Türbanı Görmezden Gelmek!
Günay Güner

Türbanı Görmezden Gelmek!

Bu içerik 1223 kez okundu.

Bunca yıldır gönül değil mantık, aritmetik oylarıyla Meclis'e girebilen CHP daha ne zamana değin, meydanları dolduran tutarlı, usçu, aydınlık milyonların istemlerini göz ardı edecek; budunsal (etnik) ve laiklik karşıtı, dinci oyları alma hesabını sürdürecek. Hem bu yaklaşım halkımızın dindar kesimini, gericiliğin oyunlarını anlamaz saymak anlamına da gelmez mi? Halkın, dindar olup da laikliğin değerini, türbanın İslam'ın, hele hele özgürlüğün koşulu olmadığını bilen, dolayısıyla CHP'ye oy verebilecek bir kesiminin de olduğu neden kabul edilmez? Bilgisiz bırakılmışların oylarını yitireceğiz bahanesiyle gerçekten Cumhuriyete bağlı ve onyıllardır CHP'yi ayakta tutmuş kesimin oyları yitirilecek bu gidişle. Bu böyle biline. Sonra demedi demeyin.


Türbanla ilgili olarak Türkiye'nin şu andaki fotoğrafı, bağımsız bireyler olarak yurttaşları, konuyu araştırma hakkından alıkoyamaz. Buna göre dinle ilişkilendirilen, günümüzdeki bilinen biçimiyle türban ilk olarak 1960'lı yılların sonunda Mehmet Şevket Eygi, Şule Yüksel Şenler ile üçüncü kişi olan bir diğer kadın tarafından, Türkiye, kamu desteğiyle, kasaba kasaba gezilerek; İslam'da geçerli tek örtünme biçimi (tersi günah sayılacaktır!) diye anlatılmış, yayılmaya çalışılmıştır. Üçüncü kişi kadın kim dersiniz? Alman istihbaratından olduğu izleyen yıllarda ortaya çıkan bir görevlidir. (Eygi'nin kim olduğunu yazmaya gerek var mı: Bilenler bilir, Kanlı Pazar diye anılan kıyımın baş düzenleyicilerinden.) İkinci atağı ise Fethullah Gülen cemaatinin başlattığını, cemaatin yıllarca etkili ve yetkililerinden olmuş Nurettin Veren açıklıyor. Önce eşlerinden başlayarak cemaatteki kadınların bu tür bir türbanla kalabalık, topluluk yerlerde uzun zaman görünmelerini sağladıklarını, bu görev için para da ödendiğini anlatıyor. İmdi hangi görüşe yakın olursa olsun her vicdan sahibi bireyin, "Din saflık, iyi niyet, erdem; Allah'la kişisel, kutsal, tinsel bağ gerektirir, bu olayların neresinde saflık var" diye sorması gerekmez mi? Ayrıca Kuran'da olmayan bir uygulama olduğunu araştıran her insan anlar. Peki yarın da bir güç çıksa "Kadınların gözleri gözükmemeli, erkekleri etkiliyor, tüm kadınlar siyah gözlük takmalılar, yoksa günahkar olurlar" diye yaymaya kalkarsa devletin işi o uygulamayı da mı benimsemek, yaymak olacak? (Haberlere göre Suudi Arabistan'da benzer uygulamalar başlamış.) Kaldı ki araştıranlar dinbilimsel olarak bilirler ki İslam'a yeni, Kuran'da bulunmayan hüküm koymaya kalkmak "şirk koşmak" anlamına gelir ve İslam'da en bağışlanmaz günah, durum, uygulama, girişim budur.


Dinci kadınlar kendilerini türbanla diğer kadınlardan, diğer deyimle kardeşlerinden, yurttaşlarından bilerek ya da bilmeyerek ayırdılar.


Ayrıca kamusal hizmetler, alanlar, yurttaşlara hiçbir şekilde ileti verilmemesi, önyargı yaratılmaması gereken alanlardır. Hizmet verilen kişinin daha ilişkinin başında "Benim işim bu görevliyle görülmez, bana yansız davranmaz" kanısına sürüklenmesine neden olunursa iletişim kopmuş, ayrılık yaratılmış olur. Kimse, örneğin başı açık kadının "laiklik" kanısı uyandıracağını sav olarak öne sürmesin, inandırıcı olmaz.


Geleceğimizi kurmamız, iç barışı sağlamamız, nesnel, bilimsel davranmamıza, düşüncemizi kendimiz oluşturan bireyler olmamıza bağlıdır. 


CHP sözkonusu nesnel gerçekler içinde seçimini yapsın artık. Aydınlanmacı milyonlar seçimlerini çoktan yaptı, doğruları canları pahasına savunuyor. CHP yukarıda bir kısmına değinilen tarihsel gerçekleri anlatmaktan yana olmadığı gibi seçmeninin arkasından bile gidemiyor.


Yazık!..


*Dil Derneği Yayın Kolu Başkanı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN