Reyhanlı’dan Yükselen Çığlık
Günay Güner

Reyhanlı’dan Yükselen Çığlık

Bu içerik 1134 kez okundu.

 

Evet, ortak yaşam değerlerimizin büyük bir aşınmaya, giderek yitime uğradığını artık kimse yadsıyamaz. Uludere kıyımından, uçağımızın düşürülmesinden, Suriye sınırında yurttaşlarımızın öldürülmelerinden, Reyhanlı’da birden çok noktada patlatılan bombalarla onlarca yurttaşımızın öldürülmesine, yine onlarcasının yaralanmasına kadar (resmi sayıya göre 49 kişi yaşamını yitirdi) ivmesi artarak süren inanılmaz, kabul edilemez kıyımlar yaşıyoruz. Reyhanlı kıyımında yaşamını yitirenlerin sayısının artmasından kaygı duyuluyor. Ne ki bunca acı karşısında bir avuç duyarlı yurttaşın dışında, tanık olunan kayıtsızlığa dişe dokunur bir tepki yok.

Aylardır ne Uludere konusunda ne uçağımızın düşürülmesiyle, Suriye sınırında öldürülen insanlarımızla ilgili açıklama yapmayanlar, büyük tansık göstererek, nasıl olduysa ilk birkaç saat içinde, sözkonusu kıyımı Suriye gizli servisinin yaptığını, yetmedi eski Marksist bir örgütün yaptığını hemen buldular.

Oysa en basit bilgi alma kuralı, izlem (strateji) bilgisi şu soruya verilecek yanıtı aramayı gerektirir: Bu olaydan, kıyımdan, saldırıdan hangi güç ya da güçler kazançlı çıktı?

Bu sorunun yanıtı dışındaki çoğu söz boştur, anlamsızdır.

Yanıt ise açık değil mi? Suriye devletinin, Beşar Esad yönetiminin Türkiye’yi savaşın içine çekmekte hiçbir çıkarı olamaz. Çünkü var oluş savaşımı içinde oluşu bir yana bu koşullarda yeni bir cephe açmayı kesinlikle istemez. Tam tersine, görülmemiş, insanı ürperten, kanını donduran kıyımları yapan elikanlı teröristlerden oluşan karşı güçlerin Türkiye’yi kendilerine destek güç olarak savaşın doğrudan içine çekmekte çıkarları vardır.


Rusya Federasyonu ile Amerika Birleşik Devletleri’nin Suriye odağında bir denge durumu oluşturmaları Esad karşıtı güçleri görece yalnızlaştırmıştır. Baştan beri her yönden destekleyen Türkiye yönetiminden başka doğrudan yanlarında buldukları başka bir yakın, sınır güç bulunmamaktadır.


Bir devlet yönetiminin en temel görevi gelecek kuşaklarının güvenliğini sağlamaktır. Bunun içinse uzun erimli, onyıllarca sonraki dönemleri planlayan bir iç, dış siyasa kurulur, izlenir ve benimsenir. Sözkonusu siyasa o değin sınama, çözümleme çalışmaları sonucunda belirlenmiş olur ve kararlı biçimde uygulanır ki ayrımlar ancak zaman içindeki değişik senaryolara ilişkin b, c, gibi birkaç seçenekle sınırlanır. Seçenekler hiçbir durumda birbiriyle taban tabana zıt olamaz. Çünkü dış siyasa tarihsel gerçeklere, bunlardan hareketle gelecek öngörülerine dayanır. İç siyasadaki yönetim değişikliklerinden dış siyasa çizgisi etkilenmez. Gerçek devlet yapılanması bunu gerektirir.


Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesinin sıradan bir duygu seslenişi olmadığı, büyük bir dehasal bakışın sonucu olarak tarihsel, öngörüsel çözümlemelerle yaratıldığı yaşanan acı olaylarla bir kez daha anlaşılmıştır. Reyhanlı’da onlarca yurttaşımızın yaşamlarını yitirmelerinin derin acısı içindeyiz!
 

Yakınlarına, tüm Türk ulusuna başsağlığı diliyoruz. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN