Türkiye yani benim, senin, onun,bizim, sizin,onların ülkesi... Onlar, bu ülkenin 84 milyon vatandaşı. 84 milyon insanın yaşadığı bir ülkenin sahipsiz olduğunu söylemek pek akıl kârı değildir ama gerçek bu.. Nasıl ki, güneş balçıkla sıvanmıyorsa, gerçekler de öyle...
Benim ülkem Türkiye; sahipsiz!..
Yaz tatilimi geçirmek için geldiğim Antalya’nın Belek yerleşim yerinde lüks oteller birbirleriyle yarışıyor ama yollar, sokaklar, plajlar çöp yığınlarını sergiliyor. İnsanlarımızda, işletmecilerimizde, turizmcilerimizde ne yazık ki çevre bilinci, çevre duyarlılığı gelişmemiş, sıfır demek bile yetersiz kalıyor. İnsanın kendisine saygısı yoksa, çevreye de saygısı yoktur demek, yanlış bir söylem anlamına gelmiyor. Ülkem insanlarının aşırı kutuplaştırıldığı, birbirlerini düşman gören hasımlara dönüştürüldüğü, empatinin tamamen yok olduğu yerde, çevreyi kim takar?..
28 Temmuzdan bu yana Akdeniz Bölgemiz başta olmak üzere 100 yakın yerde ortaya çıkan orman yangınlarını söndürmede aşırı güçlük çekiyoruz. Yanan ormanlar değil, bu ülkenin kalbi, ciğerleri ve vatanın bütünlüğüdür. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana orman yangınlarıyla uğraşan bir ülkedir ki, hâlâ ders almadığımız anlaşılıyor. Orman yangınlarını söndürecek uçaklardan yoksunuz. Ormanlarımız yana yana, rant uğruna yakıla yakıla, bir avuç kömür için kesile kesile ülkemizi kel Hasan’ın başına döndürdük ama yağma Hasan’ın böreği örneği yağmalamaya devam ediyoruz.
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu ve kurulduğu günden bu yana işlevini yerine getirmeye çalışan Türk Hava Kurumu (THK), AKP iktidarı eliyle uçakları hangarlarda çürümeye terk edilmiş, Kızıl Sultan Abdülhamit’in, donanmayı Haliç’te çürüttüğü örneği sergileniyor. Demek ki, tarihten de pek ders çıkarmıyoruz. Şairimiz Mehmet Akif Ersoy haklı olarak;
”Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
’Tarih’i ’tekerrür’ diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?” diyor.
1 Ağustos akşamı televizyondan haberleri izliyorum. Marmaris’teki orman yangını nedeniyle bölgeye şaşalı bir araba konvoyuyla gelen AKP’li Cumhurbaşkanı otobüs üzerinden halkın üzerine çay torbaları atıyor. Yol trafiğe kapıtılarak yangın arazözlerinin geçmesine bile izin verilmiyor. Bu manzarayı yaşadığım İsveç’te görmek bir yana düşünmek bile akıl yoksunluğunu çağrıştır. Böyle olsa bile, başbakan derhal istifa ettirilir. Fakat burası Türkiye, asıl sorumlular, kendi sorumluluklarından kaçarak, sorumluluğu başkalarının üzerine yıkmaya çalışıyorlar...
Yangın olduğu yerlerin belediye başkanları canla başla çalışarak yardım çığlıkları atıyorlar ama duyan devlet sorumlusu yok. Ancak, halkın başına çay atmayı becerebiliyoruz. Basında okumuştum, birisi yakınıyor, “Bu nedir, selde çay, orman yangınında çay” diye... Sayın AKP’li Cumhurbaşkanı “Uçak muçak falan yok, THK uçakları uçamaz, bozuk” diyor. Eğer öyleyse, bu durumun sorumlusu kim? Sayın Cumhurbaşkanı, siz, değil misiniz? Saraya uçak filosu kurmak yerine yangın söndürme uçaklarını neden satın almadınız? Bunu söylemek suç mu? Şaşaa yerine ülkenin eksiklerini gidermek, halkını refah içerisinde yaşatmak için seçilmediniz mi? Yoksa, halkın sırtından geçilmeyen yollar, köprüler ve uçak inmeyen havalimanları yapmak için mi seçildiniz?
Güzel, güzel olduğu kadar da yalnız ve acılı ülkem, Türkiye; sahipsiz.
Sınırlarımız kevgire dönmüş elini kolunu sallayan yol geçen hanı örneği akın akın geliyorlar. Afganlısı, Pakistanlısı, Bangledeşlisi ve Suriyelisi.. Biz bu ülkeyi canımız vererek kurduk, kaçmadık. Fakat gelen sözde mültecilere bakıyorsunuz gepegenç insanlar topluluğu. Ülkesi için mücadele etmek yerine kolayı seçerek kaçmayı yeğliyor. Biz de tıpış tıpış kabul ediyoruz. Bu duruma bir dur demek gerekmiyor mu? Bunun ırkçılıkla uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Ülkem, Türkiye; sahipsiz.
Ülkemi yöneten iktidar sahipleri dış politikada çuvalladılar. Şimdi de Kabil Havaalanı’nın bekçiliğine soyunuyoruz. ABD ve Nato ülkeden kaçıyor, Taliban bastırıyor. Biz, Anadolu çocuklarını kurban vermeye hazırlanıyoruz. Taliban, Türkiye’yi işgalci güç olarak göreceğini söylüyor. AKP’li Cumhurbaşkanı, “Taliban ile inancımız aynıdır” bağlamında sözler sarf ediyor. Benim ülkem, çağdaş, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Taliban ile hiçbir ortak noktası yoktur. Taliban kadın düşmanıdır. Kadını burkaya, eğitimsizliğe ve bir erkeğe muhtaç ederek sokağa çıkmasına bile izin vermemektedir. İnsan hak ve özgürlüklerinden söz etmek, suçtur. İtaatsızlık, ölüm getirmektedir. Bu mudur, ortak noktamız?..
84 Milyon insanımızı bu ülkeye sahip çıkmaya çağırıyorum. Yine Mehmet Akif Ersoy’a kulak verelim:
"Sahipsiz olan vatanın batması haktır. Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır."
Gelin, güzel, güzel olduğu kadar da yalnız ve acılı ülkemize sahip çıkalım.
Başka Türkiye yok...
