1 Kasım 2015 Seçiminin Düşündürdükleri
Günay Güner

1 Kasım 2015 Seçiminin Düşündürdükleri

Bu içerik 1181 kez okundu.

Türkiye’nin buyurgan dayatmasıyla sürüklendiği bir seçim daha, aydınlanmacıların yenilgisiyle sonuçlandı. Koşulların özeti şu: Sağıyla, soluyla, halkıyla, değerleriyle Türkiye dökülüyor! Onulmaz bir bunalım içinde kıvranıyor.

Postmodern çağdayız ya herkesin kendi kabilesi, kendi İslamı, kendi solu, sağı, kendi demokrasisi, kendi barışı, savaşı var. Sorumluluğu olan ise hiç yok. Çünkü yine kural gereği herkes saygın ve değerli. Ne yetersizlik var ne sınıfta kalmak var. Ortalık başarılıdan geçilmiyor ama hemen her şey berbat durumda.

1 Kasım 2015 seçiminin sonuçları neler mi söylüyor. Çok açık.

Türkiye seçmeninin yaklaşık yüzde ellisi,
 

·         Kıyımcılardan, kan dökücülerden yana olmakta sorun görmez.
 

·         Hırsızlardan, yetim, öksüz hakkı yiyenlerden, oy çalanlardan yana olmakta sorun görmez.

·         Hukuksuzdan, haksızdan, güçlüden, ezenden, eli palalıdan, sopalıdan yana olmakta sakınca görmez.
 

·         Vicdan, erdem, ahlak, acıma, eşitlik, özgürlük, yurt gibi başat değerleri hiç önemsemez. Bu değerlerin çiğnendiğini gözüyle görse inanmaz. Çok soran da olursa “Görsem de inanmam”, “… kılıyım”, “Beş çocuk yapacağım”, “Çalıyor ama çalışıyor”, “Ne yani eskiden de olmuyor muydu”, “Çok iyi işler yaptılar”, “Ona dokunmak ibadettir”…gibi özlü tümceleri Türkçemize “kazandırır”.
 

·         Din deyince akan sular dursa da Diyanet İşleri Başkanlığında (yeni parayla) milyonlarca liranın buharlaşmasını, zırhlı otomobillerden inilmemesini, “Her gün Bakara, makara, sallıyorum bir tane” denerek “Tanrı sözüne” hakaret edilmesine, İstanbul’a Kabe kurularak tavaf edilmesine, ayet yazılı pastalar yenmesine, IŞİD’e katılıp kafa kesilmesine, bu canilere, Türkiye’nin hazinesinden yaklaşık 3000 tır silah, patlayıcı…gönderilmesine, komşu Suriye halkının savaş acıları içine düşürülmesine hiç ses çıkarmaz. Soran olursa üç maymunu oynar.
 

·         Bu ellinin bir kısmı, beyinleri, buluşları, “düşünceleri” çok parlak ve bulunmaz olduğundan, birkaç yıl içinde altlarında (Budist ya da Hıristiyan üretimi) yüksek arabalar, cüzdanlarında dolgun maaş, ellerinde (Budist ya da Hıristiyan üretimi) son model telefonlar, başlarının üzerinde bilmem kaç odalı ve katlı “rezidanslar”, eğer kadınsa kuşkusuz başlarının üzerinde “türbanlar”…olan bir özel kesim durumuna geldiler.
 

·         Bu olanaklara ulaşamayanlar mı? Geçim, onur, gurur, saygınlık ne dert; onlar da Partiye “müracaat” ederek, kolilerdi, kömürlerdi (A.Hitler’in de kömür dağıttırdığını kaç kişi bilir), yeşil karttı, paraydı…geçinip giderler “çok şükür.”
 

·         Bu ellinin içinde ortalarda bir bölük de var ki devletle iş yaparlar ve Partili olduklarından hak edişleri, şişirilmiş, bir yerine beş yazılmış alacakları hiç beklememektedir. (Eskiden alacaklarını geç alırlarmış. İstikrar!)


Daha çoğaltalım mı? Yazarken içim kararıyor. Seçim günü hemen her sandık kurulunda AKP ilçeden, ilden “görevli” bulunmaktaydı. İlk elden bir tanıklık: Seçimin yapıldığı yapının AKP sorumlusu sandık kurulundaki türbanlı kadına doğru eğilerek açık duyulur sesle “AK Parti adına, sandık bilgilerini yalnızca bana vereceksin” diyor. Yanıt: “Tamam!” oluyor. Sandık kurulunda tarafsızlık ve güvenilirlik ne iyi sağlanmış değil mi. Ardından araştırıldığında aynı durumun, okuldaki tüm sandıklarda bulunduğu görülüyor.

Geçelim saymakla bitmeyecek diğer etkenlere.

Anımsayacaksınız, arsalarda, arazilerde, yemek fabrikalarında, camilerde, okullarda, mezarlıklarda…seçmenler görünüyordu. 7 Haziran-1 Kasım arasında bile seçmen sayısı sıçrayışları gözlenmişti. (Ankara Belediye Başkanlığını bile, kazanmamış bir kazanan “şaki” hâlâ işgal ediyor.) Bunlara karşı ne yapıldı, yapılabildi? Kimse küçümsemesin; öyle bir seçim sistemsizliği ki birkaç oyla sonuç değişiyor.


