İSVEÇ’İN RUS KORKUSU
Mustafa Sönmez

İSVEÇ’İN RUS KORKUSU

Bu içerik 1093 kez okundu.

İsveç ve Rusya iki bağımsız ülke. Biri 10 milyon nüfusa ve diğeri 150 nüfusa sahip. İsveç’e göre Rusya aynı zamanda hem teknolojik hem de askersel açıdan üstün durumdadır. İsveç, 480 bin km2 toprağa, Rusya, 17.125.191 milyon km2  toprağa sahiptir.

İsveç, tarih içinde savaş alanlarında defalarca Rus Çarlığı ile karşı karşıya gelmiştir. Bu nedenle İsveç devleti nezdinde yürütülen bir Rus düşmanlığı ve dolaysıyla bir Rus korkusu vardır. Biz bunu “Tarihsel Düşmanlık” olarak adlandırıyoruz.Rusya’yla büyük sınırlara sahip olan ve tarihte savaşan Finlandiya’nın böyle bir korkusu neden yoktur? Düşünmeye değmez mi?

Bizim tarihimizde İsveç Kralı Karl XII (Demirbaş Şarl)’nin önemli bir yeri vardır. Karl XII, Ruslara karşı 1709 yılında Poltava Savaşı’nı kaybedince esir düşmemek için Rus ordularının önünden kaçarak Osmanlı’ya sığınmış, Osmanlıları kışkırtarak 1711 yılında Osmanlı – Rus Çarlığı arasında Prut Savaşı’na neden olmuştur. 5 yıl kaldığı  Osmanlı topraklarındaki Bender’de Osmanlı’nın başına bela olmuş, bir ölçüde zorla olsa da ülkesine dönmesine ikna edilmiştir. İsveçliler bu olayı hiç hatırlamak istemezler.

İsveç ile Rusya arasında soğuk Savaş döneminde de ilişkiler sınırlı kalmış hatta bazı olaylar nedeniyle gergin geçmiş de sayılabilir. Bu nedenle İsveç sürekli olarak Rusya’yı her olayda eleştirmek hatta karalamak yönünde davranışlar sergilemiş ve sergilemektedir. Rusya, İsveç’i işgal etmek ya da savaşmak gibi bir girişimde şimdiye kadar bulunmamıştır. Bu tür planlarının var olduğu kabul etmek, bir fantaziden öteye geçmez.

Anadolu insanımızın çok güzel bir sözü vardır: “Tavuk yumurtlar, horozun kıçı açır” der. Rusya’nın izlediği dış politikaların hepsinden rahatsız olan bir İsveç vardır. Bunu nasıl açıklamak gerekir? Ukrayna daha önce Rus Birliği içinde olan bir ülkedir. Rusya’dan ayrılması sancılı olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Ukrayna, Karadenize uzun sınırı olan bir ülkedir. Karadeniz, Rusya açısından oldukça önemli bir denizdir. Karadeniz’e sınırları olan ülkeler için bir barış denizidir. Böyle de kalmalıdır. Fakat Amerika, Karadenizi kendi gölüne dönüştürme planları yapmaktadır. Bu nedenle Ukrayna’yı kışkırtmakta, Rusya ile uzlaşma yollarını kapamak istemektedir. İsveç ise, buna çanak tutmaktadır.

Amerika, Karadeniz üzerindeki planını Gürcistan’daki olaylar sırasında sergiledi. Gürcistan’a Türkiye’ninde göz yummasıyla savaş gemileriyle silah depoladı ama Mihail Saakaşvili’yi kurtaramadı. Emekli amiral Türker Ertürk gazetemizdeki yazısında bunu çok güzel özetliyor. Ertürk: “Mihail Saakaşvili yönetiminde Gürcistan da ABD’nin Rusya’ya yönelik planlarında kullanıldı. Sonuç; Gürcistan Güney Osetya ve Abhazya’yı kaybetti, Saakaşvili ise paçayı yurt dışına kaçarak zor kurtardı.” İşin özü budur?

Soğuk Savaşı’nın sona erdiğinin kabul edildiği 1990 ve Rusya’nın dağılmasıyla sonuçlanan süreç sonrasında Amerika’nın bazen el altından bazen açık bir biçimde İsveç’i korkutarak Nato’ya üye yapmaya çalışması yavaş yavaş semeresini veriyor ama sağduyulu İsveç halkının bu oyuna gelmeyeceğini umuyorum. İsveç Meclisi’nde Ukrayna olayları nedeniyle milletvekillerin Nato’ya girilmesini çoğunlukla istemelerini (sağ ve ırkçı parti başı çekiyor) nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Yeni Yıl Tatili sonrasında Amerika’ya bir ziyaret gerçekleştiren İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde’nin kapalı kapılar arkasında neler konuştuğunu bilmiyoruz. İsveç’in Amerika’ya elaltından verdiği sözler ya da güvenceler var mıdır, bilmiyoruz. İsveç Başbakanı seçilen Magdalena Andersson, hükümet programında Nato’ya üye olmak gündemimizde yok derken, Savunma Bakanı Peter Hultqvist, Rusya’nın İsveç’e karşı bir saldırısının ihtimal dışı bırakılamayacağını ileri sürmesi de neyin nesidir. Bir planın parçaları mıdır? Bunu ilerleyen zaman içinde göreceğiz.


İsveç bir haftadır Gotland Adası’na askeri yığınak yapıyor. Genelkurmay Başkanı Micael Bydén’in, meclisten İsveç Ordusu’nun silah ve mühimat yönünden donatılmasını istemesi ve buna bahane olarak Rusya’daki gelişmeleri göstermesi anlaşılması zor bir mazerettir. Amerşka’nın her yaptığına “evet” ama Rusya’nın kendi güvenlik endişeleri nedeniyle yaptıklarına “tu ka ka” diyen İsveç’e bu durum bir şey kazandırmaz. İster Amerika, İster Rusya olsun ulusların üzerinde tahakküm kurmaları kabul edilemez. Fakat, körü körüne birtakım planların parçası olmak da hiç hoş değildir.İsveç, boş korkularından kurtularak, sağlıklı, dengeli politikalar üretmek durumundadır.

Avrupa Birliği, Ukrayna’yı kendi üye ülkeleri arasına katmak için, Nato da üye yapmak için büyük çabalar harcamaktadır. Neden? Bunun bir nedeni olmalıdır. Yugoslavya’yı karıştıran ve Bosna Hersek faciasını yaratarak parçalanmasını sağlayan AB ve Amerika değil midir? Hepimizin çok iyi bildiği, “böl, parçala, yut” politikaları kim ya da kimlerin işine yaramaktadır? Bosna kasabı olarak bilinen Ratko Mladiç’e katliamları için sözde Barış Gücü olarak görev yapan AB ve ABD göz yummamış mıdır? Lahey’de cezalandırılması acaba yaptıranların suçsuzluğunu ispatlar mı?

Sonuç olarak İsveç’in “Rus Ayısı”yla yatağa girmesine gerek yoktur. Böyle bir korkusu da olmamalıdır. Fakat İsveç, kendi kendine korku sendromu yaratmaktadır. ABD’nin sağ kolu olmaya özenmesine de gerek yoktur. Yeter ki, tarafsız ve güvenilir politikalar üretebilsin ki, tek çıkar yol budur...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN