100.YILDA ÇUVALLAYAN TÜRKİYE
Mustafa Sönmez

100.YILDA ÇUVALLAYAN TÜRKİYE

Bu içerik 583 kez okundu.

Bu yıl Türkiye Cumhuriyeti’nin 100.yılını kutlayacağız. Dile kolay 29 Ekim 1923’te yok olmaktan var olmaya evrilen bir zorlu mücadeleler sonunda ulaştığımız mutllu son adıdır; Cumhuriyet. İlelebet gelişerek yaşayacağına yürekten inandığımız ve bu uğurda başlatılan mücadelelere omuz verdiğimiz Cumhuriyetimiz, liyakatsız iktidarlar elinde bugün yönetilemez duruma düşmüştür.

Devletimiz, halkımız şunu çok iyi bilmelidir ki; deprem kader değildir. Bir doğa olayı, bir doğa afetidir. Kendini profesör gören ya da zanneden bir meczubun dediği gibi “Ecel öldürür, deprem vesiledir” sözü ne yazık ki, bugün için devletin içine düştüğü durumun kısaca özeti niteliğindedir. Ülkeyi liyakatsız insanların eline, şeyhlere, şıhlara bırakır, günü kurtarma çabası içine düşerek cep doldurma sevdasına kapılırsanız devleti işlevsiz hale getirisiniz. Felaketlerde kimin ne yaptığı bilemez duruma düşer, kaos yaşarsınız. Üstüne üstlük ayrımcılık gibi kabul edilemez bir durum yaratmaya çalışırsanız ki, ülke insanını içinden çıkılmaz düşmanlıklara sürüklersiniz...

Bu satırları yaşadığımız son deprem felaketini olanaklarım ve zamanım ölçüsünde izlediği İsveç televizyonları, okuduğum yandaş olmayan gazetelerden içim, yüreğim burkularak çıkardığım izlenimlerle yazıyorum. Ünlü şairimiz Orhan Veli Kanık’ın bir şiirinde yazdığı gibi; “Tarifsiz acılar içindeyim”diyerek kendi kendimize isyan etmekten öteye gidemeyiz.

27 Aralık 1939 yılında büyük “Erzincan Depremi”nin üzerinden 84 yıl geçti. Bu arada irili ufaklı depremler geçirdik ve ikinci büyük depremi 1999 yılında “Marmara Depremi” olarak yaşadık. “Kahramanmaraş Depremi”ni üçüncü büyük deprem olarak yaşıyoruz. 5.günde 20 bine yaklaşan ölümüz, 75 bine yakın yaralımız var. Yıkılan binalar altındaki insan sayımızı bilmiyoruz. Umutlarımızın yok olmaya başladığı anlardayız.

1939 buna yana geçen 84 yıl içinde hiç mi hiç ders almadık, ders çıkarmadık? Her seferinde aynı içi boş sözler, vaatler ve başkalarını suçlama ve kendini savunma mekanizmasının devreye girmesi. İstiklâl Marşı’mızın yazarı Mehmet Akif Ersoy’un “Tarhi tekerrür diye tarif ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür eder miydi?” sözünü unutmayalım. Demek ki, bunca yıl başımızdan geçen felaketlerden ders çıkarmamışız ve devlet, millet olarak kendimizi kandırmışız. Yazık değll mi, yaşamını boş yere kaybeden insanlarımıza, acılara boğulan ailelerimize?

Ülkemizden daha fazla depremlerin yaşandığı Japonya’ya bakalım. Japonya’nın deprem konusunda yaptığı çalışmalara aldığı sıkı önlemlere ve denetimlerine bakalım, ne demek istediğimi anlarsınız. Bizdeki gibi karton binelar yapılmıyor. Denetimler korkunç sıkı ve ıcığını, cıcığını en ince noktasına kadar denetliyerek “olur” veriyorlar. En son 22 Mart 2022 yılndaki 7.3 şiddetindeki depremde sadece iki insanını kaybetti. Bu bir tesadüf mü?

Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Barış Pehliven Sayıştay’ın 2017 yılındaki raporunda çarpıcı bir nokta daha diye yazıyor ve aynen alıntılıyorum diyor: 

“Depolarda dağıtılmayı bekleyen yardım malzemeleri miktarı, çeşidi Başkanlık’ta takip edilememektedir. Ulusal veya uluslararası yardım kuruluşlarınca bağış yoluyla yapılan ayni yardımların bilgisi de iletilmemektedir. Böylelikle Geçici Barınma Merkezleri’ndeki gerçek ihtiyaçlar tespit edilememekte, Afet ve Acil Yardım Ödeneği’nden aktarılan tutarlar etkin kullanılmamaktadır. Sağlıklı ihtiyaç analizleri yapılamamaktadır.  

Geçici Barınma Merkezleri’ne gelen yardımların, barındırılanlara ne kadarının dağıtıldığı ne kadar kaldığının bilgisi sağlanamamaktadır. Bu durum gelinen noktada suiistimallere çok açıktır. Yardım malzemelerinin dağıtımı, depo sorumlusunun uygulama yöntemine (takdirine) göre değişmektedir.” 

Söyleyecek daha fazla söz var mı ki, her şey ayan beyan ortada...

Emre Kongar ise, içinde bulunduğumuz durumu 8 noktada özetlemş ve diyor ki:

1) Cehalet... 2) Kadercilik... 3) Açgözlülük... 4) Kent yağması... 5) Arsa yağması... 6) Denetimsizlik... 7) Rüşvetçilik... 8) Plansızlık...

Bu acı deprem olayı bir son olur ve biz, A’sından Z’sine kadar Japonya örneğini göz önünde bulundurarak yaşama geçiririz. Depremleri acıların yumağı haline getirmeyiz. İsveç bile deprem ülkesi olmadığı halde, depreme dayanıklı binalar inşa ediyor. Sıkı denetimler yapıyor. Biz bu kadar sağır, kör ve cahil miyiz?

Kahramanmaraş depreminde yaşamlarını yitirenlere rahmet, yaralılarımıza şifalar ve ailelerine sabırlar diliyorum.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN