Sevgili okuyucular, internet sayfamız kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin saldırısına uğrayarak dört gün yayın yapmaz duruma düşürüldü. İnternet gazetemize saldırılmasının bir tek nedeni olabilir, o da yayıncılık ilkelerimizdeki “doğruluk, dürüstlük, yalan ve yanlış haber yapmamak, bir de yalakalıktan uzak durmak.”
İsvecpostasi.com yayın yaşamına ilk gün altını çizdiği ilkeleri doğrultusunda devam edecektir. Ne demiştik; “Gazetecilik, kendi çıkarlarını insanlığın, halkın, toplumun üzerinde görmemektir. Gazetecilik sorumlu davranıldığı zaman gazeteciliktir. Gazetecilik iktidarlara yamanmak, iktidar yalakalığı ya da iktidar borazancılığı yapmak değildir. Gazetecilik gücünü kullanarak baskı, şantaj ve çıkar amaçlı çalışmalar yürütmemektir. Gazetecilik, namuslu, dürüst, şerefli insan olarak, her yönden gelebilecek baskı ve şantajlarına rağmen doğruları yazmaktır. Gazetecilik korkaklığı hiçbir zaman kabul etmez. Gazetecilik korkan insanların mesleği değildir. Gazete ve gazeteci dünyanın neresinde olursa olsun kamuoyuna doğruları ulaştırır. Gazeteci de susma, görmemezlikten gelme, yandaşlık ve tarafgirlik yoktur. Gazeteci, insan haklarından, demokrasiden, yoksuldan ve ezilenlerden yana taraftır. Ama her türlü emperyal sömürüye karşı mücadelesini de sürdür.”
Tayyip; “Papaz elbisesi bile giyerim”
Ülkemizde çok garip bir Cumhurbaşkanlığı seçim süreci yaşanıyor. Bugüne kadar yaşananlar gözönüne alınınca, şaşırmamak elde değil. Ufukta üç aday var ama, Türkiye’de tek kişilik bir propaganda savaşı yürütülüyor. Bunu yaparken de sürekli rakiplerini küçümseyen, iftiralar atan aynı zamanda muhalefet partilerine ve özellikle de CHP’ye ağır sözler sarfeden cumhurbaşkanı adayı olan bir başbakan var...
Cumhurbaşkanı adayı olan AKP hükümetinin başı 1995 yılında yaptığı bir konuşmasında Türkiye’nin düzeni değiştirmek için gerekirse, papaz elbisesi bile giyeceğini dile getiriyor. Bu halk, bu millet böyle birisine körü körüne inanıyor. Tüm vurgun, talan, yolsuzluk, usulsüzlük iddialarını kulak ardı ediyor. Neden? Üç kuruşluk maaş ve kömür için mi? Ruhunu kimler ne için şeytana satıyor? O tarihte bakın Tayyip ne diyor; “Biz bu toplumun içinde yeni bir nizamı hakim kılmanın mücadelesi içindeyiz. Neydi o mücadele? Zamana ve zemine göre değişmeyen doğrunun iktidar olmasıdır. Bu mücadeleyi iktidara getirme noktasında gerekiyorsa ne yaparım dedim. Papaz elbisesi dahi giyerim. Bu var mı usulün içinde? Var tabii ki.” Bu bağlam doğrultusunda TSK iğdiş edilmiş, eğitim çağdışına itilmiş, dindar ve kindar bir gençlik yetiştirmenin savaşı veriliyor. Oğul Bilal bile Milli Eğitime Bakanlığı’na yön veriyor sanki gizli eğitim bakanı gibi...
Böyle bir kişiye oy verenler büyük “vebal” altına gireceklerdir. Bu vebalı binler gece yapılan dualar, kılınan namazlar temizleyemez...
Ekmeleddin İhsanoğlu
İki muhalefet partisinin “çatı adayı” olarak Cumhurbaşkanlığı’na aday gösterilen ve daha sonra başka partilerinde desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu sessiz sedasız, gösterişten uzak bir seçim çalışması sürdürüyor... İhsanoğlu’nun düşünsel ve aile kimliği CHP’nin içinde ve kimi sol tabanda kuşkuyla karşılanıyor. İslami yönü ağır basan İhsanoğlu, Atatürk’e ve Cumhuriyet değerlerine sadık kalacağını her fırsatta yineliyor ama hâlâ birileri bunu yeterli görmemekte ısrar ediyor. Sandığa gidilmemesi için çağrılar yapılıyor. Peki, boykot kimin ya da kimlerin işine yarayacak? Bunun hesabı iyice yapıldı mı? Bu ülke AKP hükümetinin başını daha fazla taşıyamaz. O halde ne yapmalyız? Tek çare sandığa gidip “Tayyip”e dur demektir.
Var mı, başka yol?..
