İSVEÇ POSTASI
TT’nin haberine göre, Adalet Bakanı Gunnar Strömmer, ifade özgürlüğünü ve özgür ve engelsiz gazeteciliği kısıtlayabilecek bir sürece katkıda bulunmanın İsveç genel hukuk ilkelerine aykırı olacağını söylüyor. Ona göre, bu karar dolaylı olarak tüm İsveçli gazetecileri etkiliyor. Adalet Bakanı, ”Bu, her gazetecinin ve bireyin özgürce çalışma ve kendini ifade etme hakkını korumanın bir yoludur” ifadelerini kullanıyor.
Joakim Medin, geçen bahar Türkiye'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a karşı düzenlenen protestoları ETC gazetesi adına takip etmek için ülkeye geldiğinde tutuklanmış ve 51 gün Silivride tutuklu kalmıştı. Cumhurbaşkanına hakaret suçundan şartlı tahliye edilmiş ve İsveç'e dönebilmişti.
Ancak Medin'in terör örgütü üyesi olduğu ve terör propagandası yaydığı iddiasıyla yeni bir iddianame hazırlanmıştı. Medin İsveç'te olduğu için Türkiye, İsveç mahkemesinden onunla ilgili bir duruşma yapılmasını talep etti.
Gunnar Strömmer, "Bu, İsveç'in mahkemelerinin diğer ülkelerin İsveçli gazetecilere karşı yasal süreçlerinde araç haline gelmesine izin verip vermemesiyle ilgili bir meseledir.”
Duruşmanın Eylül ayında başlaması bekleniyordu, ancak Ocak ayına ertelendi ve şimdi de Medin'in avukatının talebi üzerine 7 Mayıs'a tekrar ertelendi. Medin daha önce, bazı şeylerin yanı sıra, kendisine yöneltilen suçlamalar hakkında daha fazla bilgi edinmek için dinlenmek istediğini söylemişti. Hükümetin kararının geciktirilmesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi ve duruşmanın iptal edilmesini istedi.
Medin ayrıca, duruşma gerçekleşmezse Türkiye'nin hakkında uluslararası tutuklama emri çıkaracağından endişe duyduğunu ifade etti. Bu, Medin'in Schengen bölgesi dışına seyahat etmesi durumunda tutuklanma riskiyle karşı karşıya kalacağı anlamı taşıyor.
Adalet Bakanı Strömmer, ”Bunun Joakim Medin için zor bir durum olduğunu anlıyorum. Ancak kendisi bu davanın ele alınmasında taraf değil. Bu iki devlet arasında bir mesele, Yasaya göre, bundan başka bir karar veremeyiz.
Bakan Strömmer, bugünkü hükümet kararının önceki hükümetlerin benzer davaları ele alma biçimiyle uyumlu olduğunu belirterek; ”Farklı bir tutum sergilemenin, yani İsveç hukuk sistemine diğer ülkelerdeki bu tür süreçler için kapıları ardına kadar açmanın ne anlama geleceğini herkesin anladığını düşünüyorum. Bu elbette söz konusu bile değil” diyor.
