Türkiye Rotasını Şaşırdı
Mustafa Sönmez

Türkiye Rotasını Şaşırdı

Bu içerik 1222 kez okundu.

Sevgili okuyucular, bu sütunlardan ne yazarsak yazalım, Türkiye’deki iktidar herşeyi zapturapt altına aldığından kendisini haklı göstermek için kuyruğuna basılmış kedi gibi bangır bangır bağırıyor. İktidar mensupları “Cumhuriyet tarihinin en büyük hukuki hesaplaşması” olarak gördükleri Ergenekon davasında çıkan karardan son derece memnunlar ki, davullu zurnalı bir göbek atmadıkları kaldı. Bir başbakan düşünün ki, bir davanın “savcıyım” desin ve hukuku guguk yapsın, ama siz iğdiş edilmiş yargının kararlarının kabul edilemez olduğunu hukuksal çerçeveler içerisinde yorumluyorsanız suç işlemiş durumuna düşürülüyorsunuz. Böyle bir anlayış olabilir mi? Ama orası Türkiye diyorsanız, olabilir demektir?!.


76 milyon vatandaşın başbakanı olduğunu söyleyen kişi, sürekli söylemlerinde “Biz ve onlar” kavramını kullanarak, ayrımcılık, ötekileştirme ve ırkçılık yapıyor. Biz isveç’te bu kavramın özü ırkçılık içerdiğinden dolayı mücadele ederken, Türkiye başbakanının bu kavramı sık sık kullanması çok düşündürücüdür. Bir başbakan düşünün,  vatandaşlarını birbirlerine karşı muhbirciliğe teşvik ederek Kızıl Sultan II. Abdülhamit’i bile gölgede bırakıyor. Protesto amacıyla tencere ve tavalara karşı vatandaşları kışkırtıyor ve “Tencere tava çalanlara karşı yargıya giderek hakkınızı savunun. Yargıda onlar mücadele etsin. Yıllarca biz mücadele ettik şimdi onlar mücadele etsin” diyebiliyor. Bu söylemin altında yatan mantığı anlayabilmek ve yorumlamak her halde toplumbilimcilere ve psikiyatristlere düşüyor.


Tanınmış gazetecilerimizden Ali Sirmen 09 Ağustos günlü Cumhuriyet gazetesindeki köşesinden bu çelişkiye dikkat çekerek; “Bir ülkede, eğer yargı kararları kamu vicdanını kanatıyorsa, hukukla ilişkisiz ise orada egemen olan utanç rejimidir. O utanç yalnızca kararı veren mahkemelere ait değildir. O utanç aynı zamanda yargı düzenini denetlemek için bozan iktidarlarındır...” diyor.


Ergenekon Davası’ndan en büyük payı alanlardan biri de gazeteciler oldu 23 tane gazeteci ağır hapis cezalarına çaptırıldı. Bu gazetecilere baktığımız zaman hepsinin de iktidar karşıtı görüşlere sahip olduğunu görüyoruz. Desteksiz iktidar yalakalığı yapıyorsan sorun yok, ama iktidarının yaptıklarını eleştiriyorsan, gerçekleri ortaya döküyorsan peşinen “suçlu”sun demektir ve yerin hapishanelerdir. Böylece bir insanın doğal haklarından olan düşünce, düşünceyi açıklama ve yaşam özgürlüğü nasıl yok edilebilir... Bu hangi demokrasiye, insan hak ve özgürlüklerine ve çağdaş ülkelerde hukuk kurallarına uyar? Buna “Adalet Sistemi” diyebilir misiniz? Bu tür uygulamalar ancak ve ancak totaliter ve tek adamlık oyunu oynamak isteyen iktidarlarda görülür. Bunu kabul etmiyorsan sonuçlarına katlanırsın demektir.
 

Ülkemizde yazarlarımız, gazetecilerimiz çok sıkıntılar çekerek, hapislerde yatarak hatta öldürülerek bugünlere geldik. Nazım Hikmet’ler, Sabahattin Ali’ler, Orhan Kemal’ler...vb. sayısı bir çetelenin sınırlarını çok çok aşar. Bu konuda da ülkemizin alnı pek temiz değil... Yaklaşık son on bir yılda kaç tane gazeteci ceza aldı ve soruşturmaya uğradı, bir düşününüz?.. Bu gazeteciler hep suçlu mudurlar ya da bir başka deyişle suç üretme makineleri midirler? Otuz yıldır yaşadığım İsveç’te hiçbir gazeteci yazdıklarından dolayı soruşturmaya uğramadı ve mahkum olmadı. Arabistan’da gizli silah fabrikası kurmaya kalkan İsveç’in kurumlarını ortaya çıkaran Dagens Nyheter gazetecisine birşey olmadı ama Başbakan Fredrik Reinfeldt “Anayasa Komisyonu”nda saatlerce sorguya çekildi. Silah fabrikası yapımı durduruldu. Bu durum ülkemizde olsaydı, ne olurdu? Bir kez daha düşününüz?


Yurt Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ da Ergenekon’dan nasibini alan gazetecilerimizden birisi. Bu gazeteciyi “darbeci” olarak nitelendirerek cezalandırdı. Mahkeme gıyabında 12 yıl hapis cezası vererek, yakalama  kararı çıkarttı. Bir gazeteci nasıl darbeci olur? Birileri bunu yöntemlerini yazsa da bizlerde öğrensek?!. Rahmetli Uğur Mumcu’yu “Sakıncalı Piyade” yapan mantıkla, bir gazeteciyi “darbeci” yapan mantık pek değişmiyor... Ali Sirmen diyor ki; Ergenekon davasındaki kararın adil olabilmesi için Yanardağ ile terör örgütü ve terör eylemleri arasında organik bağın kurulması bunun kanıtlanması gerekir.” Peki, böyle bir durum ortada yokken bir gazeteciye bunca yıllık ceza nasıl verilir?
 

Merkezi Avusturya’nın başkenti Viyana’da olan Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) İcra Direktörü Alison Bethel McKenzie; “Türk hapishanelerindeki gazetecilerden birçoğunun, meslekleri gereği yaptıkları işe misilleme olarak tutuklandığı konusunda uzun zamandır korkularımız vardı. Varılan bu sonuç, Ergenekon davasındaki çok sayıda endişe verici suçlamalar ve yasal süreçteki ihlallerle güçlenmiş görünüyor. Bu gazetecilerden birçoğunun demir parmaklıklar Ardında şimdiden yıllar geçirmiş olduğunun dikkate alınarak yetkililerin, temyiz sürecinde onları salıvermesi çağrısı yapıyoruz” açıklamasında bulunuyor.


1774 yılında Rus Çarlığıyla yapılan Kaynarca Antlaşması’ndan sonra Çarlık, Osmanlıyı “Hasta adam” olarak nitelendirmiştir. Günümüze baktığımız zaman değişen birşeyin olmadığını görüyoruz. AKP ve onun başkanı olan başbakan Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’yi  “Hasta adam” konumuna sokmuştur. Türkiye’yi son on bir yılda “Hasta adam” konumuna getiren bu iktidardan CUMHURİYET SAVCILARI’nın hesap sorması gerekiyor. Eğer yargı bağımsızsa; buradan suç duyurusunda bulunuyorum: Başbakan Recep Tayyip Erdağan hakkında ülkeyi zarara uğratmaktan dava açılmalıdır. Bir vatandaş olarak anayasal hakkımı kullanıyorum ve başbakanın "Yüce Divan”da yargılanmasının önünün açılmasını arzu ediyorum.


Türkiye; Ergenekon, Balyoz davalarıyla, İçi boş Kürt açılımıyla, yurt içerisinde vatandaşlar arasında ayrıştırma politikalarıyla, komşularımızla olan ilişkilerimizle, Ortadoğu ve Suriye dış politikalarıyla tam olarak rotasını şaşırmış bir gemiye benziyor.


Ama düşünün ki, bir ülkenin başbakanı kendisinden yana olmayan ve bu mahkemenin kararları kabul edilemez diyen halkına karşı tehditler savurmaya, onları suçlamaya hâlâ devam ediyor...


Tanrı sonumuzu hayra getirsin...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN