Ergenekon Davası Üzerine Çeşitlemeler
Mustafa Sönmez

Ergenekon Davası Üzerine Çeşitlemeler

Bu içerik 1198 kez okundu.

Ergenekon Davası adıyla bilinen ve tarihe bir yargı fiyaskosu biçiminde yansıyacak davada karar günü olarak 5 Ağustos tarihi belirlendi. Bir aksilik olmazsa, davanın başlangıcında belirlenen cezalar yaşama geçirilmiş olacak. Bu dava söz yerindeyse, “Evlere şenlik” mantığıyla yürütülerek, karar aşamasına gelinmiş durumda.


Davanın açılma aşamasında dünyanın hiçbir yerinde olmayacak ya da görülmeyecek, duyulmayacak bir durum yaşandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Ben bu davanın savcısıyım” diyerek dünya yargı tarihinde adalete peşinen müdahale eden ilk başbakan olarak geçti. Ayrıca bugün ülkemizde adalet sisteminin geldiği noktayı göstermesi açısından da oldukça düşündürücü, düşündürücü olduğu kadar da ülkemizi küçük düşürücü ve hukukun üstünlüğünü ayaklar altına alan vahim bir talihsizliktir.


Bu dava ta başından beri iktidar açısından bir “öç alma” davası olarak değerlendirilmiş, ortaya konan ya da masa başında birileri tarafından üretildiği varsayılan gerçekçi olmayan belgeler davanın hem seyrini hem de gereksiz yere uzamasına neden olmuştur. Bu dava bir “Senaryo ya da komplo teorisi” üzerine inşaa edildiğini görüntüsü yansıtan ve dava avukatlarının tek tek ortaya çıkardıkları saçmalıklarla doludur. Yarın açıklanacak karar bir ölçüde ısmarlama karar olmaktan öteye geçemeyen bir karar olacaktır.


Ergenekon Davası iddianamesi binlerce sayfayı içermektedir. Bu davayı yabancı kişilerde ilgiyle izlemektedirler. Bunlardan birisi olan gazeteci Gareth Jenkins “Gerçek ile Fantazi Arasında: Türkiye’nin Ergenekon Soruşturması” adlı bir rapor yazmıştır. Bu raporunda, “Ergenekon soruşturması, şu an Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile bir iktidar mücadelesine girmiş olan Fetullah Gülen hareketinin üyeleri tarafından yürütüldü” biçiminde ifadeler kullanması, işin gerçek yüzünü yansıtması açısından kayde değer bir yorumdur.


BBC Türkçe Bölümünde çalışanlardan Rengin Aslan’ın yaptığı habere göre Jenkins, “Ergenekon soruşturması ilk başladığında pek çok kişi soruşturmayı yürütenlerin iddialarını ön kabul yoluyla algılamaya hazırdı. Türkiye komplo teorileri ile dolu ve derin devlet olarak bilinen Gladyo tarzı bir ağ Türkiye’nin modern tarihinin bir gerçeği” olarak değerlendirirken, bizlere hiç de yabancı olmayan düşüncelerini ortaya koyuyor. Gazetecinin şu söylemini de dikkate almakta yarar var: “Şimdilerde davada, en azından bir çatlak olduğunu bilmeyen birini bulmanız çok zor. Sanırım pek çok kişi artık davanın siyasi motivasyonla üretilmiş olduğunu anladı.” Elin adamı oturup binlerce sayfayı incelerek bir rapor hazırlıyor ve davanın siyasi olarak yürütüldüğünü yazıyor. Bizim peşin hükümlü aydınlarımız, yalaka gazetecilerimiz ve çıkarcı sermayedarlarımız başlarını hâlâ kuma gömmeye devam ediyor.


 

Ergenekon davasını başından beri izleyen avukatlardan Celal Ülgen’in şu değerlendirmesi davanın özünü ortaya koyması açısından çok önemlidir. Ülgen, “Cemaat, uluslararası güçler ve işbirlikçilerin oluşturduğu bir güç karşısında egemen olmadıklarını ve yönlendiremediklerinin itirafı. Davul iktidarın boynunda ama tokmak başkasında. Sadece cemaat desem değil. Sadece uluslararası güçler desem o da değil. İşbirlikçi desem o da değil. Bunların hepsinin oluşturduğu bir güç. İsmini, tanımını net yapamadığımız bir güç var. Bu güç, hem TBMM’nin çıkardığı kanunlara hem yürütmenin takındığı son aylardaki tavırlara karşı inatla ve ısrarla karşı çıkarak, tutukluluğu sanki yargılamanın olmazsa olmaz koşulu gibi dayatıyor. Kim Adalet Bakanı’na karşı direnme gücünü gösterebilir? Kim Başbakan’ın sözlerine karşı tersi yönde davranabilir? Bu cesareti nereden alabilirler? Bu soruların yanıtını bulduğumuzda neyle karşı karşıya kaldığımızı da göreceğiz.”



Evet, yarınki karar Celal Ülgen’in varsayımlarında ne kadar haklı ya da haksız olduğunu ortaya koyacaktır. Ergenekon Davası’nda karar açıklanırsa ve bu karar sanıkların aleyhine olması durumunda adalet tarihimiz ağır bir darbe yiyecektir. Bunu herkesin bilmesi gerekir.

 

AKP 2002 yılının sonlarına doğru iktidara geldikten sonra tüm gücünü Cumhuriyet ve değerleriyle mücadeleye verirken aynı zamanda da askeri vesaiyet olarak adlandırdıkları güçten öç almanın peşine de düşmüştür. Son YAŞ kararları işin çarpıklığını gözler önüne sermektedir. Bu kararlarla tüm askeri teamüller bir kenara bırakılmış ve başbakan kendi düşüncesine göre hareket etmiştir. Bu durum askerler arasında hoşnutsuzlukların, çekişmelerin ya da başka olumsuzlukların yaşanmasına neden olabilecektir. AKP iktidarının geçmişten öç alma duygusu Ergenekon Davası’nın ortaya atılmasında da önemli bir rol oynamış ve bu durum ülkenin bir kaosa sürüklenmesine yol açacak boyuta ulaşmıştır.

 

Ergenekon Davası’nda ortaya çıkacak olan karar ne olursa olsun iktidarın gölgesinde alınmış bir karar olmaktan ileriye gidemeyecektir. Olan suçsuz insanların haksız yere yıllarca hapis yatmalarına neden olacaktır.


Bu bir insanlık dramıdır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN