AMAÇ ÜZÜM YEMEK Mİ?
Mustafa Sönmez

AMAÇ ÜZÜM YEMEK Mİ?

Bu içerik 645 kez okundu.

10 ilimizi etkileyen ve şimdiye kadar 36 binden fazla insanımızın ölümüne ve 80 binden fazla insanımızın yaralanmasına yol açan Kahramanmaraş depreminin acılarını sarmaya, etkilenen insanlarımıza her türlü yardımı çeşitli yollardan ulaştırmaya çalışıyoruz. Görünen o ki, depremlerin yol açtığı felaketler karşısında hâlâ gerekli eşgüdüm çalışmasını beceremiyoruz.

Cumhuriyeti’mizin 100. yılına girdiğimiz bu yıl içerisinde üç büyük depremle karşı karşıya kaldık. Ne yazık ki, mevcut iktidar da işin başından itibaren eşgüdümü sağlamakta, gerekli araç gereçi yollamakta çok geç kaldı. Kimi yörelere 4-5 gün hiç yardım gitmedi.İster istemez vatandaşlarımız, “Devlet nerede?” sorusunu sormaya başladı. Amacım eleştirinin dozunu kaçırmak değil ama, eleştiri olmadan da yapılan işlerin sorgulanması olmuyor.

Devletin felaketler için kurduğu AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) adlı bir kurum var. Bu kurum ne yaptığını, nasıl hareket edeceğini ve işin garip tarafı eşgüdüm çalışmalarından bihaber dersem, abartmamış olur. Bu kurum nedense, KIZILAY adlı kurumumuzu arka planlara iterek insani yardımların büyük çaplı felaketzedelere ulaşmasını geçiktirmiş oldu. Bunun nedenini anlamak öyle pek kolay görünmüyor.

Felaketlerde ilk elde gördüğümüz askerimizi ancak 2 ya da 3 gün sonra görebildik. Neden geç olarak göreve çağrıldılar anlayamadım ama, meğerse; EMASYA (Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü) adlı bir protokol varmış ve bu protokol 15 Temmuz darbe girişimi sonrası bilmem kaçıncı kez yürürlükten kaldırılmış. Peki, neden kaldırılmış? Bunu tam olarak açıklayan yok. Bu nedenle gelen eleştiriler üzerine vatan evladı askerlerimiz felaket bölgelerinde görevlendirilmişler...

Felaketlerimizde gerek yurtiçinden gerekse yurtdışından gönüllü vatandaşlarımız, sivil Toplum Kuruluşlarımız canla başla çalışarak gerek maddi gerekse giyecek ve yiyecek konusunda çalışyorlar. Bazen de direk ihtiyaç sahiplerine ulaşarak destek olmaya, acılarını hafifletmeye uğraşıyorlar. Ne yazık ki, STK’lar ile devlet arasındaki eşgüdümü sağlayacak düzenleme yok.

İnsan basından hayretle okuyor. Haluk Levent adlı bir sanatçımızın kurduğu AHBAP adlı yardım kuruluşu AFAD ile işbirliği içerisinde cansiperane çalışıyor ama, iktidarın payandası Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Devlet bahçeli’nin zehir zemerek suçlayıcı ithamlarından kurtulamıyor. Bu ne akıl almazlık ya da izansızlık. İnsanda vicdan olmalı dedirtiyor. Bahçeli; “Devletin yetişemediği ne vardır da ahbapçılar ve babalacılar akbaba gibi kanat çırpmaktadır? Bu sahtekârların artık TV'lerde yer almaması lazımdır. Devleti acz içinde gösterircesine sosyal medyaya üşüşenler bindikleri dalı kestiklerini ne zaman anlayacaklardır? Yardım ve desteklerin AFAD aracılığıyla yapılması en doğru yoldur” yönünde mantık dışı sert eleştiriler getiriyor.

Bahçeli bunları söyler de, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu boş durur mu? O da üstü kapalı bu gönüllü kuruluşu hedef alıyor: “Yardım kampanyası AFAD tarafından gerçekleştiriliyor, onun için toplanan bağışlarla ilgili ne harcandı, ne kadar harcandı, bunun tamamen geçmiş dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de aynı istikamette olacağını söylemek isterim. Bu konuda devletle eş koşmaya çalışan varsa da gereği yerine getirilecektir” ifadelerini kullanıyor.

TAMP (Türkiye Afet Müdahale Planı) adlı AFAD’ın bünyesinde olan başka bir kuruluş daha var. Bugün depremin yaşandığı 10 ilde devletin attığı her adım TAMP kapsamında belirleniyor. Bu kuruluş için biraz geriye giderek bakacak olursak, örneğn AFAD’ın kendi raporundan Marmara Depreminde (Düzce), TAMP kapsamında il ve ilçelerde yeterli koordinasyon sağlanamamıştır. Afet gruplarının hazırlıksız olması AFAD merkezinin yerinin yanlış seçilmesi, kurumlar arası işbirliği ve koordinasyonun yetersiz kalması sağlıklı bir yönetim sürecinin önüne geçmiştir. TAMP sağlıklı olarak işlemediğinden görev ve sorumluklar ortada kalmış, kurul anlık çözüm üretme yoluna gitmiştir. (...) Sahadan alınan bilgilere göre yöneticilerin doğru şekilde bilgilendirilmesi ve afet öncesinde planlandığı şekilde müdahalenin gerçekleştirilmesi gerekirken afet yönetim sürecinde yöneticiler anlık çözümler üretmek ve sonuçları kestirilemeyen durumlarla karşı karşıya kalmıştır. (...) Her ne kadar senaryo 7.2 Mw büyüklüğünde bir depreme göre hazırlanmış olsa da yapılan hazırlıkların büyük bir afetin müdahalesini karşılamadığı, personel araç ve diğer kaynak kapasitesinin yeterli olmadığı anlaşılmaktadır” denilmiştir.

Peki, bu rapordan ya da eleştirden neden ders alınmamıştır?

Bu kurum yine var olması, sağlanması gereken eşgüdüm çalışmalarında ve yardım dağıtımında çok çok yetersiz kalmıştır. Bunun nedeni olarak yetkili kişilerin yetersizliği ileri sürülmektedir. 85 milyonluk koskoca ülkede işin ehli olan, yeterli donanıma sahip kişiler yok mudur? Neden, kayırmacılık ve bu bizden mantığıyla iş yapılmaktadır. İşin ehli olmayan liyakatsız kişiler en önemli mevkilerde görev almışlardır ya da işin başına getirilmişlerdir? Bu durumlara bir son verilmeden düzelme beklemek boşunadır.

Aile Bakanlığına bağlı bir daire var ve adı: Göç, Afet ve Acil Durumlarda Psikososyal Destek Dairesi. Bunun başında işin ehli bir uzmanın bulunması gerekir değil mi? Ne gezer, bu dairenin başında Osman Etyemez adlı bir kişi bulunuyor. Bu kişi, Karaman İl Müftülüğünden Ankara İl Müftülüğüne ve oradan da Göç, Afet ve Acil Durumlarda Psikososyal Destek Dairesi Başkanlığına atanıyor. Bu atamada akrabası olan AKP Konya Milletvekili Halil Etyemezin etkili olduğu basında yazılanlar arasında yer alıyor. Gene basından öğrendiğim kadarıyla bu kişiKuran tilavetikonusunda başarılıymış...

Deprem gibi büyük felaketlerden ve bu durumdan etkilenen genellikle de çocuklar için özel psikolojik çalışmalar yapılır. Çocukların bu durumdan kurtulmalarına, bu durumu atlatmalarına yardımcı olunur. Avrupa’da ya da yaşadığım İsveç’te böylesi durumlarda uzman psikologların yer aldığı çalışmalar yapılır. Çocukların, gençlerin normal yaşamlarına geri dönmeleri sağlanır.

Milliyetçi Hareket Partisi Başkanı Devlet Bahçeli, yaptığı başarılı yardımsal çalışmalarla bilinen AHBAP’çılara ya da benzeri kuruluşlara boşuna sözlü saldırmıyor veDevletin yetişemediği ne vardır” derken de liyakatsız kişilerin beceriksizliklerini kapatmaya çalışıyor. Yaklaşan seçim için düşen oylarının hesabını yapıyor.

Bahçeli’nin unuttuğu bir şey var; “Kimi adamlara üzüm de yedirmezler, bağcıyı da dövdürmezler...

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
ATATÜRK: “ÖĞRETMENLER YENİ NESİL SİZİN ESERİNİZ OLACAKTIR”
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
BUGÜN 5 ARALIK TÜRK KADININA SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ TANINMASININ 90. YIL DÖNÜMÜ KUTLU OLSUN