CUMHURİYET’E VEDA, DEMOKRASİ MODA!
Mustafa Sönmez

CUMHURİYET’E VEDA, DEMOKRASİ MODA!

Bu içerik 1266 kez okundu.

Türkiye Cumhuriyetimiz yakında 90.yılını kutlayacak. Mustafa Kemal Atatürk dönemini saymazsak, 75 yıldır Cumhuriyetimiz  üzerinde oynanan oyunlar siyasi tarihimizin sayfalarına sığmaz. Herşeye karşın Cumhuriyetimiz ayakta kalmayı başarmış ve 90.yılına ulaşmıştır.


2002 Kasım’ında işbaşına  İslamcı AKP iktidarı geldi. Bu iktidar halkın din duygularını sömürerek rüşvet tabir edilebilecek olan makarna, pirinç, ayçiçek yağı türünden olmadı buzdolabı, çamaşır makinesi bonus olarak dağıttı. Bu şekilde oy toplamanın keyfine doyum olmaz felsefesiyle oy avcılığı yaptı. Böylece din iman destekli hazıra alıştırılan şükürcü  politikaların kurbanı halk yığınları, yandaş ve kandaş basının yirmi dört saat beyin yıkama jimnastiğiyle son on yılda Cumhuriyet ve kazanımlarına “tu ka ka” gözüyle bakmaya başladı.


Bunu kendine göre fırsata dönüştürmeye çalışan dinci AKP iktidarı türlü hilelerle, ayak oyunlarıyla kendisine düşman kabul ettiği başta askerler olmak üzere aydınları, yazarları, gazetecileri, üniversiteler ve gençliğini safdışı etti. Meydanı boş sandığı anda patlayan “Taksim Gezi Olayları”nı aşırı polis gücü kullanarak bertaraf etmeye çalıştı. Ülkede adı sanı duyulmayan gizli örgüt üyesi olmayan genç kalmayarak, hapislerimiz gençlerle doldu.


Komşularımızla “Sıfır Sorun” politikasıyla sorunlar yumağı içerisine attı. Suriye’yle savaşın eşiğine getirdi. Kürt sorunu çözeceğim diye ülkede ikibaşlılığın ortaya çıkmasına yol açtı. İktidarın başı her ağzını açtığında geçmişe lanet okudu ve okuyor. Herşeyi kendisiyle başlatmayı öylesine âdet haline getirdi ki, anti-demokratik uygulamalarının adını demokratik uygulamalar gibi sunmaya başladı. Ben yaptım oldu politikalarını kendisine karşı olanları susturmaya yönelik üzerlerinde “Demokles’in Kılıcı” gibi sallandırmayı marifet kabul etti. Neredeyse, ülkemizde zulmetmeye elde ahali kalmadı.


Başbakan ortaya bir “Demokratikleşme Paketi” sözü attı ve aylarca içeriği ve aldığı yol bir sır gibi sıkı sıkıya saklandı. Gün döndü zaman geldi ve birden açıklama kararı aldı. Açıkladı. O da ne, ortaya ne idüğü belirsiz ucube birşey çıktı yani dağ fare doğurdu... Günlerce yapılan tantanaya, bir de ortaya çıkan sonuca bakın; “Fossssssssssssssss!..” Fakat tapu mühürlü AKP yandaşları bayram etti.


Türkiye’de sadece iktidar partisi mi var? Muhalefet, Sivil Toplum Örgütleri, aydınlar ve akl-ı selim vatandaşlar yok mu? Pakete bakıyorsunuz, ülkenin yetersiz demokratik yapısını güçlendirmenin dışında herşey var. Ülke insanımızın temel hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi gerekirken sırf birşeylere özgürlük adı altında daraltılması ve bunun şaşaalı bir biçimde dillendirilmesini anlamak olanaklı değildir.


Demokrasi ya da demokratikleşme, kendisini demokrasiyle yönetildiğini ileri süren hiçbir devlet tarafından etnik ve dinsel politikalar üzerinden yapılamaz ya da yapılaması dahi düşünülemez. Ne yazık ki, AKP iktidarının ortaya koyduğu demokratikleşme paketi dinsel referensler üzerine kurgulanmış ve AKP seçmeninin gözünü boyamaya yönelik olmaktan öteye gidemeyen bir “Anti-demokratikleştirme Paketi”dir. Amaç Cumhuriyetimizi yok etmeye, onun temel değerlerini, laikliği ve çağdaş bireyi ortadan kaldırmaya yöneliktir. Çağdaş birey değil, şükürcü bireyler toplumu yetiştirmeyi amaçlamaktadır.


AKP eğitim sistemini kökten değiştirmek için 4+4+4 formülünü getirmesinin asıl nedeni de budur. Milli Eğitim Bakanlığı müfredatında dersler değiştirildi, ek dersler getirildi. Düz okullar “İmam Hatip Okulları”na dönüştürülerek bu okullara giden öğrenci sayısı yüzbinleri aştı. Son on yılda gelinen nokta; 2002 – 2003 öğretim yılında İmam Hatip Okullarının sayısı 450 ve öğrenci sayısı 71.000 iken, 2013 – 2014 öğretim yılında İmam Hatip Okullarının sayısı 2074 ve öğrenci sayısı 450 969’a ulaştı. Acaba biz, bu “İmam Ordusu”nu Suriye’ye karşı savaş için mi hazırlıyoruz yoksa Cumhuriyeti dolaylı yollardan ortadan kaldırmak için mi?


Demokratikleşme Paketi, insanımızı öyle bir demokratikleştirecek ki, TV’lerde sunuculuk yapan bayanların kıyafetlerinden hoşlanmayan iktidar sahipleri hemen işlerine son verdirerek onları öyle bir demokratişkleştirecekler (!) ki, cümle âlem demokrasimizin eşsizliği karşısında elpençe divan duracak. İki de bir ağızlarına “Kopenhag Kriterleri”ni almaya cesaret edemeyecekler...


Başbakan Tayyip’in “Demokratikleşme Paketi”ndeki ileri demokrasi örneklerine hayran kalıyoruz. Bu paket doğrultusunda yönetmeliklerde de değişikliklere gidildi. Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik ile, türban yasağını kaldırılırken aynı zamanda kadın memurlarla ilgili yeni yasaklar getirildi. Buna göre,“Kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile streç, kot ve benzeri pantolonlar giyilmez. Etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz. Terlik tipi (sandalet) ayakkabı giyilmez.” İşte bu ileri demokrasi paketine dense dense ancak, İslam Faşizmi kokulu “Çarşaf Demokrasisi Paketi” denir.


Amacına ulaşmak için demokrasiyi kendisine kalkan olarak gören “Milli Görüş Gömlekli” başbakanın tek bir amacı ya da yolu vardır. O da: “Türkiye Cumhuriyeti”ni ortadan kaldırıp yerine “Ilımlı İslam Cumhuriyeti” kurmaktır.


Gerisi herşeyin bahanesidir yani laf-ı güzaftır.


Hasan Dölek’ten yanıt bekliyorum


Sevgili okuyucular, bu sütunlarda İsveç Türk İşçi Dernekleri Federasyonu Başkanı Hasan Dölek’e ilgili iki açık mektup yayınladım, sorular sordum. Federasyon başkanından hâlâ sorularıma yanıt alamadım. Bekliyorum...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN