Hukukçuları göreve çağırıyorum
Mustafa Sönmez

Hukukçuları göreve çağırıyorum

Bu içerik 1175 kez okundu.

Taraf Gazetesi köşe yazarı Mehmet Baransu 25 Ağustos 2004 tarihinde yapılan Milli Güvenlik Kurulu raporununu yayınladı. O raporda Fetullah Gülen’e yönelik önemli kararlar vardı. Devlet hem Fetullah Gülen’le hem de irticayla mücadele etme kararı alıyordu. Bu kararın altında o dönemin Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı ve ilgili bakanlarının imzaları vardı.


Bu rapordan anlaşıldığı üzere mevcut hükümet bir irtica hareketinin varlığından ve devleti ele geçirme planlarından haberdar olduğunu açıklıyor ve bu tehlikenin ortadan kaldırılması için bir “eylem planı” hazırlama görevini üstleniyor. Ne var ki, bu plan ve orada söylenenler lafta kalarak rafa kaldırılıyor. Onun yerine TSK ve aydınlar üzerine gidilerek irticaya yol açılmaya çalışılıyor. Bunun sonucu olarak, Ergenekon, Balyoz ve Casusluk olayları gündeme taşınarak yüzlerce insan düzmece belgelerle, CD’lerle ve gizli tanık safsatalarıyla yargılanarak ömürboyu ve onlarca senelik hapis cezalarına çarptırılıyorlar.


Bu kargaşada en çok TSK’lerin zarar gördüğünü görüyoruz. Bir devlet ya da hükümet askerine, aydınına, gazeticisine, gençlerine bu kadar düşmanca bir tavır takınabilir, anlamak olanaklı değil. AKP iktidarıni göreve geldiği 2 Kasım 2002 tarihinden itibaren ne söylediyse büyük ölçüde tersini yapmıştır. İrticayı, Fetullah Gülen’in hem devlete sızmasını engelleyeceğim hem de bitireceğim, diyerek raporun altına imzasını atıyor ama tam tersini yapıyor. Fırsatınını bulurbulmaz TSK’ye yükleniyor. İrtica yerine, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bitiriyor. Böylece üç yüzün üzerinde general yargılanarak hapsediliyor... TSK süt dökmüş kediye döndürülüyor...


Yaptığı haklı çıkışlarla dikkatleri üzerine toplayan AKP milletvekili Prof. Dr. İdris Bal hem başbakanı hem de AKP’yi eleştiriyor, antidemokratik yollara sapmakla suçlayarak, “Demokratlık öyle bir şeydir ki; zayıf iken herkes demokrattır. Esas demokratlık güçlü olduğunuzda, korkularınız sona erdikten sonra ortaya çıkar. Ordu ve istihbarat daha makul hale geldi. Tam demokrasiye gidiyoruz derken, arkadaşlar dediler ki; ‘Biz bunu iktidar için yaptık, biz bunu hazmetmemiştik...’ Her gün demokrasinin lafını yaparız ama bunlar hep toplum mühendisliği için söylenen sözlerdir. Çok pis bir oyun bu” yorumunu getiriyor.


Mehmet Baransu ve Okyanus ötesinde yaşanan kişinin söylediklerinden ortaya koskoca bir gerçek çıkıyor. Ergenekon, Balyoz, Casusluk gibi davalar düzmecedir ve sahteliklerle doludur. İçeride yatanlar suçsuzdurlar. Fetullah Gülen dersaneler ve MGK raporu konusunu değerlendirirken insanların haksız yere içeride yatırıldıklarını dile getiriyor, “CD’ler oluşturmak, chiplere değişik şeyler yüklemek, bazı kimselerin haysiyet, şeref, namus ve iffetiyle alakalı bazı şeyleri teşhir etmek suretiyle onları yıkmak ve devirmek, bir mü’minin yapmaması gerekli olan şeyler; caiz olmayan şeylerdir bir mü’min için.


Bu bağlamda suçlanan askerler, gazeteciler, aydınlar, gençlerin düzmece yollarla özgürlükleri ellerinden alınmış durumdadır. Bir hukuk skandalıyla karşı karşıya bulunuyoruz. Türkiye’de tarafsız tüm savcıları, hakimleri, avukatları, hukukçuları ve vicdan sahibi kişileri göreve çağırıyorum. Bu durumu yeniden ele alınarak Taraf Gazetesi köşe yazarı Mehmet Baransu’nun ima yoluyla da olsa elinde var olduğunu söylediği belgelerin açığa çıkarılması için hukuksal bir mücadele başlatmalarıdır. İnsanlık ve adalet üzerine yapılan yemin bunu gerektiriyor.


Mehmet Baransu’nun sözlerini ve yazılarını çok ciddiye almak gerekiyor. Adalete giden yol, belki de Mehmet Baransu’nun bavulundan geçiyor...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN