Türkiye, HDP ve Kürt Siyaseti
Günay Güner

Türkiye, HDP ve Kürt Siyaseti

Bu içerik 617 kez okundu.

Türkiye nasıl yaşanacağı, ne sonuca varacağı bilinmez bir “seçim”e sürükleniyor. Sürükleniyor, çünkü bir gün sonra ne olacağı bilinmiyor. Bu seçimin yaşamsal olduğu söyleniyor; öyledir de. Ne ki eşkıyaların yararına sonuçlansa da mücadele sürecektir. Yaşamsal diye bir şey yok bu anlamda. Bunu belirttikten sonra diğer yanlarına bakalım. Türkiye parti ve halk ilkelliğinin kıskacı altında. Adeta inim inim inlemektedir. İnsanlara, hayvanlara, doğaya acımasızlığın bini bir para…

Müzikçi Onur Şener’in öldürülmesi kışkırtma gibi. Minik kızı babasını ancak bu anılarla anımsayabilecek. Çalışma Bakanlığında “yüksek” yöneticiler, müfettiş, uçak alanında mühendis…  Bakar mısınız. Ve önceki sabit suçları da ortaya çıkıyor ve hâlâ o orunlarda çalışabiliyorlar, bu cinayeti işlemeseler daha da çalışacaklar. Kırdıkları şişenin camıyla işliyorlar. Kapıda bekliyorlar. Daha bunun gibi ne kötülükler. Ülke dolup taşıyor. Pandoranın kutusu sanki bu toprakta açılmış. Kadınların öldürülmeleri, insana, hayvana işkence, kıyım, Karısını öldürüp, intihar eden adalet adamları, açılır açılmaz çıkış harcını 300 liraya çıkarmayı yasalaştırma peşindeki milletvekilleri… tatilde olsalar daha iyi olacak.

Daha bunun gibi nice olay sürerken HDP kilit partiyim diyerek, haklı, erdemli tarafta olmak konusunu şantaja çeviriyor. “ben olmasaydım, İstanbul seçimini kazanamazdınız, laflarına şimdi de ayrı aday çıkarırız, HDP olmazsa olmaz partidir, partimiz istekleri benimsenerek güçbirliğine alınmalıdır… Banlayışla bakılırsa İyi Parti de diğerlerinin toplamı da kilit konumundadır. Yirmi yıldır öyle başarılı muhalefet yapıldı ki AKP oy oranı ancak yüzde otuza geriletilebildi. CHP’nin çoğu zaman göremediği bir oran yüzde otuz. Bu başarısızlıkta HDP’nin payı yok mu? Hem de nasıl var. Habur, Oslo, Dolmabahçe, İmralı hemen unutuldu. AKP’ye verilen güç onu nerelere getirdi, görüyoruz. Siyaset yanlışlarını özeleştiriyle kabul etmeyi de kapsar parti anlayışı ama nerede… Özeleştiri yok, dayılanmak, şantaj var.

 Okurlarım bilir, bende karnından konuşmak toktur. Dünyanın neresinde var, terör örgütüyle bağını koparmak için hiçbir çabaya girme, tersine her fırsatta TSK’ye karşı, FETÖ’yle bile birlikte ol, komplo düzenle, ara ara Sevr uygulansın de, Türk ulusal değerlerini aşağılayarak kışkırtmalara giriş… ama bunlara karşın makbul parti savını dillendirmeyi bırakma. Cumhuriyeti yılma özgürlüğü ne yazık ki bu amacı güden ger güce sonuna dek açık. Emperyalizmle birlikte bu kötülüğü yapmanın adı küreselleşme! Bu kadar özgürlük nerede görülmüş? Avrupa Birliği Avusturalyalı Haydar’ın ırkçı partisini, seçim galibi olmasına karşın iktidarını tanımamıştı. Şimdi Fransasından İtalyasına kadar ırkçı partiler, siyasetler güç kazanıyor. Bizdeki etnik ırkçılık ise aynı AB tarafından destekleniyor. Açıklıkla söylüyorum, o “özgür” Avrupa!nın hiçbir devleti böylesi ayrılıkçı, bölücü, şiddetle ilişkili partilerin çalışmalarına izin vermez, kapatır.

Bunlar olup biterken Kemal Kılıçdaroğlu’nun 3 Ekim 2022 akşamı açıklama yapacağı bilgisiyle karşılaştık ama sarsılmadık. Açıklamayı yaptı; türbanı yasallaştırma onurunu kimseye bırakmayacağını bir güzel anladık. Bugün türbanla örtünenlere hem saygı duyup hem de gerçekler neden söylenmesin? Çoğunun bu işin nasıl sömürü aracı olarak başlatılıp bugünlere getirildiğini bilmediği açıktır. Hadi onların bilmemesi doğal da Kılıçdaroğlu da mı bilmiyor? Türban gerçeği 1970’lerin başında Mehmet Şevket Eygi, Şule Yüksel Şenler ve Alman istihbaratından olduğu sonra anlaşılan, kendine Müslüman olmuş süsü veren bir kadın ile oğlunun Türkiye’yi bu biçim türbanla kasaba kasaba, il il gezmeleri ve konuşmalarıyla başlar. İkinci büyük atağı ise Nurettin Veren ayrıntısıyla açıklar. Nurettin Veren kim mi? Fethullah Gülen’in otuz yıl temsilciliğini yapmış, içini dışını bilen ve ters düşmesinin ardından Gülen tarafından öldürülmeye çalışılmış biridir. Ne anlatıyor Veren? Başta eşlerimiz olmak üzere, cemaatteki kadınların görevi İzmir’de başlayarak, bu türban biçimiyle kalabalık yerlerde dolaşmak, görünmekti. Kadınlar bunu yaptılar, demekte. Tarihçi Cengiz Özakıncı’nın İblisin Kıblesi adlı yapıtında, özellikle 1970 süreci belgeleriyle, kanıtlarıyla açıklanır. Kılıçdaroğlu’na yakıcı olarak salık veririm. Öyle kitaplık fonlu video konuşmalarıyla olmuyor. Sıkı okuyacaksın. Laikliğin değerini kavrayacaksın. Koskoca CHP’yi Soros’un “STK”sine çevirdiniz. Her şey bir yana İran’da özgürlük mücadelesi veren, canlarını veren, işkence gören, öldürülen kadınlara ayıp, saygısızlık. Anlaşılan HDP ve YCHP’yle işimiz çok. Ne ki önce bunların harire destek verdikleri gericilikten kurtulmamız gerekiyor.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN