Anadilinde Eğitim İstemi Üzerine
Günay Güner

Anadilinde Eğitim İstemi Üzerine

Bu içerik 1106 kez okundu.

Cumhuriyet gazetesinin 30 Ağustos 2013 tarihli basımında,  BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın açıklamaları “Sorun Yüzde 99 Anadili” başlığıyla yayımlandı. Bu haber içeriğinde ileri sürülen görüş Demirtaş’ın 4 Eylül 2013 tarihli açıklamalarıyla da yinelendi. Demirtaş ya dilbilim konularını yeterince bilmiyor ya da kavramları karıştırmaktan siyasal yarar umuyor. “İnsanın çocukken anasından, evindekilerden ve soyca bağlı olduğu topluluktan öğrendiği dil” olarak tanımlanan anadili kuşkusuz başat insan hakkıdır. Her dil gibi Kürtçenin de konuşulması, Kürtçe ile yazın, düşünce yapıtları yazılması, yayımlanması, söylenmesi önüne hiçbir engel konulamaz. Kaldı ki anılan engeller geçmişte, en büyük destekçisi, kendileri için “our boys” (bizim çocuklar) diyen ABD olan 12 Eylül 1980 darbecilerince acımasızca yaşatılmıştır. Onyıllardır bu haklarla ilgili bir sorunun kalmadığı da açık bir gerçektir.

 


Demirtaş’ın dillendirdiği anadilini kullanma hakkı değil, anadilinde eğitim istemidir. Oysa iki kavram birbirinden çok ayrıdır. Anadilinde eğitim anaokulu çağından, çocuklardan başlayarak toplumu ayrıştırmak, birbirine yabancı kılmak, ortak hiçbir değer bırakmamak demektir. Çocukları ayırmaya, algı dünyalarını çağdaşlarına soy, budun gibi yargılarla bakacak yönde biçimlendirmeye kimin hakkı olabilir. Üniversitelerde Kürtçeyle dış ilişkiler, iç yönetim, tüze (hukuk) gibi alanlarda verilecek eğitimle, hangi devlet yapısında görev alınacağı sorusunun yanıtı Kürtçü siyasetçilerce verilememektedir.

 


Ayrıca niteliği gereği anadili tek dilden de oluşmayabilir. Eşzamanlı olarak aileden başlayarak yakın çevreden öğrenildiğinden, Türkçe de Kürt kökenli yurttaşlarımızın ikinci anadilidir. Bin yıldır ortak ekin içinde yaşanıldığı için Türkçe Kürt kökenli çocuğun benlik gelişiminde sarsıntı yaratmaz. Almanya’da, ikinci anadili Almanca olan Türkiye kökenli bir çocuğun benlik sarsıntısı yaşamasının nedeni dinsel, tarihsel açılardan yabancı bir toplumda büyüyor olmasıdır. Demirtaş’a özlemini duyduğu yöntemleri uygulamış olan İspanya’nın bugün içine düşürüldüğü durumu özenle, duyunçla (vicdan) incelemesini öneririm. Her bölgenin, topluluğun diğerine yabancılaştığı, levhalardan geçilmeyen, İspanyolcanın öğretilmesinde sorunlar yaşanan bir İspanya.

 


Ortak, çatı dilimiz Türkçe hangi kökenden gelirse gelsin tüm ulusumuza, bilimsel, yazınsal, düşünsel birikimi aktarmakla, yeryüzünde yetkin dil olarak gereksinimimizi karşılamakla; aynı pazara, kaygıya, sevince ulaşmada iletişimi kurmakla büyük yarar sağlamaktadır. Kürtler de içinde olmak üzere, karşımızda yayılmacı dil egemenliği engeli (günümüzde İngilizce) varken, Kürtleri Türkçenin bilgi olanağından uzaklaştırmanın onlara kötülük anlamına geldiğinin açıklıkla görülmesi gerekir. Siyasetçilerin işinin sözcüsü olduklarını söyledikleri toplumlara kötülük etmek olmadığına hâlâ inanmak istiyoruz.

 

*Dil Derneği Yayın Kolu Başkanı

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN