DEMOKRATİK ÜLKELERDE OY KULLANMAK HARAM MIDIR?
Mustafa Sönmez

DEMOKRATİK ÜLKELERDE OY KULLANMAK HARAM MIDIR?

Bu içerik 226 kez okundu.

Sevgili okuyucular, burası ne Türkiye ne de Ortadoğu’daki herhangi bir Arap ülkesi. Burası kuzeyin cenneti olarak kabul edilen İsveç’tir. İsveç, sekülerizmin tavan yaptığı bir ülkedir. Anayasası’na köklüce yerleştirmiştir. İsveç Anayasası her şeyin üzerindedir. Yargı organlarının, dinsel kurumların İsveç Anayasası’nı çiğneme ya da kararlarını manipüle etmek gibi bir lüksleri yoktur. Çünkü, Anayasa’ya bağlılık demokratik bir rejimin olmazsa, olmaz ve çağdaş bir ulusun vazgeçilmezidir. İsveç halkı anayasası’na bağlı ve onun zedelenmesine şiddetle karşı olan bir halk olma özelliğine sahiptir. İsveç’te herhangi dinsel bir grup ya da bir tarikat çıkıp da ben Hıristiyanlığın kurallarına göre yönetilen bir devlet istiyorum, diyemez.

İsveç gibi sekülerizmin yaşamın her alanına sahip olduğu bir ülkede bir kişi İslama ait kavramı kullanarak, “hilafet” çağrısı yapamaz. Fakat, mahkemelerde tercümanlık yapan ve kendisini kökten dinci bir Müslüman olarak gören bir kişi içinde yaşadığı ortamda çevresine demokratik rejimlerin var olduğu ülkelerde oy kullanılmaz, “haram” derse, nasıl olur?

Bu kişi, İsveç İstihbarat Teşkilatı’na göre, Mahkemelere sızmaya çalışan kökten dinci bir İslam mensubu ve Hizb-ut Tahrir örgütünün bir üyesidir. Kişi, bunu kendisi de doğrulamaktadır. Ayrıca, İsveç İstihbarat Teşkilatı Tercümanlık Hukuk Kurumu’na gönderdiği bir yazı da, ”Radikal İslamcı, Yahudi karşıtı ve anti-demokratik bir örgüt üyesidir. Muhtemelen hukuk sisteminde çalışan kişileri saflarına katmaya çalışıyor. Amacın gizli bilgilere erişim sağlamak ve uzun vadede toplumu etkileyebilmek” olduğuna inandığı vurgulanıyor.

Bu kişi Sayed Jalabi adlı birisidir ve kendi Facebook sayfasında şöyle beyanlarda bulunmaktadır: “Demokratik rejimlerde  Müslümanların oy vermekten kaçınmaları gerekiyor. Çünkü bunun ‘haram’ olduğu, yani İslam'a göre yasak olduğunun bilinmesidir. Laik demokratik seçimlere katılmak yasaktır (haramdır). Laik ve demokratik bir seçim, o ülkenin meclisinde oturacak kişilere oy verdiğiniz bir seçimdir. Ulusal Meclislerde insanlar kanun yapar. İnsan kanun yapabilir mi? Ya da kanunları kim yapacak? Allah Kuran'da şöyle buyurmaktadır (6:57): ... yargılayan yalnızca Tanrı'dır ...

Ayrıca bu kişi  2018 yılında bir seminerde, Hizb-ut Tahrir’in halifelik kurmak için darbe yapmayı amaçladığını söylüyor. Gelen tepkiler üzerine bu ülkenin İsveç olmadığını söylüyor. Bu kişi sizce hangi ülkeyi işaret ya da ima etmiş olabilir? Ülkem Türkiye’de son aylarda fazlasıyla dillendirilen “şeriat” ve “hilafet” isteme taleplerin en yüksek düzeyde olduğunu görüyoruz. Son seçimlerde TBMM’ne giren dört Hüda-Par adlı parti mensubunun aslında birer Hizb-ut Tahrir yandaşı ya da mensubu olduğu da bilinmektedir. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Şeriata karşı çıkmak, İslama karşı çıkmaktır” anlamındaki sözleri de unutulmamalıdır.

Bizler için bu kişinin böyle konuşması alışılmış bir durum gibi görülebilir. Fakat, Tercümanlık Sertifikası’nı veren kurum bu kişinin tercümanlık iznini iptal ediyor. Olay bundan sonra başlıyor. Demokratik bir ülkede yaşadığının farkına varan tercüman Sayed Jalabi, bu durumu yargıya taşıyor ve devlete 1,5 milyon kronun üzerinde tazminat davası açıyor. İdari Mahkeme konuya ilişkin verdiği kararda, “Tercümanlık yetkisinin askıya alınması, örgütlenme ve ifade özgürlüğüne yasal dayanaktan yoksun bir müdahale anlamına geliyor” değerlendirmesini yapıyor. Bu karar üzerine Hükümet Adalet Müfettişliği sözü edilen kişiye 82,500 kron tazminat ödenmesine hükmediyor. Bu sadece mahkeme ve  avukat masrafları için veriliyor. 1,5 milyon kronluk manevi tazminatı reddediyor.

Mahkemelerde tercüman olarak çalışan bu kişi, demokratik bir ülkede yaşadığının hem bilincinde hem de bunu kötüye kullanan, kullanmayı amaçlayan bir kişilik hastalığı belirtisi taşıyor. Demokratik ülkede yaşamanın getirdiği her türlü maddi ve manevi olanaklardan fazlasıyla yararlanacaksın ama, demokratik ülkelerde şeriat rejimi ya da halifelik kurmak için çalışma yapacaksın, kargaşa, kaos yaratacaksın,  hilafet çağrıları için çaba harcayacaksın... İsveç İstihbarat Teşkilatı bu kişiyi, ülke güvenliği için risk faktörü olarak görüyor.

İsveç, Müslüman insanlarla 1715 yılında Osmanlı’ya sığınan İsveç kralı Karl XII (Demirbaş Şarl)’nin 5 yıl aradan sonra ülkesine dönmesinde koruyuculuk yapan Osmanlı askerleri ve borçlandığı kişilerin borçlarını tahsil etmek üzere gelmesiyle tanıştı. Gelenlerden çok azı geri döndü. Bu tarihten sonra İsveç, Osmanlı İmparatorluğu ile iyi ilişkiler kurdu. 1950’li yıllardan sonra Türklerin yavaş yavaş İsveç’e gelmeleriyle Müslüman insanlarla tanışmaya başladılar. 1965 yazında kırsel kesimli işgöçü, Müslüman sayısını fazlasıyla artırmaya başladı. İlk gelenler eğitimli ve laik insanlardı, ama ikinci dalga görüntüyü değiştirdi.

İsveç’te tarikat kuruluşları 1985 yılında maaşları Suudi Arabistan kökenli RABITA örgütünün ödediği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin gönderdiği kimi imamlarla başladı. Kuran kursları ve sohbet altında toplantılarla ilk adımlar atıldı. Bugün Türkiye’de bulunan hemen hemen her tarikatın bir temsilci örgütü burada bulunmaktadır. 1990 yıllardaki Irak Körfez Savaşı ve sonrasında yaratılan “Arap Baharı” gereğinden çok çok fazla Müslümanın İsveç’e gelmesine yol açtı. Ülkenin çeşitli bölgelerinde açılan mescitler ve camilerin kimilerinde imamlık yapanlar Radikal İslamcılığı aşılamaya başladılar. Bunun bir sonucu olarak İsveç’ten Suriye’de IŞİD (DEAŞ)’e katılmak ve saflarında savaşmak, kelle kesmek için 400’den fazla Radikal İslamcı gitti. Bu durumun İsveç’in yumuşak karından kaynaklandığı söylenebilir.

Sonuç olarak, bugün Radikal İslamcılar İsveç’in dört bir yanında çocukları, gençleri Radikallaştırmak için gizli ya da açık çalışmalar yapmaktadırlar. İsveç devleti bu durumun farkındadır. Burada kazançlı çıkan İslam düşmanlığıyla tanınan İsveç Demokratları adlı parti olmaktadır. Bu çeşitli ırkçı grupların birleşmesiyle 1988 yılında kuruldu ve aynı yıl katıldığı genel seçimlerde binde bir oy bile alamamışken, bugün yüzde 22’nin üzerinde oy potansiyle ikinci parti konumundadır. İsveç’teki laik Müslümanların çok iyi düşünmeleri gerekmektedir. Camilerde, çevrelerinde radikal İslamcı kişilere boyun eğmemeleri, onlara karşı durmaları kendi gelecekleri açısından çok önemlidir.

Dünya laiklik / sekülerizm günü kutlu olsun...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
19 MAYIS 1919 TÜRK’ÜN DİRİLİŞ VE ŞAHLANIŞ GÜNÜNÜN ADIDIR
19 MAYIS 1919 TÜRK’ÜN DİRİLİŞ VE ŞAHLANIŞ GÜNÜNÜN ADIDIR
ERMENİLERİN KATLETTİĞİ 519 BİN TÜRK’ÜN ACI ÖYKÜSÜ
ERMENİLERİN KATLETTİĞİ 519 BİN TÜRK’ÜN ACI ÖYKÜSÜ