17 Aralık’ta iş dünyasından bazı kişilere yapılan ”Büyük Operasyon” Türkiye’de rüşvet, yolsuzluk ve kara para aklama konularında gelinen noktayı çok güzel özetliyor. Bu konuda dünya istatistiklerine baktığımız zaman sicilimizin hiç de iyi olmadığını görüyoruz.
Operasyon ülkemizde çok konuşulacağa benziyor. Operasyonun daha başında bu işin motor görevini yapan beş şube müdürünün görevden alınması ve yerlerinin değiştirilmesi akla binbir türlü soruyu getiriyor. İktidar kanadı şimdiden olayı kendi adına sahiplenmiş durumda ve kendilerine yönelik bir hareket olarak değerlendiriyor. Operasyonda üç bakan oğlununda gözaltına alınması ve bunlardan birisinin İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu olması, olayın boyutunu daha da büyütüyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan iktidara geldiği zaman her türlü yolsuzluk ve usulsüzlükle mücadele edeceğini söylemişti. Bu söylemin sadece lafta kaldığına geçen on bir yıl içerisinde tanık olduk. Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç yaptığı basın açıklamasında; ” Bazılarının görev yerleri değiştirilmiştir. Soruşturmanın gizliliği esastır demiştim, şu anda yayınlanmayan tek şeyden haberdar olduk. Bakanlar hakkında fezleke tanzim edileceği, UYAP’a bilgi vermeden gerçekleştirildiği de iddiaların içinde. Psikolojik harple karşı karşıya olduğumuzu söyleyebilirim. Bunun amacı ne olabilir? Hükümetimizin yıpratılması….” olarak görüdüğünü söylüyor.
70’li yıllarda dönemin Başbakanı olan Süleyman Demirel, ”Bana ülkücüler cinayet işliyor, dedirtemezsiniz” diyordu. Bugün ise, başbakan Tayyip Erdoğan kendilerinden olan kişilere için, ”Bana adamlarım yolsuzluk, yapıyorlar, dedirtemezsiniz” derse; şaşmamak gerekir. Çünkü iktidarın tavrı hemen savunmaya geçmesinden anlaşılıyor.
İktidara düşen görev emniyetimiz ve yargımız üzerine düşen görevleri fazlasıyla yapacaktır, Eğer işlenmiş bir suç varsa, o suçun cezasız kalması düşünülemez demesi gerekirken, Bülent Arınç aynı basın açıklamasında, ” Bu işin planlayıcısını, ne amaçla yaptıklarını az çok biliyoruz. Belki zamanı geldiğinde açıklayabileceğiz. Bu kadar kişi aynı yerde olmamışlar, niçin birini bir ay önce, iki ay önce, sabahın beşinde evlerine baskınlar yaparak bu işleri başlatıyorsunuz?"
Ve devam ediyor; ”İkincisi nedir, bu işi yapanlar diyelim ki emniyetteki şube müdürleridir. Bir üstüne haber vermesi istenir. Arkadaşlar şube müdürünün başlattığı operasyondan başındaki müdürün, İstanbul Emniyet Müdürünün, Ankara Emniyet Müdür habersizdir. Haber verselerdi önlem alırlardı diyebilirsiniz. Arkadaşlar bir görev ifade ediliyor. En azından bir operasyon yapılacak. İsimleri gizli tutabilirsiniz. Bir içişleri bakanının, oğlunun gözaltına alındığını basından duyması kadar acı bir şey olabilir mi?” diyor.
Evet, şube müdürleri çok gizlilik içerisinde görevlerini yapıyorlar, takdir edilmeleri gerekirken bir neyi cezalandırılıyorlar. Görevlerinden alınıyorlar. İşte iktidarın yolsuzluklara bakış açısı…
Bu operasyon çok su kaldıracağa benziyor. Ne demeli, ne yazık ki; lafla peynir gemisi yürümüyor… Yolun sonu görünüyor, gibi…
