, düşüncesi egemen. Örneğin bu fuar düzenleyenler beni davet ettiler ve 20m2 lik bir yer ayırdılar. Böyle bir standı kendi paramla alamazdım. Aslında buraya gelebilmem için on yıllık bir seyahat yaptım ve şimdi buradayım. İşin özünde uzun bir maraton demek gerekir...
İsveç’te yaşayan Türk toplumundan ilgi gördünüz mü?
- Aslında fazla sayılmaz. Birkaç kez buradaki Türkçe çıkan dergilere haber oldum. Fakat doğayla fazla haşır neşir olan fazla Türk’ü tanımıyorum. Sanatla ilgili olanlarda belki bana denk gelmedi. Bu konuda fazla birşey söyleyemeyeceğim. Bakalım, gelecek günler ne gösterir...
Burada Büyükelçiliğimiz, Turizm ve Kültür Ateşeliğimiz var. Buralardan ne tür destek ya da yardımlar gördünüz? Size, Turizm ve Kültür Ateşeliği bir öneriyle geldi mi?
- Büyükelçiliğimiz Zergün Korutürk Hanımefendi döneminde konsolosluk şubesinde bir sergi açmam gündeme geldi ama henüz gerçekleşmedi. Fakat herhalde açacağım. Yeni Büyükelçimizle henüz tanışamadım. Örneğin burada Türkiye’mizden de birkaç kare olabilirdi ve çok da iyi olurdu.
Türkiye’de çalışmalar yapmak gibi düşünceniz var mı?
- Elbette, Türkiye’de farklı bölgelerde çalışma yapmak istiyorum. İsveç’teki insanlara Türkiye’yi göstermek, tanıtmak gibi bir düşüncem var. Lakin pahalı bir seyahat olacak. Bu yüzden sponsorlar bulmak gerekiyor. Fakat gerek elçiliğimiz gerekse ateşeliğimiz bana önayak olmak durumunda diye düşünüyorum. Sanatçıların ekonomik durumları ortada, bu nedenle biri ya da birilerinin bu işi üstlenip beni yollamaları gerekiyor ki, ben de ülkemi tanıtabileyim.
Ayrıca burada Federasyonlarımız da var. Onlarla ilişkileriniz var mı, ya da onların sizden haberleri var mı?
- Maalesef federasyonlarımızla bağlantım olmadı. Bana gel, yaptığın iş hakkında bizi ya da bizleri bilgilendir, demediler. Ben, meraklı olan çocuklara, gençlere ya da insanlarımıza da fotoğrafçılığı anlatırım. Benden bu yönde yararlanabilirler. Ne kadar bu alana bilhassa gençlerimizi kazandırabilirsek, o kadar iyi olur. Ama, hiçbir federasyonumuzdan davet almadım. Bir de kendi iş yoğunluğum var ama benim onlara gitmem tuhaf olur...
İsveçlilerden bu tür davetler alıyor musunuz?
- Evet, İsveç’in kuzeyinden güneyine kadar şirketler, kulüpler, okullar beni konuşmacı olarak davet ediyorlar. Örneğin bir ya da bir buçuk saatlik slayt gösterimi yapıyorum. İsterdim ki, federasyonlarımız da davet etsinler...
Türkiye’den arayanlar oluyor mu?
- Evet, ama onlar bedava benim fotoğraflarımı kullanmak için. Bilmiyorlar mı, bu fotoğraflar bedavaya ortaya çıkmıyor, bir hayli masrafları var. Elbette fotoğraf alanında Türkiye’yle de sıkı bağlarımın olmasını isterim. Fakat, henüz böyle bir ortam yok...
İleriye yönelik düşünceleriniz var mı?
- Tabii, Kuzey ülkelerinde ve Afrika’daki çalışmalarım devam ediyor. Gönlünde daha çok Türkiye’de çalışmak yatıyor. Türkiye’nin o güzel doğasını fotoğraflayıp daha önce söylediğim gibi İsveçlilere göstermek istiyorum. Çünkü ben de burada Türkiye’nin bir sanat elçisiyim. Gencim, enerjim var ve ayrıca gurur verici... Bu pozisyonumu değerlendirmek istiyorum. Birinin ya da birilerinin elimizden tutması gerekiyor.
Çalışmalarınızda başarılarınızın devamını diliyorum.
- Teşekkür ederim
Sanatçının fotoğraflarından bir demeti internet adresi: www.serkangunes.com görebilirsiniz.

Serkan Güneş ve Mustafa Sönmez

Serkan Güneş

Serkan Güneş fuardaki fotoğraflarının önünde

Fuardaki bazı fotoğraflar

