BİR ŞİKAYETİN ANATOMİSİ
Mustafa Sönmez

BİR ŞİKAYETİN ANATOMİSİ

Bu içerik 1599 kez okundu.

Değerli İsveç Postası takipçileri, sizlerin gereksiz bir olay üzerinden zamanınızı çaldığım için özür dilerim. Bazı olaylar, kişieri daha yakından tanımak için önemli fırsatlar yaratıyor. Anlatacağım olayın birebir muhatabı olduğum için benim açımdan ayrı bir önem arz ediyor. Bu köşede daha önce “Yavuz Hırsız Ev Sahibini bastırır”, “ 15 Temmuz Sonrası Tuhaflıklar” ve “Dalkavukluk Üzerine” diye yazılar yazmıştım. O yazılarılarımdan dolayı gazeteci klılklı müsvedde beni 2020 yılında önce Kulu Cumhuriyet Savcılığı’na şikayet ediyor. Kulu Cumhuriyet Savcılığı da İstanbul Havaalanı GaziOsmanPaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’na dosyayı yolluyor. Olay bundan sonra başlıyor.

Ben, 16 Haziran 2021 tarihinde 13.45’te Stockholm – Antalya direk uçuşum saat 11.05’e Stockholm- İstanbul-Antalya olarak değiştirildi. Bu işten kuşkulanmadım dersem, gerçeği söylememiş olurum. Kendi kendime bu işte bir iş var yani “bit yeniği” var dedim. Fakat güzelim ülkeme gelmek durumundaydım.

Bu gazeteci kılıklı müsvedde Fetö’cüler çetesiyle beraber ve ayrıca elçiliğimizdeki bazı Fetö’cü idari memurlarla bana “Ergenekon Kumpası” bağlamında “komplo” kurmaya teşebbüs etmişlerdi. Sözde ben, Çağdaş Yaşamı Destekle Derneği’nin “İsveç Para Kasası”ydım. Bunu bana yüzüme karşı ya bilerek ya da ağzından kaçırarak söyledi. Ben de bu durumu öğrenmiş oldum. O zamanın Büyükelçimiz olan sayın Zerrin Korutürk Hanımefendi’yle bir görüşme gerçekleştirdim. konuyu konuşarak elçiliğimiz mensuplarının böylesi bir karalama kampanyasının içerisinde yer almasından duyduğum üzüntülerimi belirttim. Sayın Büyükelçimiz konuyla ilgileneceğimi beyan ettim.

Olay burada bitmedi, bu sefer Fetö’cü Engin Efetürk adlı kişi daha sonra TRT’nin İsveç muhabiri oldu. Benim hakkımda bu gazeteci kılıklı müsveddenin adını da vererek iddialarını yineleyen kendi internet ağında bir yazı yazdı. Bir avukata başvurarak dava açmak istedim ama “en iyisi bu yazıyı kaldırtalım” diyerek, Engin Efetürk’e e-posta yolladı. Bu zat yazıyı kaldırdı ama kopyası arşivimde duruyor.

Bundan sonra gazeteci kılıklı müsvedde benim hakkında İslama, Müslümanlara, Hz. Muhammed’e hakaret ediyor diye yazılar yazmaya başladı. Yukarıda bahsettiğim yazılarımla yanıt verdim ama anlamak yerine bana “hakaret” etti diye “şikayet etmek” yolunu seçmiş, hayırlı olsun. Benim anlım ak, vicdanım temizdir.

Bu gazeteci kılıklı müsvedde, benim söylemediğim, yazmadığım sözcükleri seçerek şikayet başvurusunun konusu yapmış. Örneğin kendisine “gay”, “parlak oğlan” gibi sözcükleri ya söylemiş ya da yazmışım (!) ki, pes doğrusu... Benim cinsel tercihi farklı olan tüm insanlara saygım vardır. Hiç kimsenin özel yaşamı beni zerre kadar ilgilendirmez. Bu tür yalanları rahatlıkla şikayet konusu yapan kişiye ne denir? Yorumu siz, okuyanlara bırakıyorum...

Bu gazeteci kılıklı müsvedde Atila Altuntaş yine hakkımda köşesinde bir yazı yayınlamış, bir dost haber verdi. Bu yazısında; ”Öte yandan İsveç'te hiç okunmayan kendi egosunu tatmin etmek için haber yapmaya çalışan Mustafa Sönmez denen vatandaş, benim kendisini FETO'cülerle birlikte komplo kuracağımı öne sürmüş. Bu adam 30 senedir burada gazetecilik yapmaya çalışır ama geldiği nokta benim 5 yılda geldiğim noktanın onda biri olmadığı için fena çekemiyor. Ayrıca, sosyal medyada falan bazen kendi, bazende sahte hesaplarla Peygamberimize hakarete varan İslam dinine hakarete varan yorumları olduğu için toplumun büyük kesiminin sevmediği biri” diye iftiralarına devam ediyor.

Kendisine köşemde; “Ulan gazeteci müsveddesi gel, sana İslam ve İslam Tarihi konusunda ders vereyim de kulaklarını İslam hakkında duyduğun safsatalarla doldurma… Ben, senin gibi Alfabeden başka kitap, kargadan başka kuş tanımayanlardan değilim…

Buradan bir kez daha yinelemek gereğini duyuyorum, bağışlayınuız.

Ey, gazeteci kılıklı müsvedde, bana attığın iftiraları ya da isnat ettiğin suçları ispatlamak zorundasın? Eğer ispatlamazsan, “şerefsizsin hatta şerefsizin en önde gidenisin” bunu böyle bil...

Ben, 68,5 yaşımda ilk kez bir savcının karşısına bir suçlamaya maruz kaldığım için çıktım. Savcının karşısına çıkmaktan dolayı onur duydum. Sayın savcı ve polislerimizin kıymetleri zamanlarını yalanlarıyla çalan bu gezeteci kılıklı müsvedde adına da üzüldüm.

15 Temmuz öncesi Fetö’cü kumpanyanın destekçisi olan bu zat, 15 Temmuz sonrası AKP militanlığına çark etti. Anadolu Ajansı’nın İsveç Muhabirliği’ni kaptı. Anadolu Ajansı ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu çok saygın bir kurumdur ama bugün kimlerin eline kaldığının da açık bir göstergesi durumundadır. Bu duruma üzülmemek elde değildir...

Bu zat, demek ki, Türkiye’deki ortamı yalanlarına en uygun zaman diye seçmiş, beni haksız yere suçlamak yoluna gitmiş.

Ne demiş halk ozanı:

“Keser döner, sap döner / Gün gelir, hesap döner”

İşte savcılığın tutanağı;

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
R.Yılmaz     2021-07-02 Mustafa Bey, sizi yazılarınızdan ve sosyal sitelerinizden tanıyorum, Atatürk sevdalısı, Cumhuriyet aşağıyı bir egitimcisiniz, sosyal medyada tanışmaktan onur duyar ve mucadelenizden dolayı kutlarım.
Kaan Kantarcı     2021-07-01 Mustafa bey ben ve benim gibi İsveç' te yaşayanlar seni ( demokrat, özverili, Atatürk sevdalısı bir aydın kişi olarak ) tanıdık. Adını anmaya bile gerekmiyecek bazı çukurların size çamur atma çabalarını hem anlıyor hem de kınıyorum. Saldırıya uğramanız normaldir; çünkü çalışmalarınız bazılarınca küçümsense de aslında hep etkili olmuş ve bazılarının canını yakmıştır. Canı acıyanların ciyaklaması seviyesizce olsada anlaşılabilir.. Tüm kalbimle sizin yanınızdayım.. Yapabileceğim bir şey olursa, lütfen bildiriniz.. Esenlikler dilerim.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
19 MAYIS 1919 TÜRK’ÜN DİRİLİŞ VE ŞAHLANIŞ GÜNÜNÜN ADIDIR
19 MAYIS 1919 TÜRK’ÜN DİRİLİŞ VE ŞAHLANIŞ GÜNÜNÜN ADIDIR
ERMENİLERİN KATLETTİĞİ 519 BİN TÜRK’ÜN ACI ÖYKÜSÜ
ERMENİLERİN KATLETTİĞİ 519 BİN TÜRK’ÜN ACI ÖYKÜSÜ