İSVEÇ DEMOKRATLARI HÜKÜMET ÜZERİNDEKİ BASKIYI ARTIRIYOR
Mustafa Sönmez

İSVEÇ DEMOKRATLARI HÜKÜMET ÜZERİNDEKİ BASKIYI ARTIRIYOR

Bu içerik 829 kez okundu.

Sağ blokun 11 Eylül’den az farkla da olsa zaferle çıkması ve sonrasındaki hükümet kurma çalışmalarında İsveç Demokratları’yla hükümete girmeden dışarıdan desteklemesi üzerinde uzlaşmaları sonucu orta çıkan ve 1600 yıllarında inşa edilen Västerås’un 10 km güneybatısında bulunan Tidö Sarayında geniş bir çerçeve anlaşması imzalandı (Tidö Anlaşması). Bu anlaşmanın üzerine Ilımlı Muhafazakar Parti, Hıristiyan Demokratlar, Liberaller hükümeti kurdular ve İsveç Demokratları dışarıdan destek verdiler. Fakat, direksiyonun onların elinde olduğunu da unutmayalım.

İsveç Demokratları (SD) yavaş yavaş devlet kurumlarına adım atmalarının önü de açılmış oldu. İsveç Meclisi 2. Başkanlığını aldılar. Önemli meclis kurullarında başkanlık elde elde ettiler. Doğal olarak parti başkanı Jimmie Åkesson, “gelecek seçimde hükümette yer alacağız” derken amaçlarının 1.parti olmak olduğunu ve bu yöndeki çalışmalarına hız vereceklerini ima ediyordu.

Bu amaçla koalisyon partilerinin üzerinde  baskı kurmaya başladı. Başbakan Ulf Kristersson ister istemez başbakanlığını devam ettirmek uğruna boyun eğmeye başladı. Bu gidişle tamamen teslim de olabilir gibi gözüküyor. Biçimsel olarak Sonbaharda hükümetin kurulmasından önce, kültür politikası birçok burjuva temsilcisi tarafından İsveç Demokratları’nın etkisinin en sorunlu olduğu düşünülen alanlardan biri olarak kabul ediliyordu. Bazıları, SD'nin hükümette yer alamamasının belirleyici bir nedeni olarak kültür politikasının altını çiziyordu.

Hükümet göreve geldiğinde verilen imajın aksine SD, hükümetin kültür politikası üzerinde büyük bir etki kazandığı ve bunu sürdürmek istediği görülüyor. Tidö anlaşması tarafları arasında bir düzine kadar kültür kurumlarını etkileyen bir anlaşma imzalandı.SD, kültüre ayrılan ekonomik yardımı gözden geçirmek istiyor. Parti, bugün biçimsel eleştiri ve kimlik politikası damgası taşıyan kültürün tercih edildiğine inanıyor. Bunun dışına çıkılarak daha ağırlıklı İsveç kültürünün her alana damgasını vurmasını istiyor.

İsveç Demokratları nasıl ortaya çıktı?

6 Nisan 1988 yılında birçok ırkçı örgütün birleşmesiyle kurulan İsveç Demokratları 1991 yılında katıldıkları ilk seçimde  ülke çapında iki belediyede birer Belediye Meclisi üyeliği kazandılar. 2004 seçimlerinde % 1,1 oy aldılar. 2005 yılında parti başkanlığına Jimmie Åkesson seçildi. Parti, o günden sonra ivme kazanmaya başladı. Her seçimde oylarını artırarak 2022 seçimlerinde % 20,54 oyla ikinci parti konumuna ulaştılar. İsveç Demokratları’nın bu başarısını ne bağlamak gerekiyor? Böyle bir soru aklımıza takılabilir. İsveç’in köklü Ilımlı Muhafazakar Partisi yıllardır Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nin ardından hep ikinci parti olma özelliğini korumuştu. Ne oldu da Ilımlılar 3.parti konumuna düştüler?

Peki, ne değişti de İsveç Demokratları ikinci parti konumuna yükseldi?

