”LAİKLİK, ADAM OLMAKTIR!..”
Mustafa Sönmez

”LAİKLİK, ADAM OLMAKTIR!..”

Bu içerik 1620 kez okundu.

Laiklik Türk toplumu için ”olmak ya da olmamak”la özdeşleşen bir kavramdır. Laiklik, toplumumuz için ”var olmanın hafif dayanılmazlığıdır...” Aklın, bilimin dinden, her türlü inançtan özgürleşmesidir.

Yazının başlığındaki sözü ulu önder, eşşsiz devlet adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e aittir. Laikliği anlamayan ve çarpıtan kafalar, ”Nedir bu laiklik dediğiniz şey nedir?” sorusu üzerine söylenmiştir. Evet laiklik büyük insanın söylediği gibi “adam olmaktır!..” Bunun anlamı da beynin tüm kapılarını, kılcal damarlarına varıncaya kadar açmak, yaratıcı düşüncede özgür kılmaktır. Bilinçli, çağdaş -dünyanın ilerleyişini kavrayabilen ve ona göre adımlar atan-  bir insanlar topluluğu yaratmaktır.

Elbette basit, kısa tanımıyla laiklik; devlet işleriyle, din işlerinin ayrılması, din ve vicdan özgürlüğü demektir. Laikliğin altında bunun çok ötesinde kapsamlı, derin anlamlar bulunmaktadır. Laiklik Latin kökenli “laicus” sözcüğünden Fransızcaya oradan da Türkçeye “laiklik” olarak geçmiştir. Latincede “laicus” denildiği zaman din adamı olmayanlar anlaşılırdı ama Türkiye Cumhuriyeti’ndeki “laiklik” inancı sömüren şeyh, şıh ve din tacirlerinin elinden hem halkı hem de dini kurtarmak, inançlı ve sosyal yaşamda bilinçli bir toplum ortaya koymaktı (bugün içinde bulunduğumuz durum göz önünde bulundurulunca ne anlam içeridiği daha iyi anlaşılacaktır).

Prof. Dr. Cahit Tanyol, Türkiye’deki laikliği Batıdakinden farklı yorumluyarak, “Laiklik kavramı bizde, Batıdakinden çok ayrı ve çok önemli bir içerik kazanıyordu. Batıda bu, İsa’nın bir emiri olan ‘Tanrının hakkını Tanrı’ya, Sezar’ın hakkını Sezar’a verin’ öğüdünden kaynaklanıyordu. Bizdeyse bu kavram ‘Halkın hakkını halka, devletin hakkını devlete’ vermek anlamını içerdi. Atatürk tarafından Türkiye Cumhuriyeti’nin temeline yerleştirilen bu laiklik kavramı sayesinde hem müminin vicdanına arı bir inanç ve ibadet özgürlüğü sağlanmış hem de devlete devrimci bir atılım getirilmiştir. Ne cami kapanmış, ne ibadet yasaklanmıştır. Laiklik kavramıyla Batıda kilise despotizmi, bizdeyse asalak bir zümre devre dışı kalmıştır. Demek ki,laiklik kavramından inanç ve ibadet, din incinmemiş tam tersine korunmuştur*” demiştir.

Laiklik anlayışı, kavramı; demokrasilerin olmazsa olmazı, temel taşıdır. Laikliğin olmadığı yönetimlerde demokrasilerden söz edilemez. Demokrasinin olmadığı düzende de insan haklarından, eşitlikten, bağımsız adaletten hele hele çağdaş bilimden söz edilemez. Çünkü bütün bunlar ancak ve ancak laik devlet temelinde yönetilen toplumlarda güvence altına alınabilir. Cumhuriyet devrimleri içerinde laiklik çok önemli bir konuma sahiptir. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, “Hayatta en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir” derken bu gerçeğin altını çizmiştir. Atatürk’ün çizdiği yolda ilerleyen Cumhuriyet, İslam Dünyası içerisinde farkını ortaya koymuştur.

1928 yılından itibaren devletin dini olmaz anlayışı yerleştirilmiş ve bu kavramın topluma benimsetilmesi zamana bağlı olarak ele alınmıştır. Devrimler pekiştirildikten sonra yerleştirilmiştir. 1932 yılında ‘ezan’ Türkçeleştirilerek tüm yurtta okunmaya başlanmıştır. Laiklik, 1937 yılında da ‘Anayasa’mıza girmiştir. 1924 Anayasasında ise korunmuştur. Bunun nedenini Atatürk, “Nutuk”ta açıklamıştır. Der ki, “Efendiler, Teşkilat-ı Esasiye Kanununun ikinci maddesinin başında (Türkiye Devleti’nin dini Din-i İslamdır) cümlesi Cumhuriyetin ilanından sonra da yeni Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, ‘Anayasa’ yeniden yapılırken laik hükümet tabirinden dinsizlik manası çıkarmaya mütemayil (eğilimli) olanlara fırsat vermemek maksadı ile kanunun ikinci maddesinde kalmasına göz yumulmuştur.”

1950 yılından itibaren laiklik analyışı kemirilmeye başlanmış ve büyük badireler yaşamıştır. Bugünkü durum ortada olmasına rağmen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının büyük bir bölümü “laiklik”ten yana olma pozisyonlarını sürdürmektedir. Bu durumda laikliğin toplumsal yaşamımızada ne kadar önemli olduğunun bir kanıtıdır.

*Prof. Dr. Cahit Tanyol, Laiklik ve İrtica, Altın Kitaplar, 1989 baskısı

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN