Türkiye Mektubu
Günay Güner

Türkiye Mektubu

Bu içerik 1301 kez okundu.

“Cemaat” kavramının bile kanıksandığı, neredeyse “her eve gerek” türünden önerilecek duruma gelindiği bir Türkiye’de neyi, hangi gerçeği, kime, ne kadar anlatabilirsiniz ki…
 

Aydınlanmacı denen kesimin bir bölümü yalnızca cemaati karşıya almış, manevra gereği mi bilinmez, Hacı Şakir partisini ağzına, kalemine, klavyesine aldığı yok. Diğer bir bölümü ise tam tersi. Varsa yoksa Hacı Şakir partisinin sırtındaki çuval, yüzündeki maske. Cemaat “mağdurun mağduru”!


Oysa gerektiğinde her ikisine, üçüne, dördüne birden karşı durmak aydının en doğal hakkı ve görevidir.


Gazeteciler içinden de dürüstlüğünden kuşku duymadığımız kimi kişiler cemaat basınını meslek dayanışması, demokrasi, özgürlükler adına savunmaktadırlar. Bağışlasınlar, bundan daha büyük saflık düşünülemez!


Neden mi? Cemaat basını dürüst gazetecilik yapmak, halkın haber almak hakkını yerine getirmek, gerçekleri salt gazetecilik ahlakı ve onuru adına ortaya çıkarmak amacıyla yola çıkmadı da ondan.


Bu önemli ayrıntıyı nedense dürüst gazeteciler de atlıyorlar. Cemaat basını, özellikle de en etkili aygıt olan TV kanallarını da kullanarak yıllarca yargısız infaz yaptı, kişilik haklarına saldırdı, yirmi dört saat, TV kanallarının o boğuk arka sesiyle “Şurayı da bombalayacaklarmış”, “Buraya da silah, bomba gömmüşler”, “Komutanlarına suikast hazırlığı içindelermiş”… haykırışlarıyla her eve girip beyin yıkadı. Hedefteki insanların, ailelerinin ocaklarını söndürdü; yaşamlarını yitirmelerine neden oldu. Bunu bilmeden yaptıklarını, gerçeklerin ayırdına şimdi vardıklarını kimse söyleyemez. Her kötülüğü bilerek, tasarlayarak, “taammüden” yaptılar.


Cemaat basınından, sözcülerinden hiç özeleştiri, bir özür duyuluyor mu?


Bunun neresi gazetecilikti ki bugün de basın özgürlüğü adına savunulmayı hak etsinler?


Başımıza gelenler biraz da bu yüzden, tatlı su demokratlığından geldi. Kuşkusuz zulüm, baskı karşısında direnirken yasal, demokratik hakların çerçevesinden çıkmamalı. Uzun erimde bu anlayışın yararları görülmektedir. Ne ki hangi gücün yanında hangisinin karşısında olunması gerektiği de iyi bilinmelidir.


Kaldı ki insan haklarının başat düşmanının cemaat ruhu olduğu gerçeği ne tez unutuldu. Uygar dünyada, cemaatlerin, toplulukların, gerici güçlerin işi olabilir mi? Ne gerekçeyle olursa olsun gericiliğe destek vermek kabul edilemez!

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN