Emperyalizmle yatağa girmek, ayıyla yatmaktır. Hangi taraf zevk alır almaz onu geçelim. Sıradan devlet için gerçek buyken bir de terör, kıyım örgütüyseniz haliniz nic’olur? Kıyım örgütüyle diplomasi mi olur? Günümüz vekâlet savaşları zamanı. Biri olmadı diğeri. Etnikçisi olmadı kafa keseni! Yayılmacı çıkarına bakar. Suriye, pkk, htş satrancında son durum budur. Şivan Perverler de usa’ya Musa’ya ağıt yaksın. Şımarık Kürtçü siyasetçilerin ne işleri var lordlar kamaralarında, beyaz evlerde? Bunlar silme onursuz aparat. Gönüllü kul. Ne ki mertliğini bildiğim Kürt halkı bu uygulamayı hak etmiyor. Olan da onlara oluyor.
Bu kendini Kürt aydını sanan öbek ağzını her açışında “Sözünde durmak, inkâr, kimlik, beraber kurtarmak...” laflarını sıralamaktan geri durmaz da o sözünü ettikleri tarihlerinin tek gününde bile Kürt halkına ne düşündüğünü sormadılar. Nasılsa onlar için ağası, melesi, paşası, şıhı...düşündü, karar verdi! Maraba, ırgat, köylü kim ki?..
Eli kanlı (delikanlı hiç olamadı) Abdullah Öcalan Sekbancıyım dediydi. Dr. Şükrü Mehmet Sekban! İnişli çıkışlı adam. Sekban bir Osmanlı subayının oğlu. Hızlı Kürtçü. Bir gün geliyor ki a, bir bakıyoruz, o adam gitmiş, Atatürk Devrimini öven, Kürdün ilerlemesini bu Cumhuriyetle uyumlu yaşamasına bağlayan biri gelmiş. Kürt Sorunu adlı kitabını yazmış, ilk basımını Sorbone, Fransızca yapmış. Neden Sekbancıyım diyor turşu kurucu Önder? Şunun için:
Dr. Mehmet Sekban
Kürt Sorunu
1933
"... kan kardeşim olan Türkiye Kürtlerini, şöhretli lider Mustafa Kemal'in pek mahirane bir şekilde çizdiği yola davet ediyor ve maddî refah bulacakları bu yolu takiple görevlendiriyorum. Türkiye'nin kaderini tayin eden adamın, liderin çizdiği yoldan şunu kastediyorum: Geçmiş ile mutlak alakayı kesmek, milleti aynı düşünce ve zihniyet içinde kaynaştıracak olan tek bir ideal beslemek, memleketi yeniden teşkilatlandırmak, çağdaş ilimler ve yeni gelişmelerden faydalanarak milleti zenginleştirmek ve bu suretle, yeni Türkiye'yi kültürce ilerlemiş devletler grubuna sokmak. Sanıyorum ki bu kısa maruzatımla, beni, kendilerinin Kürt milliyetçiliğini alevlendirdikten sonra Türkiye'yi terk etmekle itham eden hemşerilerime karşı da vazifemi ifa etmiş oldum.
...
Altı doğu vilayetinde beklediğimiz reform şunlardır: Muktedir ve namuslu valiler tayin edilmesi, birkaç ana yol inşası, adaletin iyi uygulanması için mahkemelerin yeniden ele alınması.
Kürt politikacılarından hiçbiri Kürdistan'ı Türkiye'den ayırmak zaruretine samimi olarak inanmamıştı. Bir Kürt milliyetçisi olmakla iftihar eden ben de, bütün hayatı boyunca Türkiye'den ayrılmayı asla hatırıma getirmedim. Türkiye'den ayrılmış bir Kürdistan manen ve maddeten yaşayamazdı. Fakat o zamanki şartlar ayrılma taraftarı gibi hareket etmeyi icap ettiriyordu. Bağımsız bir Kürt devletinin kurulması, Kürt halkının gerçek menfaatleri yönünden bir felaket ve yıkım olurdu. Kürtlerle Türkler aynı ırktan olduğuna göre birleşmekle yeni Türk milletini teşkil edeceklerdir. Hakikatte Türk ve Kürt birer isimden başka bir şey ifade etmezler. bizim aile adımız Turanidir. Aynı ırktan olma hissi ve Turanîlik gururu onları kendi canlılıkları içinde geçmiştekinden çok daha parlak bir hayata, mukadderata götürecektir."
("Kürt Sorunu", kum saati yayınları, 2006)
Kısacası "biz Türklerden ayrılmak istemedik. Ayrılırsak yanarız. Ama o zamanki şartlar öyle gerektiriyordu," anlamındaki gerekçe aslında itiraftır. başarısızlıkla sonuçlanan her isyanın ardından sergilenen onursuz itiraf.
Sekban bu durumda inkârcı oluyor. Sekbancı olduğunu söyleyen Abdullah Öcalan'sa inkârcı, düzenbaz!
USA şimdilik bunları g.t üstü bıraktı. Ne haliniz varsa görün dedi. "General" Mazlum Abdi'yi usa elçisi fırçalıyor.
Size zerre acımamam da, hiçbir zaman oyuna başvurmadığınız Kürt halkı bunu hiç hak etmiyor.
