ATATÜRK’Ü ANMAK VE ANLAMAK
Mustafa Sönmez

ATATÜRK’Ü ANMAK VE ANLAMAK

Bu içerik 325 kez okundu.

Her 10 Kasımlar büyük Önder Atatürk’ü anma günü olarak kabul edilmiştir. Atatürk’ü anmak elbette çok önemlidir, onun gibi bir lider bunu hak etmektedir. Emperyalizmin çizmelerinden ve yakılan yıkılan Osmanlı kalıntısı bir toprak parçasından bir vatan ve büyük bir ulus var etmiştir. O’nu anmak kadar anlamak da daha önemlidir.

Bugün Atatürk’ü tam anladığımızı söylemek pek gerçekçi olmaz.  Eğer anlamış, onun emaneti olan cumhuriyetimize gereği kadar sahip çıkmış olsaydık;  içinde bulunduğumuz şu günlerin içine düşmezdik.

Atatürk’ü anlamak için her şeyden önce O’nun düşünce dünyasını, yaşadığı süre içerisinde yaptıklarını ve yapılması için bize bıraktıklarını  çok iyi bir biçimde kavramak ve ona göre çalışmakla olanaklıydı. Fakat, biz bu konularda yayan kaldık. Karşı devrimin değirmenine su taşıdık.

Halbuki Atatürkçülük bir diğer adıyla Kemalizm, Ahmet Taner Kışlalı’nın da söylediği gibi; “Geçmişin bekçiliği değil, geleceğin öncülüğüdür.” İşte biz bunu savsakladık, eyyamcılığı seçtik ve ülkemizin içinden çıkılmaz sorunlar yumağına dönmesine seyirci kaldık.

O, saygıyla andığım İlhan Selçuk’un tanımıyla; “Anadolu’da yaşanan destanın adıdır. Mazlum milletlerin esin kaynağı, kurtuluş ateşidir...

Hizbullahçılar tarafından katledilen Uğur Mumcu yaşarken; “Biz, Ulusal Kurtuluş Savaşı’na ve bu savaşın yüce komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e inançla bağlıyız. İlerici düşüncemizin odağına ‘Kemalist’ düşüncenin kutsal bağımsızlık harcını koyarız” diyerek uyarılarını sürdürmüştü ama, biz uyanamadık.

Bugün karşı devrim tüm hızlıyla değişim, dönüşüm yönetimini kullanarak ülkenin tümüne, yetişen kuşaklara egemen olmak ve el koymak amacıyla durmadan mevziler kazanıyor.

TBMM’ne giren Hizbullah döküntüsü HÜDA PAR milletvekilleri “Kemalizm zehirdir! Biz bu zehri yutmayacağız!”, “Kemalizm illeti bu memleketten çıkartılmadığı müddetçe ya da toplum bundan kurtarılmadığı müddetçe bizim birlik ve beraberliğimizi muhafaza etmemiz imkânsızdır!” , “Kemalist zihniyet sahipleri o zihniyeti terk etsinler ya da onlar da PKK gibi kendilerini lağvetsinler!” gibi saçmalıklar, zırvalıklar geveleyerek şeriat propagandası yapabiliyorlar. İstanbul ve kimi kentlerimizde “Şeriat isteriz” diye yeşil bayraklar açarak salvolar savurabiliyorlar.

Mustafa Kemal Atatürk bunu yaşarken görmüş ve bizlere uyarı niteliğinde 17 Aralık 1927 tarihinde Meclis kürsüsünden şöyle sesleniyordu; “Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil; bilakis bu tip yapılar, din ve devlet düşmanı olduğu, Selçuklu ve Osmanlı’yı bu yüzden batırdığı için yasakladık. Çok değil, yüz yıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki; bazı kişiler, bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirine düşeceklerdir.”

