MADRİD ZAFER Mİ, HEZİMET Mİ?
Mustafa Sönmez

MADRİD ZAFER Mİ, HEZİMET Mİ?

Bu içerik 198 kez okundu.

Dünya ve ülkemiz özellikle son bir aydır Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği konusunda söylediği sözleri konuşuyordu. Cumhurbaşkanı, ”Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin başında olduğum sürece bu iki ülkeye onay vermem. İki ülkenin terör örgütlerine açık ve net bir tavrı söz konusu değildir. Kaldı ki bu süre içerisinde ‘Biz terör örgütüne karşıyız’ deseler bile tam aksine teslim etmeleri gereken teröristleri bile teslim etmeyeceklerine dair verdikleri demeçler var. İsveç terör örgütlerinin kuluçka merkezi, parlamentolarında teröristleri konuşturuyorlar. Hatta PKK yanlısı teröristler var parlamentolarında. Biz bunların neyine güveneceğiz? Türkiye’ye yaptıkları uygulamalarla bir güvenlik örgütü olan NATO’ya girmelerine biz evet diyemeyiz.”

İsveç Başbakanı ve Finlandiya Cumhurbaşkanı İspanya’nın başkenti Madrid’deki NATO zirvesinden ülkelerine döndüklerinde farklı bir konuşma yöntemi kullandılar. İsveç Başbakanı Magdalena Andersson, ”İsveç vatandaşları sınır dışı edilmeyecek. Uluslararası hukuka uyacağımızı belirttik, terörist olmayanın endişelenmesine gerek yok” derken, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, ”Belgede YPG gibi örgütleri görmeye pek hevesli değildik çünkü diğer NATO ülkeleri ile Türkiye’nin bakışı arasında büyük fark var. Türkiye onlara terörist diyor. Belgede bundan bahsetmek Türkiye’nin ana amaçlarından biriydi. Kabul ettik çünkü bu konuda hiçbir şey değişmedi.Belgede Türkiye’nin istediği gibi adlandırılmıyorlar” sözlerini sarf ettiler.

Evet, bu söylemler ne anlama geliyor? Biz, o belgeye imza attık ama, hukukumuz ve diğer kurumlarımız buna izin vermiyor. Üstelik biz bunları terörist olarak görmüyoruz türünden sözlerle belgenin geçersizliğini ortaya koyacaklardır. İsveç ve Finlandiya’nın verdiği sözler göstermelik olmaktan öteye gitmeyecektir.

Elbette, henüz hiçbir şey bitmiş değil. Bunun parlamento ayağıda var. Şurası kesinlikle unutulmasın ki, her iki ülkede Erdoğan’ın istediği kişileri teslim etmeyeceklerdir. İsveç Ulusal Güvenlik Teşkilatı, Göç İdaresi ve İsveç hukuku bu duruma büyük bir engel oluşturacaktır. İsveç Hükümeti hiçbir zaman “buyurun alın, teslim ediyoruz” demiyecektir. Bu ülkede kırk yıla yaklaşan yaşamam ve az çok siyasetine buluşmamın bana öğrettikleri değerlendirdiğim zaman bu yargıya varıyorum.

Kaldı ki, İsveç Ulusal Güvenlik Teşkilatı şimdiye kadar PKK’lilerin yaptıklarına hep göz yummuştur. Harç toplamalarına, kendi hazırladıkları ifadelerle ülkeye gelen kişilere para ve hizmet etme karşılığında bu düzmece ifadelerle izin almalarına Türklerle Kürtleri birbirlerine karşı kışkırtmalarına hep sessiz kalmıştır. İsveç, Kuzey Suriyeli Kürtlere için 35 askeri eğitmen göndererek eğitim vermelerini sağlamıştır. Ekonomik ve silah yardımı da işin bir başka yönüdür. Hal böyleyken İsveç, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istediği kişileri vermeyecektir.

Basında yer alan haberlere bakıldığı zaman İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde görüşmeler esnasında, “Vallahi siz bilirsiniz, NATO’nun güçlü ülkeleri üyeliğimizden yana, örgüte girişimizi desteklerseniz sizin de yararınıza olur” diyerek birtakım sinyaller vermiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sırf ABD Başkanı Joe Biden ile arasını düzeltmek, yumuşama yaratmak ve bunu iç politika malzemesi olarak kullanmak için bile bile lades demiştir.

Peki, nerede kaldı: “Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin başında olduğum sürece bu iki ülkeye onay vermem” sözü? Biden’ın 29 Ekim sabahı telefon ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayarak görüşmesi herşeyin çözümü olmuştur. Baş terörist Fetullah Gülen ABD’de değl midir? ABD, PKK ve yan kolu PYD/PYG’ye her türlü yardımı ve desteği vermektedir. Neden, ABD’ye dur, NATO’daki anlaşmamıza aykırı hareket ediyorsun, bu duruma son ver, elini eteğini çek deme cesaretini gösterememektedir?

Ne yazık ki, yandaş basın bu ‘memorandum’u büyük bir zafer olarak yorumluyarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ülkeye dönüşünde başlıklarına taşımıştır:

“Madrid zaferi…”

“Türkiye kazandı…”

“Büyük zafer kazandık…”

“Türkiye masada her istediğini aldı…”

“Erdoğan evine zaferle dönüyor…”

Keşke böyle olsaydı...

Atalarımız ”Zaman herşeyin ilacıdır” demiş. Biz de yaşayarak, Madrid’in zafer mi, yoksa hezimet mi? olduğunu göreceğiz...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
19 MAYIS 1919 TÜRK’ÜN DİRİLİŞ VE ŞAHLANIŞ GÜNÜNÜN ADIDIR
19 MAYIS 1919 TÜRK’ÜN DİRİLİŞ VE ŞAHLANIŞ GÜNÜNÜN ADIDIR
ERMENİLERİN KATLETTİĞİ 519 BİN TÜRK’ÜN ACI ÖYKÜSÜ
ERMENİLERİN KATLETTİĞİ 519 BİN TÜRK’ÜN ACI ÖYKÜSÜ