Bu yazı yayımlandığında dördüncü bir aday çıkmış olabilir mi, çok kuşkuluyum. Baskın mantığından olsa gerek, “seçim”e beş kala çatıda kimin olacağı açıklandı: Ekmeleddin İhsanoğlu! Dağ fare doğurdu. (Dağın dağlığı kalmış mıydı, o da ayrı konu). Bugüne değin ilkesizlik, sapma, fırsatçılık, Yeni Dünya Düzeniyle uyumluluk eleştirilerine karşı bin bir gerekçe sıralayanlar şimdi de benzer sözleri yineliyorlar. Ne ki artık mızrak çuvala sığmıyor. Çok ilginç, açıklanan bu ad CHP’nin “kurmay” kadrosundan kişiler için bile şaşırtıcı olmuş. Öyleyse soruyoruz: Onlar bilmiyorduysa kim biliyordu? Bu ad nerede, hangi görüşmede kararlaştırıldı?
E. İhsanoğlu ile T. Erdoğan’ın, Mısır’da General Sisi yönetiminin başlama tarihine kadar birlikte ve uyumlu oldukları anlaşılıyor. Demek ki o günlere değin T. Erdoğan yönetiminde eleştirilecek, ayrı düşülecek hiçbir eylem, karar, tavır görmemiş. Her şey demokrasiye, insan haklarına, eşitliğe uygunmuş. Bugünlerde İhsanoğlu’na neredeyse zorla cumhuriyete ilişkin “sıcak” sözler söyletiliyor. Hacıbektaş ziyaret ettiriliyor… Bu ve benzer “etkinlikler” düzenleyen kadro bir bakıyorsunuz 2 Temmuz 2014 günü soluğu Sivas’ta, Sivas Kırımında yitirdiklerimizi anma törenlerinde alıyor. Nedense İhsanoğlu gitmedi. Orada da boy gösterebilirdi!
Öncelikle şu bilinmeli: Karar doğru olsa, bir bölük aydın karşı çıktı diye seçmen kitlesinin kararı büyük ölçüde etkilenmez. Kimse usdışı, bilimdışı savlar ortaya atarak fırsatçı siyasaya su taşımaya çalışmasın. Ekmeleddin İhsanoğlu adı açıklandığı anda CHP seçmeninde güçlü bir tepki oluştu. Gerçek budur. Bu tepkiyi, açıklanan ada karşı aydınlar bile kolay kolay önleyemez. O aydınlar “Sonunda yine de sandığa gidin ve yeni aday çıkmazsa bağrınıza taş basıp İhsanoğlu’na oy verin” deseler bile etkili olmaz. Tersi savlar, yarın İhsanoğlu kazanamazsa (ki tam da sandığa gitmeme kararında olan, Türk Devrimine, Atatürkçü değerlere bağlı seçmen kitlesi nedeniyle kazanamayacağı sormacalarda belirginleşiyor) sorumluluğu Atatürkçü aydınlara atabilmek içindir. Ne ahlaklı bir tutum değil mi.
Kimi “münazaracılar”, sanki kitaplarındaki devrim, Atatürk, cumhuriyet karşıtı, Osmanlı, İslam, başta ABD olmak üzere yayılmacılık yanlısı, ikinci cumhuriyetçi görüşleri yokmuş gibi, Ekmeleddin adından dolayı karşı çıkıldığını bile söyleyebiliyor. (Ha bu arada ikinci cumhuriyet kurulduğuna göre ona uygun cumhurbaşkanı adayı olduğuna kuşku yok).
Bir an için Atatürkçü, hadi sağ geleneğe de çok uzak durmayan bir aydının “çatı aday” olarak gösterildiğini varsayalım. İnsanlar gönülden sandığa gider, rahatça oylarını verirlerdi. İki turlu yapılan bu seçimde en ussal yöntem de bu olurdu. Yineleyelim ki şu anda uygulanmaya çalışılan yöntemin sağdan oy almayı da sağlamadığı defalarca ortaya çıktı. Ne yazık ki seviyesizce çantada keklik sayılan Atatürkçü seçmenin oyları da sandığa yansımayacak. Bu gerçekler dururken, bilinirken fırsatçılık ardında koşan siyaset kadrosunun kaldıysa iyi niyetleri de yakında tükenebilir.
CHP’nin kuruluşundan beri aydınlanmaya bağlılıkları nedeniyle başat dayanağını Alevilerin oluşturduğu gerçek iken bu çokbilmişler Alevilere diyorlar ki “Canım ne çıkar, senin ne can güvenliğini tanımış ne saygı göstermiş, kırımın, öldürülmen için fetva vermiş Osmanlıyı yere göğe sığdıramayan, cemaatleri, dinsel yapıları yücelten; seni tarihte ilk kez eşit kılmış, savaşlardan uzak tutmuş, bilimsel, laik kurumlara, Türkçene, tarihine kavuşturmuş Türk Devrimine uzak E. İhsanoğlu’na oy versen”. İyi niyet, usçuluk, insancılık bu yaklaşımın neresinde.
Görevleri doğru kararlar almak olanların hem de böylesi yaşamsal bir dönemde “yanlış” yapma hakları olamaz. Bu kararları savunanların savları sürekli oy almak üzerinden dillendiriliyor. (Kaldı ki son yerel seçim sonuçları da bu yaklaşımla oy alınamadığını gösterdi). Şu gerçeğin anlaşılması gerekiyor: Siz kendiniz olmazsanız, seçmen sizi nerede bulsun, oy versin? Yine kendiniz olmazsanız, aslı varken taklide, benzer olana neden oy versin? Ayrıca CHP siyasetinin tarihine, deneyimine, giderek seçmene bu değin güvensizlik neden?
Bu fırsatçı (oportünist) sözde siyaseti sürdüreceklere bazı öneriler:
· Ulusal bayramlarımızı siz de kutlamayın. Sizce gereksiz törenler olmalı.
· 6 Mayıslarda Denizleri anmayın. Denizler tam bağımsızlık için, yarım bırakılan, engellenen Atatürk devriminin tamamlanması için canlarını verdiler.
· 2 Temmuzlarda Sivas Kırımında yaşamını yitirenleri anmayın. Onlar laiklikten yana, cumhuriyet kazanımlarından yanaydılar. Bu değerlere düşman olanlarca öldürüldüler.
· Maraş Kırımında öldürülenleri anmayın. Öldürülenler laik insanlardı, Alevilerdi.
· Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Turan Dursun gibi aygınları anmayın.
Daha çoğaltılabilir. Sözkonusu anmalar sizin için hem tutarlı olmaz hem de oy yitirmenize neden olur!
