İLKELİ CEHALETİ SÜRDÜRMEK
Mustafa Sönmez

İLKELİ CEHALETİ SÜRDÜRMEK

Bu içerik 918 kez okundu.

Sevgili okurlar, başlıktaki söz Hıristiyan Demokratların lideri Ebba Busch’a aittir. Ebba Busch, peçe ve burkanın yasaklanmasını ve İsveç’e ait semboller olmadığını ileri sürerek;  “ilkeli cehaleti sürdüremeyiz. İsveç'i karakterize etmesi gereken iyi değerlerin yanında duruyoruz” değerlendirmesini yapıyor.

Bu görüşe katılmak ya da katılmamak kişilerin yaşama bakış açıları, eğitimleri ya da düşünce sistemleriyle ve kültürel geçmişleriyle ilgili bir durumdur. Fakat, bu görüşü çağdaş yaşam içerisinde bir yere doğru olarak yerleştirmek ya da yerleştirmemek ne kadar olanaklıdır?

Cehalet, Türkçe sözlükte; “bilgisizlik, bilmezlik” olarak tanımlanıyor. İlkeli cehaletin sözlükte anlamı yok.

Peki, ilkeli cehalet nedir?

İlkeli cehalet kabaca tanımıyla eğitimli ya da eğitimsiz ama, birşeyi bilen, bu konuda bilgisi olan kişi anlamındadır. Fakat, bu kişiler çıkarları ya da pozisyonları gereği doğru bilgiyi bilinçli olarak çarpıtanlar, böylece insanları yanlışa inandırmaya, ikna etmeye çalışan kişiler anlamına gelebilecek kavram olarak tanımlanabilir.

İlkeli cehalet, az ya da çok gelişmemiş, eğitim düzeyi ve okur yazar oranı düşük ülkelerde görülen tipik bir kavramdır. Bu kavram değişik bir söyleyişle gerçeği ters yüz etmek demektir. Bu her toplum insanında az ya da çok olan bir anlayış ve algılayış biçimidir. Kimi toplumlarda bu tür insanlar gereğinden çok fazladır.

Hıristiyan Demokrat Parti Başakanı, Başbakan yardımcısı, Enerji ve Sanayi Bakanı olan Ebba Busch, peçe ve burka’nın kadın özgürlüğü olmadığını ve bir dinin dayatması olarak gördüğünü söyler. Bunu kadın özgürlüğü olarak yorumlayan entelektüel kişileri ilkeli cahil olmakla itham eder. Bu tür insanların sayısı İsveç’te bile az değildir.

Bu durum ülkemiz açısından yürekler acısıdır. Kendini bilim adamı, entelektüel kişi olarak yorumlayanların sayı azınamayacak kadar çoktur. Üniversiteler, üniversite mezunları, meclis içerisinde, Diyanet elemanlar hatta imamların neredeyse çoğunluğu ilkeli cehaletin peçesine düşmüştür.

Bir İlahiyat proseförü bir Tv programında, mitolojik olan “Nuh Tufanı’nda, Hz. Nuh’un cep telefonuyla Tanrı ile konuştuğunu anlatıyor. Bir tarikat şeyhi, etrafına “depremi” durdurduğunu söylüyor. Cumhurbaşkanının damadı, eski Hazine Bakanı Berat Albayrak, “Sayın cumhurbaşkanımız, aya dört şeritli yol yapıyoruz dese; halkımız inanır” der. Ülkemiz açısından verilecek o kadar çok örnekler vardır ki, bu sütunun amacını aşar.

İşte, bunun adı ilkeli cehalettir!..

Montaigne, “Denemeler” adlı kitabında, “İnsan bir şeye inandı mı ona başkasınını da inandırmayı bir borç sayar, kolay inandırmak için de anlattığına dilediği gibi çeki düzen vermekten, bir şeyler katmaktan çekinmez: Karşısındakinin karşı koyma gücünü kırmak, onun kafasının alabileceğini sandığı gibi konuşmak ister” der.

Kimi insanlar, bu durumu eğitimsiz kitleleri kendi safına çekmek için kurgulanmış yalanlarla besler, kendi cahilliğini laf ebeliği ve sözde eğitimyle kapatmaya çalışır. İnsanlar aptal konuma düşürüldüklerinin bile farkına varmazlar. Körü körüne itaat etmeyi bir erdem olarak kabul ederler.

Montaigne, yine kitabında, “Bana doğru gelen hiçbir şey yoktur ki, yanlış gibi de gelmesin” der. Burada söylenen şeylerin sorgulama süzgecinden geçirilmesi gerektiğine inanır. Sorgulamayan insan, kendi körlüğünden kurtulamayan, aklını başkalarının emrine vermiş insan demektir. 

Prof.Dr. Celâl Şengör ile yapılmış bir söyleşi kitabının adı olan, “Senin Cahilliğin Benim Yaşamını Etkiliyor” yaşamda karşılaştığımız olaylara bakış açımız ve kişiler karşısındaki tavrımız, düşüncelerimiz ve de bilimsel eleştiriye ne kadar açık olduğumuzu anlamamıza yarayan bir kitap özelliğine sahiptir. Şengör, ülkemizin içine sürüklendiği kör karanlığın nedenini çağdaş eğitimden uzaklaşma, yetişen kuşakların beyinleri safsatalarla doldurmak olarak yorumlar.

Yazımı, Büyük Önder, Cumhuriyetimizin kurucusu, Anadolu aydınlanmasının mimari Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün birkaç özgün sözleriyle bitireyim:

“Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir...”

“Benim sözlerim bilimle çelişirse, bilimi tercih ediniz.”

“Benim manevi mirasım bilim ve akıldır.”

”Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir mutluluk parıltısısınız! Memleketi asıl aydınlığa boğacak sizsiniz. Kendinizin ne kadar mühim, kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şeyler bekliyoruz; kızlar, çocuklar!”

Ülkemizin cehaletten ve ilkeli cehaletten kurtulmasının tek yolu; Atatürk’ün çizdiği çağdaş akılcı yolun sapmadan izlenmesi, hızlı bir biçimde çağdaş uygarlık yoluna girmesiyle olanaklıdır.

Ya değise; yolumuz çıkmaz bir yoldur...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN