Tarikatlar Kapatılsın, Sorumlular Cezalandırılsın
Günay Güner

Tarikatlar Kapatılsın, Sorumlular Cezalandırılsın

Bu içerik 879 kez okundu.

Son yirmi yıllık süre içinde ülkenin, Türkiye’nin başına gelmedik bela, gelmedik kötülük kalmadı. Büyük kentlerin göbeğinde bombalar patlatıldı; insanlar yüzer yüzer parçalandı. Son Beyoğlu saldırısında 6 ölüm, onlarca yaralı var. Birileri PKK ile mi çalışıyor, IŞİD’le mi çalışıyor, ÖSO’yla mı çalışıyor belli değil. Madenlerde işçiler, seçmene dağıtılacak kömür çıkarsınlar diye baskılar yüzünden yerin yüzlerce derinliğinde kaldılar. Tren süksesi yapacak kibirliler onlarca insanın ölümüne neden oldukları gibi, evlatlarını yitirmiş, hakkını arayan anneleri içeri tıkmaya çalıştılar. Saymakla tükenecek gibi değil.

Yıkım yalnızca maddesel, fiziksel alanda mı? Hayır. Ne yazık ki hayır. Toplum çürütüldü, koruyucu tuzdur, tuzu kokuttular. En yoğun yaşandığı konu laikliğin üzerinde tepinilmesidir. Oysa basit laf değildir; laiklik olmadan özgür de demokrat da olamazsın. Güya Cumhuriyet dindarların ve etnisitesel kimliklerin “üzerini betonlamış,” laik ve Türk kimliği altında “asimile” etmiş, tutsak kılmışmış.

2002 öncesi yeri göğü “dinimizi yaşayamıyoruz” naralarıyla inletirlerdi. Türban için erkekler türban taktığı gibi, Cuma, cami kapılarında gösteriler yaparlardı. 20 yıldır yaşanan bunca rezilliğe karşın bir gösteri, yapana rastlayamadık. Üniversitenin bir odasında öğrenciye yasaların anımsatılmasının adı “ikna odası işkencesi” olmuştu. 28 Şubat bugünlerin yaşanmaması amaçlı bir uyarıydı; darbe dediler. Şimdi emekli amiraller, generaller hapiste çürüyorlar. Halkın arasında ne oluyor? Altı yaşında evlendirilen, yirmili yaşlarına dek tecavüze uğrayan genç kadının, ailesi bile celladı kesiliyor. Bu da daha yüzeye vuran, ortaya çıkan. Tarikatlar, cemaatler sonuna kadar özgür, serbest. Ülkeyi onlar yönetiyor. Halk bu iğrençlikleri dahi kanıksamış. Mitingler yapılması, tepki gösterilmesi gerekirken, örgütler sessiz. Muhalefet sessiz. Aman cahil bırakılmışların oyu kaçmasın ya da Cumhuriyet hatalıydı, biz doğrusunu biliriz!

Oysa Devrim Yasaları yürürlükte. Kimse  de o yasaları işlevsiz kılamaz. 3 Mart 1924’te eğitim tek izlenceli bilimsel yapıya kavuşturuldu. Saltanat kaldırıldı, Hilafet kaldırıldı. Tekke ve zaviyelerin, türbelerin kapatılması v30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilip 13 Aralık 1925 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı yasayla gerçekleşmiştir. Bu devrimin ne denli yaşamsal kazanım olduğunu günümüzde daha doğru anlıyoruz. Tıpkı oksijen gibi…

Dininizi yaşayamıyordunuz; yaşadınız, yaşamaktasınız, hadi bakalım. Temizleyin pisliğinizi. Hiç kuşkunuz olmasın, bunun bir adım sonrası, İran’da olduğu gibi halkın, gençlerin, kadınların üzerine yaylım ateş açılmasıdır. Dincide özgürlük arayanlar, bulacağını sananlar, hele de solcu geçinip de “tarikatlar, cemaatler “şeffaf” olsun iyi dileklerini höykürenler ulusun yıkımına su taşıdılar, taşımaktalar. Başkaları kadar, sorumludurlar. Yine aynı 1978’de, 1979’da İran solcuları gibi.

Kimse Atatürk Devrimini, laikliği hafife almasın. Yine İran’da genç kızlar Atatürk posteri taşıyorlarsa nedensiz değil. Gericiliğe, giderek altılı masaya karşın Atatürk Devrimi yeniden kurulacak ve yaşatılacaktır. Yapacak güçler her zaman vardır.

Tarikatlar kapatılsın, sorumlular cezalandırılsın! Devrimci ilke, devrimci tavır budur. Şeffaflaşsın demek değil.

Demek ki neymiş? Tarikatlar, cemaatler özgürleştirmiyor, köleleştiriyormuş.

Ey kimi profesör geçinip, şimdi sırra kadem basanlar, öğrenmenin sonu yok.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN