Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) diye de bilinen kamu girişimleri Atatürk Devrimiyle kurulan, çiftçinin, üreticinin, küçük ve orta ölçekli sanayi işletmelerini desteklemeyi amaçlayan kuruluşlardır. Elbette amaçlar da hedef kitle de bunlarla sınırlı değildir. Atatürk Devriminin temel niteliği, bir senfonik orkestra yönetircesine, sürenin, yerin, bütüncül yapının eşzamanlı, dengeli belirlenmesi ve uygulanıp sonuçlarının alınmasıdır.
Nâzım Hikmet’in şiirindeki makineleşmek istiyorum, istemi, yeni insan, yeni toplum, ağır sanayi, kültür, eğitim boyutlarıyla özgüvenli ulusu tanımlar.
Cumhuriyet, %80’i köylü, okuma oranı taş çatlasın %7 (Orhan Goloğlu), faiz hariç net 63,2 milyon dolar (yaklaşık 84,6 milyon Osmanlı altın lirası) dış borç ki diğer mali yükümlülüklerle birlikte bu anapara tutarı 107,5 milyon altın liraya (o dönemin kuruyla yaklaşık 65-85 milyon dolar bandına) yükselmiştir-, atölye düzeyinde sanayi, makineden yoksun tarım, okulsuz 35.000 dolayında köy, derin yoksulluk (belgelerinden biri de Ebubekir Hazım Tepeyran’ın Küçük Paşa adlı romanıdır), üniversitesiz kentler devralmıştır. Tersini savlayanların kanıtlarını hâlâ bekliyoruz.
17 Şubat 1923’te aşar (öşür) vergisi kaldırıldı. İttihat ve Terakki döneminde Ziraat Bankası yapısında ağır aksak işleyen tarımın finansmanı, çağdaş işleyişe kavuşturulmuş, çalışmaların ardından 14 Temmuz 1938’de Toprak Mahsulleri Ofisi, aynı yıl Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği FİSKOBİRLİK kurulmuştur. Kooperatifler, birlikler, İdeal Cumhuriyet Köyü, deneme çiftlikleri, Etibank, Sümerbank, Pankobirlik, Halkbank, Emlak Bankası, Kayseri Uçak Fabrikası, TCDD demiryolu, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, millet mektepleri, eğitmen kursları, çağdaş üniversite, Anadolu Medeniyetleri Müzesi, köy enstitüleri...
İktisadi yanına dönelim. 1950’li yıllarda Kayseri Uçak Fabrikasının iğdiş edilmesinde görüldüğü üzere Atatürk’ün yaşamını yitirişi sonrası, devrimden çıkarları aşınan ağa, şıh, tefeci, işbirlikçi ortaklığı tam cepheden saldırıya geçti. Toprak dağıtımı yoluyla bağımsız çiftçiyi yaratmak girişimini engellediler. Köy enstitülerini kapattırdılar. Bu saldırı, faşist darbe yönetimleriyle, planlama düşmanlığıyla, toplumcu aydınlara kıyımlarla, kamu girişimlerine karşıtlıkla, MC öldürümleriyle sürdü. Bir yandan da sağcısı, sosyal demokratı KİT’leri arpalık gördüler; siyasal rant kapısına çevirdiler. Yalnızca işe gereksiz, militan çalışan almaktan öte geçti bu fırsatçılık. Birkaç örnek: Özel hür teşebbüs erbabı bir fabrikamsı kuracak ve yönetimde çoğunluk söz hakkının kendisinde olmasını istiyor. Bu durumda yüzde 49 sermaye kamu ortaklığından beleş gelir.
Devlet müdahalesine karşılar mı? Karşılar! TMO çiftçinin ürün fiyatının belli tutarın altına düşmesini önleyerek çok önemli görev yapar. Bu, ilk dönemlerdeki yararlı işiydi. 1990’lı yıllarla dünya ölçeğinde, ABD+Birleşik Krallık ortaklığında dayatılan özelleştirme, kamu girişimleri ve harcamalarının tasfiyesi süreci Türkiye’ye de doğrudan yansımıştır. Sav şuydu: Kamu girişimleri etkinlikten uzak ve verimsizdir. Özel girişimler etkin ve verimlidir. Oysa bu bilimselmiş cilasıyla dolaşıma sokulan savın hiçbir bilimsel değeri, dayanağı yoktu.
Kemal Derviş’in Dünya Bankasından gelip 15 günde 17 kelepçe yasa çıkarması ardından, alacaklılar yönünden temizlenmiş koşullarda 2000’li yıllara girildi. AKP’li yılların başlamasıyla, yıllarca bile isteye yenilenmemiş, makine alınmamış fabrikalar arsa fiyatına satıldı. SEKA kâğıt fabrikamız bile yok. TMO, tüccar borçlu çiftçinin ürününü düşük fiyata topladıktan sonra fiyat ve prim açıklar. Onu da öldüre öldüre verir. Bütçenin yüzde bir tarım payı ayrılmamasına alışıldı. ÇKS Çiftçi Kayıt Sistemi belgesi alım yapılabilmesi için sözde zorunluyken, üreticiden toplama tahıl getiren tüccarın da belgesi vardır ve TMO’ya satar.
Çiftçiye bankadan alın kılıfı altında özel bankalar da dâhil banka kartları, ödeyemeyen üreticileri mali sorunlar içine sokmuştur. Siyasilik doruğa çıktı. TMO ile aynı yıl kurulan FİSKOBİRLİK yönetimine AKP ekibi seçilemeyince fındık alım görevi, FİSKOBİRLİK dururken TMO’ya verildi.
TC Ziraat Bankası tarımın finansmanıyla ilgiliyken medya patronuna, katılım hassasiyeti bulunana kredi veriyor artık. Vakıfbank, Halkbank...tırtıklanacak kamu kaynağı sayılıyor. Varlık Fonu da kalan kamu kurumlarının rehine verilmesidir. Devlet kumaş nı dokur, devlet ayakkabı mı yapar, dışarıda ucuz oradan alın...aymazlığından