Seçime bir hafta kala bile sormaca (anket) kurumları en çok % 39-40 gösterirken, birkaç gün kala ise bir sormaca kurumu yine en çok % 44-45 gösterirken sonuç nasıl % 49 oldu? Sormacalar seçmene sorularak yapılmıyor mu?


Seçimden bir gün önceki gece, bilinen bir AKP yetkilisinin hesabında, kullanılmış oy pusulasının fotoğrafı nasıl olabiliyor? Fazla basılan milyonlarca oy pusulasına ne oldu? Bu pusulalar şimdi nerede?


Toplum duyarlığına ilişkin bir diğer ayrıntı ise şudur: Anımsayacaksınız, yıllar önce Yaşar Büyükanıt’ın 27 Nisan diye anılan, laiklik uyarısı içerikli bildiriyi yayımlamasının ardından, “İşte bu bildirinin yayımlanması, AKP’yi ‘mağdur’ durumuna düşürdüğü için AKP oyları birden yükseldi” denmişti. Ne duyarlılık, insancılık, acıma duygusu değil mi. İnsan hayran kalıyor. Oysa günümüzde hiçbir dönemde olamayan kıyımlar, en son Ankara Kıyımı oldu da bizim AKP seçmeni sözkonusu “acıyan”, “mağdurun yanında yer alan”, “yufka yürekli”, “kalbi!” yanını hâlâ ortaya çıkarmadı. (Kaldı ki denizde sulara gömülen güzelim çocukların kanında bile sorumlulukları var.) Anlamak kolay mı zor mu size bırakıyorum.

Bu kıyımcıların, uğruların bile “dava”sı var ama ne değin eğri yerlere savrulsa da gerçekleri, doğruları savunduğu söylenebilecek karşı siyasetin (muhalefet) bir davası yok. Davası olmayan, giderek bile isteye bindiği dalı kesen, ilkelerini kendi eliyle, birer kibrit çöpü gibi kıran, bu anlayışından oy ya da başka bir biçimde yarar uman partilerin / partinin başarı şansı olmaz; güven veremez. Hep söylenir ya doğrudur, aslı varken taklidine neden oy verilsin? “İşçisin sen işçi kal” da bakalım sonuç ne oluyor.


Oturulsun kalkılsın Atatürkçü-Alevi-aydınlanmacı oylarına şükredilsin. Her seferinde anlayan için, o değerine paha biçilemeyen (ama ne yazık ki sürekli de çantada keklik sayılan) bu kesimin oyları saygınlığımızı koruyor, yerlerde sürünmemizi önlüyor. Durum biraz da yem yemediği yere yumurta bırakmaya benziyor. Ne güzel değil mi?
 

Kuşkusuz seçim sonucunun baş sorumlusu Devlet Bahçeli’dir. Çünkü sorunlar arasında yakıcılık sıralaması yapmamıştır. PKK+HDP’ye karşı savaşımı gerekçe olarak öne sürüyordu. Şimdi bu koşullar içinde savaşsın bakalım.
 

HDP baraj altında kalmaktan kıl payı kurtuldu; kalsaydı AKP’nin elde edeceği olağanüstü ve hak edilmemiş milletvekili sayısını demokrasimize armağan edecekti. HDP yönetimi hâlâ “halkların demokrasi”sinden dem vuruyor. Ankara Kıyımı olmuş, yazıldığına göre hâlâ AKP yönetimiyle, Kürt “çözüm” süreci için gizli görüşmeler yapıyor. En azından görüşmelerin başlamasına hazır olduğu iletisini veriyor.
  

Dileriz yanılırız ama % 49’luk yönetim eli sopalılarını (siz buna dilerseniz SA birlikleri de diyebilirsiniz) saldırılarını çoğaltacaktır. Yoksa önümüzdeki yıllar içinde “ılımlı”laşacaklarını sananlar mı var?
 

Bir zamanlarki muhalifliğiyle tanınan Vatan Partisi yönetiminin şu yaklaşımı da pes dedirten türden. Neymiş, AKP oylarındaki büyük artış olumlu bir durummuş. TSK’nin saldırılarının oya yansımasıymış. Kaygılanacak değil, sevinç duyulacak bir sonuçmuş. Evet dedikleri neredeyse bu. Oslo’larda, İmralılarda, Haburlarda sergilenen desteklerle kıyım örgütü PKK’ye verilen olağanüstü güçten AKP’nin sorumluluğunu kafalardan çıkarıp atabilmek herhalde AKP seçmeni ile Vatan Partisi yönetimine özgü bir parlak anlayıştır. Bu konuda da söyleyeceğimiz şudur: Tarih her şeyi ama her şeyi kaydediyor!
    

Bu seçim sonucunun varsa tek yararı, faturayı ödemeden gidilmesini önlemiş olmasıdır. Bakalım devasa boyuttaki ekonomik, siyaset, dış siyaset…bunalımını Katar parası nereye kadar erteleyebilecek.
 

Usta Ozan Edip Cansever’in “Masa da masaymış ha” dizesindeki gibi, “İstikrar da ne istikrarmış ha.” 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN