YA TUZ KOKARSA!..
Mustafa Sönmez

YA TUZ KOKARSA!..

Bu içerik 1253 kez okundu.

Sevgili okuyucular, iki haftadır içerisinde bulunduğum Türkiye’mizde çok şeyler oluyor. Bu olup bitenlere bazen akıl sır erdirmek olanaklı değil. Hükümet daha doğrusu başbakan (tek lider) ne yapacağını şaşırmış durumda ve toplantı üstüne toplantı yaparak yolsuzluk, rüşvet vb. (ve benzeri) olaylardan kendisini yine kendi içinde aklamaya çalışıyor. En iyi savunma hücum diyerek, dışarıya salvolar yağdırıyor... Bu yaşanan yolsuzluk olaylarından onda biri Batı ülkelerinde olsa, çoktan hükümetler istifa etmişlerdi ama bizdekilerde tık yok! Tık olmadığı gibi arsızca yolsuzlukları ‘komplo’ diye yutturma fırtınası estiriyorlar... Bunlardaki yüz değil, mübarek manda derisi...


Ana muhalefet partisi hâlâ olayları tam kavrayamamış bir izlenim içerisinde ve kendi Genel Başkanından olur alarak, CHP’nin kıdemli eski Başkanı Deniz Baykal devreye giriyor. Baykal hem Başbakan hem de Cumhurbakanıyla görüşmeler yapacak. Bu kriz ortamına belli ki çözüm yolları önerecek?.. Bu çözüm yollarını kendi partisi içinde ve gerekli organlarında enine boyuna öncelikli olarak tartışsaydı da, CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, gerekli görüşmeleri yapsa daha iyi olmaz mıydı? Bu da CHP’nin kendi iç sorunu...


Türkiye Barolar Birliği (TBB) Genel Başkanı Sayın Metin Feyzioğlu’nu kutlamak gerekiyor. TBB üzerine düşen görevi yerine getirmeye çalışıyor. Cumhurbaşkanıyla görüşerek yapılması gerekli yolların çözümlerini sunuyor, öneriler getiriyor. Başbakanla görüşmeleri nasıl geçecek belli değil. Feyzioğlu; “Yargının adalet dağıtamadığı” görüşünde ve görüşünü bir basın toplantısı düzenleyen AKP’li eski Adalet Bakanı ve TBMM Başkanı Cemil Çiçek de Anayasa’nın yargı bağımsızlığını düzenleyen 138. Maddesine vurgu yaparak, doğruluyor. Çiçek, “Anayasa’nın 138. maddesi bu memlekette ölmüştür” ifadelerini basın önünde açıkça ortaya koyuyor. Dilimizde bir söz vardır: “Et kokarsa tuz ya tuz kokarsa?!” o zaman tek çare çöpe atmaktır. İşte AKP’nin yeri ayakkabı kutuları bu kokuyu gizleyemeyeceklerine göre, bundan sonrası çöp kutusudur. Krizin en sağlıklı yolu hükümetin biran önce istifa etmesidir. Yargının işi de yolsuzlukların üzerine korkusuzca gitmektir.


Başbakan yolsuzlukların üzerini imaj değişikliğiyle örtebilmek için kendisine hiç zorluk çıkarmayacak adlarla yeni bir kabine kurdu. On tane bakanını değiştirdi. Bu bakanların içerisinde ikisi çok önemli Adalet ve İçişleri Bakanlıkları. Bu iki bakanda verdikleri demeçlerle çok şaibeli geçmişlere sahip. İçişleri Bakanı aynı zamanda Başbakanın danışmanı ve Gezi olaylarında polise göstericileri kastederek, “Onların başlarını ezin” diyen ve halkına düşmanca bakış açısına sahip bir kişi. Yeni Adalet Bakanı ise, yolsuzluklara hâlâ “komplo” teorisiyle yaklaşan, Başbakan Yardımcısı bir kişi... Bu durumda elbette ne iç huzur sağlanır ne de adalet dağıtılır. Olan bu güzel ülkeye olur.


Yolsuzluklar patlak verdiği anda hükümet istifa etse ve “geçici ve partilerüstü” bir hükümet kurularak, seçimlere gidilseydi, ülke ekonomik krizin tuzağına en azından bu kadar düşmezdi. Dolar neredeyse 2.20 TL’yi buldu. Ne kadar artacağı ve nerede duracağı belli değil. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Marie harf, “Basın özgürlüğü, yargı süreci, adalete etkin erişim gibi konulara ilişkin kaygılarımızı aylardır, yıllardır Türk hükümetine iletmekteyiz. Türkiye ile yakın bir ilişkimiz olduğunu söylemekten başka, bu konuda daha fazla bir yorumum yapmayacağım. Uygun gördüğümüz zamanlarda bu konuları gündeme getirmeyi sürdüreceğiz. Bu, Türkiye'nin bir iç sorunu, biz izlemeyi sürdüreceğiz” derken, ABD ile AKP arasındaki soğuk ilişkilere satır arasında dikkat çekmek istiyor.


Ülkemizde onlarca sorun varken, başbakan yandaş ve kandaş basın mensuplarını yanına alarak Uzakdoğu seferine çıkıyor. Böylece içteki sorunları unutturmayı planlıyor. 2014’ün ilk Tv konuşmasındaki “Millete Sesleniş” programında söylediği “Biz dualarla yürüyen bir milletizderken, kendisi gibi düşünmeyenlerin kafaların içinden geçenleri bilmiyormuşçasına, pişkin... Din daha ne kadar siyasete açıkça bu kadar malzeme yapılabilir, onu da gerçek Müslümanlar düşünsün....


Türkiye’nin bu krizden en sağlıklı çıkma yolu; hükümetin istifa etmesidir. Bu olmuyorsa; muhalefet partilerinin ve Türk halkının meydanlarda hükümeti istifaya zorlamasıdır. Yapılacak protestolar, mitingler gerekirse, meydanlarda sabahlamayı göze almasına bağlıdır. Ya değilse, bu hükümetin kendiliğinden gitme düşüncesi yoktur.


Ey Türk halkı, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün “Gençliğe Seslenişi”ninde dile getirdiği günleri yaşıyoruz. Bu durumda ya var olacağız ya da köleci toplum rolünü kabulleneceğiz. Seçim sizin...


Şapkanızı önünüze koyun bir kez daha düşünün!..

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN