Aydınla ilgili pek çok konu hâlâ tartışmalıdır. Diplomalı mı, okur mu, okuryazar mı?.. Soru soran mı? Ne tür yapıda olursa olsun yönetime muhalif mi? Halka balkondan bakan mı? Hangisi?.. Ya da hangileri?
Pastası bir biçimde büyük toplumlarda, ülkelerde iş biraz daha kolaydır. Aydının duyuncunu borçlu kılacak, ülkü ardında özveri gerektirecek koşullar pek yoktur. Ne ki Türkiye gibi Osmanlı dönemi olsun, Cumhuriyetten öç almak dönemleri zulüm dönemleri, sürüp giden faşizm rejimi olsun aydına bir zamanların, Melih Cevdet Anday’ın güzelim Telgrafhane şiirindeki gibi derin sorumluluk yükler. Tabii bu sorumluluğu duyana! Kimse bu sorumluluğu namlu zoruyla duyar değildir. Temeli bilginin duyunçla, sevgiyle buluşmasıdır.
Tevfik Fikret, Nâzım Hikmet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Mazhar Müfit Kansu, İsmail Hakkı Tonguç, Hasan Âli Yücel, Mustafa Necati, Mahmut Esat Bozkurt, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Mahir Çayan, Doğan Avcıoğlu, Ceyhun Atuf Kansu, Halit Çelenk, Muzaffer İlhan Erdost, İlhan Erdost, Yakup Kadri, Orhan Kemal, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Türkan Saylan, Ahmet Taner Kışlalı... yaşamlarında en ufak boşluk, defo bulunmayan bilge insanlardır. Neden saydık? Şu nedenle saydık: Özellikle günümüzde ölenlerin yaşamsal kusurlarının anımsatılıp eleştirilmelerinden “Ökenin arkasından...” sözleriyle başlayan yakınmalar, imalı imasız hakaretler sıralayanlar, öleni okumamak üzerinden bilgilen de gel ayarları verenler bir dolu.
Elbette eleştiriler edepli olmalı. Buna kim katılmaz? Bu gerçeğe eklemeli ki en az çeyrek yüzyıldır, derine inilirse daha fazla zamandır sıradan yaşadığımızı kim savlayabilir? Türkiye ilk kez bu denli rejim değiştirilme sorunuyla karşı karşıyadır. Aydının, kıyısında, bulanıklığında, buzlu camında, her niyete yenecek muzunda, nalında mıhında, sade suya tiridinde, idareyimaslahatında kalma lüksü, kafa karıştırma hakkı yoktur! Bu iyice bilinmelidir. Yok, yapmıyor mu? Tarihte hak ettiği biçimde yerini alır. Buna kimse engel olamaz. Süslemeler, cila işe yaramaz. Her nabza şerbet vermeyeceksin. Açık, net olacaksın. Halkı seveceksin. Fırıldak olmayacaksın. Halk düşmanlarıyla, kıyımcılarla ancak ve ancak savaşımın olacak, flörtün değil. Makam, orun ardında popo sallamayacak, halka kibirlenmeyecek, yücegönüllü olacaksın. Kendini bileceksin. “Den kendin bilmezsen/Ya nice okumaktır...”
Çoğunun kitaplarındakiler de bu yollu ya, efendim, popüler yandan değil, kitaplarını okuyarak düşün beyan etmeliymişiz. Peki bu zevat neden yaşarken, davranış sergilerken kitaplarıyla tutarlı olmaz? Bu biiiir. Kitaplarındaki düşünleri de bozuk olanları neyleyeceğiz? Bu da ikiii.