İsveç Demokratları’nın gelişimine baktığımız zaman toplumun hassas olduğu ve sorunlu alanlarda sürekli sloganvari söz ürettiğini görüyoruz. İsveç’in başından beri izlediği göçmen politikalarına “İsveç’i İsveçli olarak Koru” sloganıyla karşı çıkarak, göçmen politikalarının sertleştirilmesini ve asgari seviyeye çekilmesini istiyorlar. Ayrıca göçmenler refah toplumumuzun olanaklarından fazlasıyla yararlanıyor. İşlerimizi, kızlarımızı, kadınlarımızı ve evlerimizi elimizden alıyorlar, lüks arabalara biniyorlar. Sosyal yardımlardan fazlasıyla yararlanıyorlar, diyerek sert ama, ılımlı İsveçlilerin gönüllerini okşayan tezler üretiyorlar.

İsveç Demokratları çok kültürlü toplumu eleştirerek, bunun yerine ulusal mirasın korunmasının gerektiğini vurguluyor. İsveç kültürünün güçlendiğini görmek istiyorlar ve göçmenlerin entegrasyon yerine asimile edilmesini talep ediyorlar. Okullarda İsveç tarihi öğretimini artırmak, anadilde öğretimi ortadan kaldırmak ve İsveç kültürel mirasının kamusal alanda bugün olduğundan daha görünür kılınmasını istiyorlar. Parti, göçmen dernekleri ve benzeri faaliyetlere verilen tüm desteği ortadan kaldırmak istiyor.

Okullarda verilen “Anadil Eğitimi”ne karşı çıkarak, bu eğitimin İsveç bütçesine bir yük olduğunu ve aynı zamanda göçmen çocuklarının hem dil öğrenmesine mani hem de İsveç toplumuna uyumunu zorlaştırdığını ileri sürüyorlar. Anadil eğitimin okul programından çıkartılarak ailelerin kendilerine bırakılmasını istiyorlar.

İsveç Demokratların tezlerine göre yakın gelecekte İsveç, bir İslam ülkesi kimliğine bürünebilir ve bu amaçla Asya kökenli, özellikle de Müslüman ülkelerinden gelen göçmenlerin geri çevrilmesini, ülkeye kabul edilmemelerini ileri sürüyorlar ki, buna yüksek oranda İsveçli direk karşı çıkmasa da el altından destek veriyor. Bu duruma farklı ülke Müslümanlarının yaptıkları İslam adına yanlışlıklar da bir ölçüde çanak tutuyor.

İsveç’i son on yıldır en fazla uğraştıran ve toplum üzerinde karamsarlık, tedirginlik ve güvensizlik yaratan mafyalaşmış göçmen kimlikli sokak çetelerinin aralarındaki kanlı çatışmalarının ortaya koyduğu korku toplumu olma özelliğinin önemli olduğu görülüyor. Toplum, bu durumdan artık bıkmış, usanmış ve kendisini bir kurtarıcı bekler konuma düşürülmüş olarak hissediyor.

İsveç Demokratları bu konuda gönül okşayıcı sözler ve cezaların had safhaya çıkarılması, bu tür suç işleyen kişilerin yurt dışı edilmelerini ısrarla dile getiriyor. Toplumun ılımlı kesimlerinin ister istemez bu partiye sıcak bakmalarına yol açıyor. Partinin Sosyal Demokratlardan da oy aldığı düşünülürse, hiç de yadırganacak bir durum olmadığı ortaya çıkıyor. Hatta kimi göçmenlerin bile bu nedenle bu partiye oy verdiği dillendiriliyor.

Sonuç olarak söylemek gerekirse, İsveç’in şu an içinde bulunduğu konumun pek iç açıcı olmadığı ve büyük oranda halk kesimlerinin olumsuzluklar üzerinden kendilerince çözüm arayışları içerinde olduğu anlamak gerekiyor. Bu kesimlerin beklentilerine yanıt verebilecek, derman olabilecek bir parti güven veremezse, oylarının ırkçı partiye kayacağını da tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yoktur.

Bu nedenle:

2026 yılı Eylül ayında yapılacak seçimler sonrasında ırkçı bir başbakan görmek için istihareye yatmak gibi bir aymazlığın içine düşmemiş oluruz, kanısındayım.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN