KEMALİZM TEK ÇIKAR YOLDUR
Mustafa Sönmez

KEMALİZM TEK ÇIKAR YOLDUR

Bu içerik 639 kez okundu.

Sevgili okuyucular, 25.11.2023 tarihinde Londra’da yapılan Atatürkçü Düşünce Dünya Platformu’nun kongresinde yaptığım konuşmayı sunuyorum.

Atatürkçü Düşünce Dünya Platformu’nun değerli delegeleri, bizleri dinleyen sevgili dostlar, özde 4’ncü ve gerçekte 2’nci kongremize hoş geldiniz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi ADDP 2016 Eylül’ünde Almanya’nın Dortmund kentinde kuruldu. Almanya yasalarına göre yasallık kazanmamız biraz zaman aldı. Pandemi nedeniyle ilk yasal kongremizi Zoom kanalıyla internet üzerinden gerçekleştirdik. Bugünde yasal 2.Kongremizi yapıyoruz.

Atatürkçü Düşünce’nin kökeni Atatürkçülük anlayışına bir başka tanımlamayla Kemalizm’e dayanır. Kemalizm, hem ülke gerçeklerinden hem de dünyadaki gelişmelerden yola çıkarak ortaya konan ve ülkemizin tüm gerçek sorunlarına parmak basan, çözüm yollarını arayan ve de ortaya koyan bir düşünce sistemidir. Gerçek yol gösterici bir kılavuzdur. Bu kılavuzun önderi de eşsiz asker ve devlet adamı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Mustafa kemal Atatürk, Cumhuriyete giden yolu 9 Mayıs 1935 tarihinde yaptığı bir konuşmasında şöyle özetler: “Uçurum kenarında yıkık bir ülke. Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar. Yıllarca süren savaş. Ondan sonra içeride ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete (toplum), yeni devlet ve bunları başarmak için arasız devrimler...”

Atatürk’ün kurtuluştan kuruluşa kadar verdiği yoğun mücadelesinin sonunda her türlü zorluklara ve engellere karşın kararlı bir iradeyle kurduğu Cumhuriyet 100 yaşını doldurdu. İkinci 100 yaşına ayak bastı. Bu süreç içerisinde sürekli olarak badirelerle karşı karşıya kaldı. Atatürk, 15 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde her türlü olumsuzluklara akıllıca izlediği politikalarla üstesinden geldi. Karşı devrimcilere ödünler vermediği gibi bertaraf etmesini de bildi. İki büyük Kürt isyanını 1925 Şeyh Sait ve 1937 Dersim isyanları başarıyla yok edildi. Şeyh Sait,”Din elden gidiyor, şeriat isteriz” sloganıyla ve arka planda İngiliz desteğiyle başlattığı isyan bize Musul’u kaybettirdi. Emperyaliz bugünde Ortadoğu’da estirdiği rüzgarlarla başımıza PKK’yi musallat etti ve binlerce insanımızı teröre kurban verdik ve vermeye de devam ediyoruz. Amaç, hem coğrafi hem de stratejik ve madenler açısından önemli bir konumda olan Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmek, parçalamak ve sömürge haline getirmektir. Bugün, emperyalizmin bu amacına hizmet edenler işbaşında bulunmaktadırlar.

1925 yılında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (17 Kasım 1924 - 5 Haziran 1925) Atatürk’ün dört yakın silah arkadaşı tarafından kurulmuştur. Bunlar, Kâzım Karabekir, Rauf Bey, Refet Paşa ve Ali Fuat Paşa’dır. Bu fırka ilk şubesini tesadüfe bakın Diyarbakır’da açmış ve oradan örgütlenmeye başlamıştır. Bu yönetim kadrosu tüzüklerine, “Partimiz, dini düşünce ve inançlara saygılıdır “ maddesini koyarak gerici kesimlere göz kırpmışlardır. Ayrıca, Serbest Cumhuriyet Fırkası adıyla (12 Ağustos 1930 - 17 Kasım 1930) kurulan ikinci fırkada gericilerin yapılanmasına sahne olduğu için kendi kendini fesetmiştir. Bu durum bize gösteriyor ki Atatürk döneminde bile her fırsatta geri çekilen gericilik fırsatını bulduğu zaman su yüzüne çıkarak etkinlik kazanmaya çalışmaktadır.

Atatürk önemli eseri NUTUK’ta, “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın programı en hain kafaların eseridir. Bu parti, memlekette suikastçıların, gericilerin sığınağı ve ümitlerinin dayanağı oldu. Dış düşmanların, yeni Türk devletini körpe Türk Cumhuriyeti’ni yıkmayı hedef alan planlarının kolaylıkla uygulanmasına yardım etmeye çalıştı. Tarih, (gizli maksatlarla hazırlanmış, genel ve gerici nitelikteki) doğu isyanının sebeplerini inceleyip araştırdığı zaman, onun önemli ve belirli sebepleri arasında Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın dini konularda verdiği sözleri, doğuya gönderdiği sorumlu sekreterinin kurduğu örgütü ve yaptığı kışkırtmaları bulacaktır” diye yazmıştır.