 

 

 

 

 

Konuya Atatürk’ün sözüyle başladık, Atatürk’ün bir başka sözüyle devam edelim:

“… Efendiler! Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların gayesi, Türkiye Cumhuriyeti Halkını tamamen asri ve bütün mana ve eşkali ile medeni bir heyeti ictimaiye haline irsal etmektir. İnkılaplarımızın umdei asliyesi budur… bu hakikatı kabul edemeyen zihniyetleri tarumar etmek zaruridir. Şimdiye kadar bu milletin dimağını paslandıran, uyuşturan bu zihniyette bulunanlar olmuştur. Herhalde zihinlerde mevcut hurafeler kamilen tardolunacaktır. Onlar çıkarılmadıkça dimağa hakikat nurlarını infaz etmek imkansızdır. Türbelerden, yalancı evliyalardan, ölülerden istimdat etmek medeni bir heyeti ictimaiye için şindir. …

Mevcut tarikatların gayesi, kendilerine tabi olan kimseleri dünyevi ve manevi hayatta mazharı saadet kılmaktan başka ne olabilir? Bugün ilmin, fennin bütün şümuliyle medeniyetin muvahcehci şulebasında filen ve falan şeyhin irşadiyle saadeti maddiye ve maneviye arayacak kadar iptidai insanların Türkiye camiai medeniyesinde mevcudiyetini asla kabul etmiyorum.

Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikatı medeniyedir. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kafidir. Rüesayı tarikat bu dediğim hakikatı bütün vüzuhiyle idrak edecek ve kendiliklerinden derhal tekkelerini kapayacak, müritlerinin artık vasılı rüşt olduklarını elbette kabul edeceklerdir. Arkadaşlar ; huzurunuzda muvacehei millete beyanı teşekkür ederken hissettiğim ve gördüğüm hususatı olduğu gibi söylemeyi tarih ve vicdan karşısında vazife bilirim”

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, hiç kuşkusunuz 20’nci yüzyılın en önemli ve tek lideridir. Kısacık yaşamına sığdırdığı ve vazgeçilmezimiz olan “Cumhuriyetimiz” , onun biricik ve sonsuza dek yaşatılacak eseridir.

Atatürk'ün gerçekleştirdiği tüm devrimler, gerçek yaşamda olması, yaşatılması gereken ve daima ileriyi, geleceği, çağdaş dünyayı gözeten devrimlerdir. Çünkü bu devrimler,akla, bilime, içinde yaşanılan çağa, insanın doğal yapısına uygun yeniliklerdir.

Atatürk, büyük bir gayretle ve yılmaz inancıyla umutsuzluğa kapılmadan örgütlenip yönettiği ve utkuyla sonuçlandırdığı Kurtuluş Savaşı, kurduğu cumhuriyet ve gerçekleştirdiği devrimleri ile amaçladığı tam bağımsız bir ülke, yurttaşları eşit ve eşit haklara sahip olduğu, egemenliğin sadece ve sadece ulusa ait olduğu ve her yönüyle çağdaş bir Türk Devleti ve de Türkiye Cumhuriyeti'ni bizlere bırakmış, sonsuza dek yaşatılmak üzere emanet etmiştir. İşte sorun buradadır. Biz bu emaneti hakkıyla koruyabildik mi?

İşte her 10 Kasımlarda ortaya çıkan azılı Atatürk düşmanlarını asıl rahatsız eden canı kanı pahasına ortaya koyduğu ve var ettiği tam bağımsız, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Bunlar laik ve çağdaş cumhuriyeti hiçbir zaman benimsememişlerdir.

Sonuç olarak Mustafa Kemal Atatürk diyor ki;

Adalet dilenmek ve acındırmak gibi bir ilke yoktur. Türkiye’nin yarınki çocukları, bunu bir an akıllarından çıkarmamalıdır. Özgürlüğünü ve bağımsızlığını korumak yolunda savaş vermeyi bilmeyen uluslar için yaşama hakkı yoktur. Bu uğurda savaş gerekir...

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü özlemle, minnet ve saygıyla anıyor, anısı önünde saygıyla eğiliyorum. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN