Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrei Karlov, 19 Aralık 2016 akşamı uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.Suikastın siyasi önemi ve yöntemi açısından bir kişi tarafından kurgulanıp eyleme dökülmeyecek büyüklükte olduğundan şüphe yok.Suikastı gerçekleştiren polis memurunun FETÖ bağlantılıolduğu ama dikkatleri başka yöne çekmek için El Nusra sloganı attığı yönündeki kanaata katılıyorum.
PKK’dan sonra Hasan Sabbah’ın Haşhaşileri gibi FETÖ de fedai eylemlerine başlamıştır.Kanımca bu eylem gözdağı vermek amacı taşımaktadır ve böylesine büyük çapta bir eylem, birçok amaca hizmet edebilir. Ben bu amaçların şu şekilde olduğunu öngörüyorum.
1 Türkiye’yi yalnızlaştırmayı hedefleyen güçler tarafından Rusya’ya Türkiye’yi desteklememesi konusunda gözdağı verilmesi.
2 Erdoğan’ın da yakın korumalığını yapmış olan bir özel harekatçıyı eylemde kullanarak, Erdoğan’a ‘senin bu kadar yakınındayız’ uyarısı yapılmıştır.
3 Türkiye’nin Amerika’ya rağmen gerçekleştirdiği Fırat Kalkanı ve PKK koridorunu engelle girişimlerinden vaz geçmesi istenmiştir.Bu bağlamda, eylemde bir devlet memuru kullanılarak, devlet içinde yerli müttefiklerinin bulunduğunu gösterilmiştir.
4 FETÖ ölüme gidecek kadar inanmış fedaileri olduğunu ilan etmiştir.
Bu eylemleri gerçekleştirenlerin kimisi Marksist fikirler, kimisi İslam, kimisi de Kürtlük için bu cinayetleri işlediklerine inandırılmıştır.Halbuki kullanılan fedailer ne o değerler için ne de insanlık için bu eylemleri yapmaktadırlar. Kendilerini kullanan güçlerin kim olduğundan ve neye hizmet ettiklerinden haberleri bile yoktur. Üzücü ve bir o kadar da korkutucu olan, insanlık dışı fedai eylemleri yapacak kadar kesin inançlı bireylerin toplumumuzda yetişiyor olmasıdır. O kadar üzücüdür ki canlı bomba olarak kendini patlatan biri, belki de bir komşusunu ya da akrabasını öldürecek olmanın vicdani sorumluluğunu bile duymamaktadır.
Gençlerin örgütlerin ağına itilmesi suçunu sadece bu hükümete yıkmak adil olmaz. Ucuz siyasi kaygıları bir yana bırakıp gerçekleri dile getirmemiz gerekirse, mevcut durum; son 60 yıldaki siyasi yanlışların eseridir diyebiliriz. Türkiye’ye hizmet etmesi gereken Türk çocukları, küresel güçlerin oyuncağı haline getirilip vatanlarına ihanet ettirilmektedir. FETÖ’nün dershanesinde görevli bir belletmen denen öğretmene, dincilerin genelde sakal bıraktığını kendisin neden sakal bırakmadığını sormuştum.O bana mealen şöyle cevap vermişti : ‘Said Nursi hazretleri sünnetten dönmek, sünnete başlamaktan çok daha günahtır demiştir.İşte o nedenle biz, o sakal bıraktığımız günler geldiğinde, o sakal ancak başımızla birlikte kesilir.’ Bu sözleri genç beyinlere sokan ve o günlere öğrencilerini hazırlayan bir öğretmen düşünün. Bir de böylesine binlerce öğretmenin yüzbinlerce öğrenci yetiştirdiğini düşünün.Bu acı olayları neden yaşadığımızı sizce açıklamaya yetmez mi?
Acilen şu önlemlerin alınması gerektiğini düşünmekteyim:
1 Her türlü özel yurt açılması yasaklanmalıdır.Çocukların yeri belletmenin yanı değil ailesinin yanıdır.
2 Tevhid-i Tedrisat kanunu yani eğitim birliği sağlanmalıdır. Eşitliğin gereği budur.
3 Yüksek Okullar için çağdaş devlet yurtları yapılmalıdır.
4 Öğrenciler felsefe, sanat ve spor faliyetlerine sevk edilmeli,bu sayede okulların suç yuvası hali almasının önü kesilmelidir.
5 Okullarda milli ve ahlaki duygular aşılanmalı, örgütlere değil toplumuna bağlı bireyler yetiştirilmelidir.
6 Yoksul aile çocuklarının, örgütlerin ve cemaatlerin ağına düşmesini engellemek için maddi sıkıntıları giderilmelidir.
7 Özel dershaneler çağdaş devletlerde olmayan kurumlardır. Ders destekleri, devlet okullarının bünyesinde verilmelidir.
Umarım bütün bu yaşananlardan ders alınır ve yetkililer, Atatürk’ü yeniden doğru olarak keşfederler. Yoksa yanlış tanı konulursa, bir fedai topluluğu gider bir başkası gelir.