Peki, bugün ülkemizde, Taliban, Müslüman kardeşler vb.gibi radikal dinci örgütlerle düşüncelerinin aynı olduğu beyan eden bir iktidarın amacı nedir, diye sormaya gerek var mıdır? Atatürk, 21 Kasım 1924 yılında bir konuşmasında, “Biz büyük bir devrim yaptık. Memleketi bir çağdan alıp yeni bir çağa götürdük” der. Halbuki bugün ülkemizi 100 yılların gerisine götürmeye çalışan bir iktidara karşı biz, gerek ülke içinde gerek ülke dışındaki Atatürkçü güçler ne yaptı? Kendimizi nerede nasıl hatalar ya da yanlışlıklar yaptık diye sorgulamaya gereksinmemiz yok mu? Çünkü ülkemizin şu an içinde bulunduğu ya da doğrusu sürüklendiği durumu gözlerimizle görüp, beyinlerimizle idrak etmiyor muyuz? Öyleyse, yapılması gerekenleri neden yapamıyoruz? Atatürk’ün kurduğu partinin yürekler sızlatan durumunu ortadayken, Atatürkçü güçler olarak neden çözümler üretemiyoruz da, lafla peynir gemisi yürütmeye çalışıyoruz. Atatürkçü Düşünce Genel Merkezi’nin 400’e yaklaşan şubesi ve 400 bin üyesi var demektir. Bu 400 bin üyeyi 2 ya da 3 çarparsanız muazzam bir rakam ortaya çıkar ama, ben hiçbir hareket göremiyorum. Bu muazzam kitledeki suskınluk, çekimserlik ya da korku nereden kaynaklanıyor? Bunu kestirmek bir hayli zor gibi görünüyor.

Atatürk, Samsun’a ayak bastığı andan itibaren gideceği yönü, yolu çoktan seçmişti. Bu diriliş, kurtuluş ve kuruluştan sonra modern dünyada Türklüğün hak ettiği yeri almasıydı. Bunu boyunda pahdişah Vahdettin’in yağlı urganıyla gerçekleştirdi. Eğer tereddüt edip korksaydı, bugün Türkiye Cumhuriyeti diye bir devlet yoktu. Kölelik zinciri altında inleyen bir halktan başka birşey değildik. Bugün her türlü olumsuzluklara, karşı devrim hareketlerine karşı başımız dik, alnımız açıksa; O’nun ölçülmez cesareti ve kararlılığına borçluyuz.

Bugün, 25 Kasım 2023 itibarıyla ülkemizin içinde düştüğü siyasal İslamın ve bir ölçüde radikal dinciliğin egemen olduğu ya da olmaya çalıştığı bir durumla karşı karşıya bulunuyoruz. Bu yol giderek kapkara bir görünüme dönüşebilr. Bu bağlamda yönde her türlü bilimselliğin dışlandığı bir yapı ya da düzen kurulabilir. Bu da zaman zaman dillendirilen İslam faşizmi denen baskıcı olguyu topluma dayatabilir. Bu duruma düşmeden ya da ciddi bir biçimde karşı karşıya kalmadan önce demokratik güçler ne yapabilir, nasıl bir araya gelerek bu gidişe dur diyebilir? Biz bunu düşünmeli ve bu yolun taşlarını döşmeye daha fazla geç kalmadan başlamalıyız. Çünkü ülkemizin sosyolojik yapısı, tarihsel gelişim birikimi, kültürü bu yapıya elverişli değildir. Siyasal İslamcı yol, çatışmalı, sancılı ve insan açısından götürüsü çok ama çok fazla olan bir yoldur. Bu nedenle, biz Atatürkçüler dünyanın neresinde olursak olalım, akılcı yöntemlerle bu duruma dur demeliyiz.

Osmanlı’da çok geç başlayan düşünce hareketleri 1908 ve 1923 devrimlerini yaratmıştır. Bu devrimler bize izlenecek yolu, yapılacakl işleri göstermiştir. 1923 devrimiyle kurulan Cumhuriyeti’miz yüzyıl içerisinde büyük yaralar almıştır. Bize düşen görev öncelikle bu yaraları tamir etmek ve sonrasında köklü Cumhuriyet Devrimleri’ni yeniden yaşama geçirmek için mücadeleye devam etmek olmalıdır. Ülkemiz için tek çıkar yol budur.

Bugün Türkiye’de Adaletten sosyal yaşama, eğitime, ekonomiye, insan hak ve özgürlüklerine, kadın cinayetlerine ve çocuk istismarcılığına kadar aysberg’in görünmeyen tarafı kadar sorunlarla boğuşmak durumunda kalınıyorsa bunun tek nedeni Atatürk’ün çizdiği ve öngördüğü sağlıklı yoldan sapma ve de siyasal İslama saplanarak Cumhuriyet’in kazanımlarını safdışı etmekten kaynaklanmaktadır. Bu sorunların tek ilacı Atatürkçülük yani Kemalizm’e dört elle yeniden sarılmaktan geçer. İslamı kendine referans olarak seçen AKP iktidarı ve onun Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de aydınlanma devrimine darbe vurmak ve onu ortadan kaldırmak için ne gerekiyorsa, yapmaya çalışıyor. Demokratik güçler ise, tribünlere oynamakla zaman öldürüyor. Bu nedenle güçlerimizi birleştirerek akılcı yoldan yaşamın ve dünyanın gerçeklerine dönük çalışmalara zaman geçirmeden başlamak zorundayız ya değilse, tahıl örneği değirmen taşlarının arasında un ufak oluruz.

Siyasal İslamcı hareket, bugüne kadar ülkeyi tamamen ele geçirememişse, bunda demokratik güçlerin pasif de olsa gücünden, varlığından kaynaklanmaktadır. Bu pasif gücün bir an önce harekete geçirilmesi gereklidir. Bu gücün başını hem Atatürkçüler hem de CHP ve benzeri örgütler çekebilir. Böylesi bir oluşumda bir eksiklik varsa, o da bunu istemekten geçmektedir. Zaman artık uyuma zamanı değil, eylem zamanıdır.

TBMM”nde tarafsızlık yemini eden AKP’li Cumhurbaşkanı’nın eline geçirdiği adalet sistemi ve polis – asker gücünün yanı sıra yarattığı bir de milis gücü vardır. Buna dayanarak 15 Temmuz FETÖ kalkışmasında yaptığını ileri sürdüğü sözde tepeleme olayını, bugün kendi dışındaki oluşumlara, kişilere her fırsatta gözdağı vermekten, önüne katıp kovalamaktan ve süründürmekten söz etmektedir. İşte bu durumun önüne geçmenin tek yolu ve yöntemi ona karşı verilecek kararlı, güçlü bir mücadele örneğidir. Bu mücadelede olumsuzluklar hatta ölümler de yaşanabilir ama, kazanan Türkiye Cumhuriyeti Devleti olacaktır.

Sevgili dostlar, kurtuluşu, çözümü ve yeniden toparlanmayı yine “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum” diyen yüce bir komutan Atatürk’ün Türk Gençliğine hitaben yazdığı sözlerinde buluyorum.

Bir de konuşmamı sonlandırmadan önce emperyalist güç odakları ve onlarının emrindeki sözde bilim insanlarının Atatürk ve Türkiye üzerine birkaç sözlerini aktarmak istiyorum. Bu sözleri bugün içinde bulunduğumuz durumla karşılaştırabilir, içinde bulunduğumuz benzerliklere şaşırabilirsiniz.

“Türklerin din adamlarını ele geçirip, kullanabilirsek, onlara kendi devletlerini yıktırabiliriz.” Winston Churchil

“Türkler bir devlet kurdu. Bir asker yeniden Türkleri diriltti. Ancak kutsal amacımızdan vazgeçmeyeceğiz. Türkleri İslamla yıkacağız. İngiliz istihbaratının birinci görevi budur.” Lloyd George

“Türkleriin yolları İslam ile kesilebilir. Bu milleti ne kadar karanlığa itersek, bölgedeki çıkarlarımıza o kadar hizmet etmiş oluruz.” Joseph Grew

“Yapılması gereken Atatürk’ün hem din hem de Kürt düşmanı olduğu fikrinin yayılmasıdır.” Kurt Ziemke

“Türkiye Atatürk’ün mirasını reddetmelidir.” Samuel Huntingon

“Atatürk öldü. Nurcular ileri.” Paul Henze

“Kemalizme son verin, Osmanlıyla övünün.” Graham Fuller

“Atatürk yüzünden, planlarımızı yarım yüzyıl ertelemek zorunda kaldık.” David Rockefeller

“Mustafa Kemal, bizim temsil ettiğimiz dünyanın en büyük düşmanıdır.” Guy Rothschild

“ABD kontrolünde bir halife ile İslam dünyasını yönetmek, bizim için en masrafsız yoldur.” Bill Clinton

Yaşasın Cumhuriyet. Ne mutlu Türküm Diyene...

25 Kasım 2023 - Londra

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN