İnsanlığın yüz yüze kaldığı yıkımların acıları çok ağır. Savaşlar, açlık, gıdasızlık, eğitimsizlik, hastalık, göç, saldın, deprem… Ne ki gelişmiş devletler ve ülkeleri uygulayımbilimle sorunlarını büyük ölçüde çözdükleri gibi, gelişmemişlerin başlarına her türden yetiştirmeleri yönetimleri, işbirlikçi, dinci-etnisiteci gericileri getirmeyi ihmal etmemişlerdir. Tüm suç yayılmacıların mı? Kuşkusuz değil. Yayılmacılar yaparlar; işleri budur. Dedelerinin kabul ettiremeyip, o günlerde ceplerine koyduklarını önümüze çıkarıp benimsetmeye, kıstırmaya, tuzağa düşürmeye çalışırlar. Çalışmakla da kalmaz başarırlar. Dört mevsimi yaşayan ülkeye mısır, buğday… satarlar. Haşhaş yetişen ülkeye ilaç, aşı satarlar. Sanırım demek istediğim anlaşılmıştır. Sen kullanışlı olmayacaksın, yoksa kullanan çok olur.
6 Şubat 2023’te güneydoğumuzda, 10 ilde yaşanan yer sarsıntısı yıkımı resmi sayıya göre yaklaşık 40.000’in üzerinde can aldı. İlk günler ayazda donarak ölenler, kurtarma çalışmasının bir türlü başlamaması, adeta engellenmesi, aşevlerinin, çadırların, Kızılay’ın, TSK’nin bulunmayışı, kışa karşın çevreyi saran ölüm kokusu,.. Bugün durumun değiştiğini söyleyenler yalan söyler. Zaten onlarca Abdulhamit basını sürekli yalan haberle meşgul. Her şey yolundaymış, bir kişi daha kurtarılmış, AFAD “fedakar”ca çalışıyormuş. Kimse “milli birlik beraberlik” gerekçesine sığını, biat istemesin. Milli birlik nedeniyle mi cengiz ve milletini çok seven! İş adamına, sözde bağış yaptığı günün gecesi 3 küsur milyar lira teşvik verildi. Milli birlik için mi bir yıl önce Abdulhamit’in imzasıyla Hatay riskli bölge olmaktan çıkarıldı. Milli birlikten mi ev kiraları, ulaştırma birkaç katı fiyatlandı, Diyanet bir yandan Vakfına bağış isterken “evlatlık alıp evlenebilirsiniz” fetvası verdi (ki bu yöndeki ilk fetvası da değildir).
Çevre sorunları, salgın, enfeksiyok hastalıkları kapıda. Deprem Vergisinin yerinde ise yeller esiyor. Çürük, rüşvetli yapılara ilişkin tüm belgelerin bulunduğu ve depremce yıkılamamış tapılar, belgelerin üzerine buyruk almışlarca yıkılıyor! Belgeyi ara ki bulasın. Deprem değil mi? O yapılar da yıkılmış işte: mukadderat!
Dünyanın en pahalı ve yavaş bilgisunarını (internet) deprem sırasında çalışır göremedik. Özelleştirmelerle lüks duruma gelen elektrik, jeneratör koşulunu yerine getirmezken, hâlâ çoğu kentte yok. İnşaatçılarla milli birlik yerine “kader” birliği yapmış akp’nin ve yandaşlarının ağızları sulanıyor olmalı ki 1 Mart 2023’te yapılara başlanacağı duyuruluyor. Başka duyuruları da var. Yurtlardaki öğrenciler kapı dışarı edildi. Kimsesiz kalan çoğu çocuğun başına ne geldiği bilinmiyor. Siyasi malzemeden yakınan akp sözcüsü, Cumhur İttifakı tüm sahada, diyebiliyor.
Yürek dayanır durum değil. Hele de çocuklar. Organ mafyasından bile söz ediliyor. Peki, bu devletin güvenlik güçleri ne yapar? Mafyaysa mafya, ne güne bekleniyor da çökertilmiyor? Bunun da mı rüşveti var? İnanılmaz. Rüşvet dedik de “imar affı” kepazeliği bir rüşvet ilişkisidir ve bölgede 300.000 ev “affedilmiş”tir. Yazık günah… Kendi çocuklarının gömütünü hazırlayan bir halk. Yalnızca halkı sorumlu tuttuğum sanılmasın. Halk ne isterse istesin, ciddi devlet güvenlik önlemini alır, yapıları güçlendirir. Bana oy versin diyerek, rüşvet ilişkisi kurmaz. Ama nerede?…
Dini imanı yine kullanmaya kalkmaları ayrı rezillik. Biraz usu olan sorar: Budist, Hıristiyan Japonları, Avrupalıları Allah çok seviyor, bizden nefret mi ediyor?..
Şimdi bir de seçimlerin ertelenmesi isteği çıktı; Bülent Arınç’a söylettiler. Abdulhamit bugün FETÖ olmadığından Allah’ın lütfu demedi ama yıkım böyle de bir sonuç, böyle bir istem yarattı. Muhalefet buna direniyor ya, aynı direnci Diyanet fetvası, Diyanete bağış, çocuklar konularında göremiyorum.
Seçimi bilmem de akp’nin başı çektiği ittifaka oy vereceklerle ilgili anlaksal, kaygılarım büyük.
