İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener 6’lı Masa oluşumuna ta başından beri “Mehter Takımı” örneği bir ileri iki geri adam atıyordu. Açıklamalarında, söylemlerinde anlaşılmaz noktalar üst örtülü dile getiriliyordu. Bu nedenle kendisine fazla güven duyulması soru işaretliydi. Bu son çıkışıyla da bunu kanıtlamış oldu.
6’lı Masa birbirinden farklı ideolojilerin bir bileşeni konumundaydı. Bazı konularda parti liderlerinin farklı açıklamalarda bulunmaları bunun bir göstergesiydi. Fakat, 6’lı Masa'yı bir araya getiren en önemli etmen ülkenin içine sürüklendiği ve her alanda ortaya çıkan çürümüşlüklerdi. 6’lı masa bu duruma son vermek için kurulmuş ve üzerinde büyük ölçüde mutabakat sağlanmış siyasi bir oluşumdu.
Peki, ne oldu da 2 Mart’taki Cumhurbaşkanlığı adayı belirleme toplantısından sonra kendi Genel İdare Kurulu üyeleriyle görüşen Meral Akşener, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını bir dayatma, olarak yorumladı. Bu bağlamda, “noter olmayacağız” açıklamasını yaptı. Meral Akşener, 6’lı Masa kurulduğu günden beri biliyordu ki, Cumhurbaşkanlığının en güçlü adayı Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Bunu bile bile son değerlendirmede adaylığına karşı çıkması kendisinin başka hesaplar içinde olduğunu göstermiştir ki, bu bir neyi “harakiri” yani intihar etmektir.
Meral Akşener ve partisini meclise taşıyan, önünü açan ve bir ölçüde de güçlenmesini sağlayan başta Kılıçdaroğlu ve CHP’dir. Türk geleneğinde “Ahde vefa” vardır. Akşener bunu bilmez mi, elbette bilir. Öyleyse, “pişmiş aşa soğuk su katmak” ya da bir ölçüde kendisini var edene karşı yapılmış bir ihanet değl midir? Çağrı yaptığı belediye başkanları CHP tarafından seçilmiş belediye başkanlarıdır. Seçildikleri parti ve başkanına ihanet ederler mi? Bu düşünmek bile absürt bir akıl almazlık olur.
Peki, Meral Akşener, belediye başkanlarına neden bu çağrıyı yapmıştır? Amacı nedir? CHP içerisine nifak sokmak mıdır? Bunu başarabileceğini mi, sanıyor?
Ülkemiz çok partili rejime geçtiği günden bu yana sağın her zaman ihanetine uğramıştır. 1950 – 1960 arası 10 yıl Başbakan Adnan Menderes dönemi ve yaptıkları ortadadır. 1960 Askeri İhtilâl ve 1961 Anayasası ki, oldukça demokratik bir Anayasa olmuştur. 1965’te tek başına iktidara gelen ve Demokrat Parti’nin devamı olduğunu her vesileyle söyleyen Süleyman Demirel, “Bu Anayasa lükstür. Türk halkına bol gelmektedir. Bu Anayasa ile ülke yönetilemez” diyerek, özgürlükleri budamıştır. Dolaysıyla, bugünkü yaşadıklarımıza ya da geldiğimiz noktaya baktığımız zaman sonuç ortadadır.
Meral Akşener 6’lı masa toplantılarında hazırlanan ve 9 ana başlık altında toplanan “mutabakat” metnine imza atmadı mı? Bu metne imza koyarken ortaya çıkacak sonuçları değerlendirmedi mi? Eğer, bu metne sırf imza atmak için imza atmışsa, bu kendisini ve partisini dipsiz kuyuya atmak demek değil midir? Bu da güvenirliğini kaybetmesinin başka bir yoludur.
Akşener, her vesile ile “Hiçbir koşulda Saray’la işbirliği yapmam ve 6’lı masayı dağıtmam” ya da “Masayı asla dağıtmam. Masadan asla kalkmam. Adayımız kesinlikle cumhurbaşkanı olacak. Masadan kalkan millete bunu izah edemez. Masayı dağıtan altında kalır” derken demagoji mi, yapıyordu? Amacı, 6’lı Masa'yı devirmek, tahrip etmek ve gelecek seçimi ”altın tepsi”de saraya sunmak mıydı? Bu durumda tarihin sorumluğundan kurtulabileceğini mi, hesap ediyor? Tarih, kendisini en acımaz bir biçimde yargılayacaktır. Bunu hiçbir zaman unutmasın ki, hem kendi seçmenine hem de ülkeye ihanet etmiştir.
Akşener, Halide Edip Adıvar’ın 1922 yılında Türklerin var ya da yok olmak günlerinde yazdığı ”Ateşten Gömlek” romanına atıfta bulunarak ”Ateşten gömleği giymek ” olgusuna vurgu yapmaktadır. Şimdye kadar gerek geçmişinde gerekse kurduğu İYİ Parti de böyle bir durumla hiçbir zaman karşı karşıya kalmamıştır. Demagojiyle kendisine sempati kazandıracağını sanmaktadır.
İYİ Parti’ye gönül verenler iyi düşünmelidirler. Parti liderli kadın olması nedeniyle bir Türk efsanesi olan dişi kurt ”Asena” rolüne soyunmak istemektedir. Türkiye’nin içinde bulunduğu durum, efasanelerle kurtarırılabilecek bir durum değildir. Bunun yolu bilim ve akıldan geçmektedir. Atalarımız, ”aklın yolu birdir” demişlerdir. Biz buna ”ortak akıl” diyoruz. 6’lı Masa'yı devirmekle,tahrip etmekle ya da terk etmekle ülkeyi kurtaramaz ve tarihsel sorumluluktan kaçamaz.
Meral Akşenir’in açmazı burada kendisini ”Asena” sanmakta yatmaktadır.
