Hollanda’nın Hürriyeti

Hollanda’nın Hürriyeti

Bu içerik 404 kez okundu.

Geert Wilders, Hollanda’nın birinci parti yolunda olma  ilerleyen Partij voor de Vrijheid adlı ırkçı ve yabancı düşmanı partinin genel başkanı. Partij voor de Vrijheid  sözcük anlamı olarak Hürriyet ya da Özgürlükler Partisi anlamı taşıyor. Ama ne gariptir ki, parti adı ile tamamen zıt düşünce ve eylemlerin merkezine yerleşmiş durumda. 

Wilders, iktidara geldiği zaman Kuran-ı Kerim’i, camileri ve İslami dersleri yasaklayacağını ilan etti. Wilders’in Kuran hakkındaki sözleri ise tam olarak şöyle: "Hitlerin Kavgam kitabı gibi Kuran’da Hollanda’da yasak edilmelidir. " Partisinin adında hürriyet olan ama düşünce ve inanç özgürlüğüne karşı bu tutum aslında Avrupa’da kavramların gerçekte ne anlama geldiğini anlatmaya yetmez mi?

Walders ve Avrupa’daki Kuran ve İslam karşıtı kesimin dayanak olarak gösterdiği âyetler savaş âyetleridir. Savaş hukuku farklıdır ve tabii ki Dünya’nın en barışcıl hükümleri değildir ama Kuran’da geçen âyetlerin başını ve sonunu kesip ve hangi koşullar altında söylendiğini saklayarak algı oluşturmak tamamen bir art niyettir. Walders gençliğinde 2 yıl İsrail’de yaşamış ve son 25 yılda 40 defa İsrail’i ziyaret etmiştir. Bu kadar yakın ilişkide olduğu bir toplumun inancını yakından tanımaması ne kadar üzücüdür. Tevrat’ta Kuran’daki hükümlerden daha ağır hükümler hatta kadınların taşlayarak öldürülmesi bile vardır. Kendi içinde tutarlı olsaydı Tevrat için de benzer görüşleri savunurdu. Tabii ki ben kimsenin inancını rencide etmek istemem, o sebeple ayrıntıya girip kimseyi üzmeyi de doğru bulmuyorum. Musevilerin inançları her ülkede korunmalıdır aynı Müslümanların korunması gerektiği gibi.

İşin bir üzücü yanı da Avrupa’nın göbeğinde, Avrupa’nın sahip olduğunu iddia ettiği değerlere savaş açmış kişiler gün geçtikçe güçlenmektedir. Avrupa toplumunda bu görüşlere destek veren büyük bir kitlenin bu çağda bile var olması, Batılı ülkelerin Dünya’ya pazarladığı değerler konusunda samimiyetsizliğini ispat etmektedir.Bu da bize demokrasi ve insani değerlerin söylemler ile ya da kanunlar aracılığı ile insanlara aşılanamadığı göstermektedir.Aksi olsaydı Avrupa’da ırkçı partilerin taban bulmasının önü o ülkelerin bürokrasisi tarafından kesilir, bu tür partilere propoganda imkânı tanınmazdı.Yani ırkçı, İslam ve yabancı düşmanı partilerin brinci parti olma yolunda ilerlemesinin önü yabancıları baskı altında tutmak isteyen güçler tarafından açılmış, kısa sürede de yeterli kitle desteğinin bulunması sağlanmıştır.

Peki nedir bu Hollanda? Hollanda, aslında emperyalist bir sömürgeci krallıktır. Hollanda Krallığı, Güney Amerika’da Surinam’dan tutun Batı Afrika’da bir çok sömürge kurmuştur. Hâlen Hollanda sömürgeci bir devlettir. Karayip Denizi’nde Aruba  ve Sint Maarten ada devleti, Venezuella’nın kuzeyinde Curaçao ada devleti Hollanda’ya bağlıdır. Surinam gibi bir çok eski sömürgesinde  hâlen etkindir. 

Hatta Dünya’nın öteki ucundaki Malezya ve Endonezya’yı bile sömürgeleştirmişlerdir. Bugünkü zenginliğinin kaynağı da yine bu ülkelerden sömürdüklerinden elde ettiklerinden başka birşey değildir. Yoksa bir devlet lale satarak zengin olamaz. Walders’ın annesi  Müslüman Endonezya’yı sömürgeştiren bir Hollandalı aileden gelmektedir. 1945 yılında sömürgeci Hollanda’dan zincirlerini koparan Endonezya, belli ki Walders’in bağlı olduğu  kesimde derin yaralar açmıştır.

Aslında ne Hollanda’dan ne de Wilders’ten demokrasi beklemek ahmaklık olur. Hollanda hâli hazırda bir monarşidir. Bütün bu Avrupa kraliyet aileleri birbiri ile evlidir ve küresel güçler bu aileler üzerinden örgütlenmektedir. Bu sebeple, Hollanda’yı gariban halk değil aslında Hollanda Krallığı ve çevresinde kurumsallaşmış gizli cemiyetlerden oluşan bir oligarşik yapı yönetmektedir. Ortaya sürülen siyasi kişiler sadece ipleri çekilen birer kukladan ibarettir. Bugün 49 yaşındaki Hollanda Kralı Willem-Alexander, aynı zamanda NATO generalidir. 18 yaşında iken Hollanda Hükümeti’ne tavsiyeler sunan Raad van State yani Devlet Kurulu’na seçilmiştir. 37 yaşına geldiğinde yani 2005 yılında ise amiral, havacı ve karacı generali rütbeleri almıştır. 

Bazıları Hollanda’ya kızmakta, bazıları da vicdânını satarak sırf hükümet karşıtı oldukları için Hollanda tarafında saf tutmaktadır. Yani söylemek istediğim şudur, Hollanda’ya kızan ya da düşmanın kucağına oturan arkadaşlar istediğini yapabilir. Ama unutulmaması gereken bir nokta şudur ki karşıda güç meczup bir siyasetçi, seçim hesabı yapan Hollandalı siyasetçiler ya da Hollanda polisi değildir. Onlar itin kuyruğundaki bitin yavruları ancak olabilir. Kime karşı ya da kiminle yan yana olduklarını anlamaları en doğru olandır.

Türkiye’ye karşı küresel güçler birleşmiştir ve Türkiye’den bazı şeyler istemektedirler. Buna direnmenin yolu Müslüman ülkeler, Türk Dünyası ve Avrasya ile sıkı ve kalıcı ilişkiler kurmaktan geçer. Dış cephede bunu yaparken iç cephede birlik olmak şarttır. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin hükümete destek vermesi de çok yerinde bir tavır olmuştur. Ama yetmez, bireylere de sorumluluk düşmektedir. İlk adımı birey olarak aramızdaki küçük siyasi ayrılıkları bir kenara iterek, kenetlenerek bizler de atmalıyız.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN