Korku Dağları Sardı
Mustafa Sönmez

Korku Dağları Sardı

Bu içerik 1316 kez okundu.

Taksim gezi Parkı eylemi ve direnişi bundan sonra iktidarın kimi keyfi uygulamlarında çoğunluk bende ve istediğimi yaparım felsefesinden sıyrılması için  çok önemli dersler içeriyor. Eğer iktidar bu direniş eylemini bir gurur sorunu yapmazsa, çok iyi analiz etmesi kendi yararına olduğu kadar uzun vadede de ülke yararına olacaktır. Bundan ülkemiz dolaysıyla halkımız kazançlı çıkacaktır.
 

11 yıla yaklaşan AKP iktidarı daha ilk gününden bugünleri hazırlayacağının sinyalini vermiştir. Buna aldığı % 50’lerin üzerindeki oy potansiyeli güç vermiştir. İktidar, gücün verdiği enerjiyle iktidar sarhoşluğuna kapılmıştır. Başbakan içinden çıkılmaz ve ülkeyi kaosa sürükleyebilecek  olan gerek komşularımızla gerek ülkemizle gerekse de kendi gibi düşünmeyen kesimlerle büyük bir kavganın içerisindedir. Kendi doğrularını herkese dayatma, kabul ettirme vehmine kapılmıştır.
 

Başbakan Kuzey Afrika ülkelerini ziyatetten döner dönmez Taksim Gezi Parkı’na eylemlerine karşı hızlı bir biçimde karşı mitingler düzenlemeye başlamıştır. Bu mitinglerde kışkırtıcı ifadeleri sıkça kullanırken aynı zamanda kendisine masum, haksızlığı uğramış bir başbakan imajı çizerek, eylemcileri ve kendisi gibi düşünmeyenleri çapulcu, nankör olmakla suçlamıştır. Ankara mitiinginde kürsüden İstanbul’daki vali ve polis yetkililerine emirler vererek Gezi Parkı, Taksim Meydanı’nın zorla da olsa boşaltılmasını istemiştir. Polis aşırı şiddet kullanarak, yüzlerce kişinin yaralanması ve göz altına alınması karşılığında buraları boşaltmıştır. Bu başbakanın ruh halinin yansımalarıdır.
 

Başbakan bununla da kalmamış İstanbul Kazlıçeşme mitinginde Taksim Gezi Parkı eylemini iç ve dış mihrakların kendisine karşı uyguladıkları bir oyun olarak yorumlamış, suçu başkaları üzerine atarak kendisini aklamaya çalışmıştır. Bu durumda bile batağa saplandığının bilincinde değildir. Bu sinirlilik ve korku hali gerçekleri görmesine engel olmaktadır. İstanbul mitinginde çakma MHP ve Çarşı flamaları meydanlarda dalgalandırılarak, bu kesimleri yanındaymış gibi gösterme gayreti içerisine düşmüştür. Bu gruplar başbakanın yanında olmadıklarını ve çakma flamalarla halkı kandırdıklarını açıklamak durumunda kalmışlardır.
 

AKP ve onun liderlerinin en büyük hadikapları Türkiye’nin sosyolojik yapısını iyi çözümleyememiş olmalarıdır. Bunun nedeni, Türkiye geneline ve olaylara hep kendi inanç ve düşünce pencerelerinden bakmaları ve ona göre değerlendirmeleridir. Halkın % 50’si AKP’ye oy veriyorsa, % 50’si oy vermiyor demektir. O zaman oy vermeyen bu % 50’yi ne yapacağız? Polis şiddetiyle susturacak mıyız? Sözde Ergenekon, Balyoz, Casusluk davalarında olduğu gibi kodeslere mi tıkacağız? Ülkeden sürüp atamayacağımıza göre daha ne yapacağız?
 

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç’ın "Bu şüphesiz, bir Türk Baharı, halk ayaklanması, direnişi falan değil, kesinlikle bir protesto eylemiydi. Ve protestoya katılanların her birinin kafasındaki düşünce ve eylem tarzı farklıydı" derken aynı zamanda da, "Valiler, önce polisleri, yetmezse jandarma güçlerini, eğer olaylar yayılırsa valilerimizin isteğiyle oradaki askeri güçler de huzurun sağlanması için görev yapabilir" biçimindeki söylemleri  AKP’nin ve Başbakanın içine düştüğü korkunun ve aczin boyutunu ortaya koymaktadır. Bu aynı zamanda iktidarın bundan sonra daha fazla şiddet uygulatacağının da ip uçlarını vermektedir. Buna İktidarın ya da AKP’nin son çırpınışları demek hiç de yanlış olmaz. Başbakanın sık sık  beyaz kefene vurgu yapması ve merhum Menderes’in adını zikretmesi  ayrıca Yüce Divan’da yargılanma riskleri taşıması da göz önünde bulundurulursa, içine düştüğü korku açmazının bir korku dağı olarak önüne dikilmiş olduğunudan hiç kuşkum yok.
 

Başbakan yaptığı fevri çıkışlarıyla bu durumu artık gizliyemez konuma gelmiştir. Taksim Gezi Parkı için görüşmeler yaparken, sinirlerine egemen olamayarak birkaç kez salonu terk etmesi açık bir biçimde ruh halini yansıtmaktadır. Başbakan Yurtdışı Vatandaşlar Danışma Kurulu toplantısında yaptığı konuşmasında kurul üyelerine ”saha ineceksin, siz de bizi ve yaptıklarımızı anlatacaksınız” türünden söylemleri kendilerine göre ulufe dağıtır gibi seçtikleri sözde temsilcileri AKP’nın silahşörlüğene özendirmektedir. Bu kurul üyeleri bırakın halkı, kendilerini bile temsil yeteneklerinden yoksun olan tiplerdir (sözde İsveç temsilcilerine yönelik bir yazıyı başka bir sefer ele alacağım).
 

Başbakanın özellikle son dört yıldır konuşmaları, davranışları ve yaptıkları çok dikkatli bir biçimde analiz edilirse, görülecektir ki, adına korku dediğimiz soyut kavram ruh halini kontrol altına almış ve her şeyden şüphelenir duruma düşürmüştür. Bu nedenle her yere bir koruyucu ordusuyla gitmektedir. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN